SIRADAN KADIN – TOKAT – VE ÇÖKEN BİR İMPARATORLUK

.

SIRADAN KADIN – TOKAT – VE ÇÖKEN BİR İMPARATORLUK

1. Bölüm – Sıcak Asfalt ve Yanlış Bir Tokat

Temmuz ayının kavurucu sıcağı, Meridya şehrinin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Öğle saatlerinde asfalt eriyor, egzoz dumanı havayı kesif bir sise dönüştürüyordu. Trafik sıkışmış, korna sesleri birbirine karışmıştı.

Şehrin eski semtlerinden biri olan Kordon Yolu’nda rutin bir asayiş kontrolü vardı. Siyah üniformalı polisler araçları çeviriyor, sürücüleri sert bakışlarla süzüyordu.

O sırada beyaz, sıradan bir sedan araç yavaşça kontrol noktasına yaklaştı.

Direksiyonda Elif Arın vardı.

Üzerinde sade bir tişört, kot pantolon ve güneş gözlüğü vardı. Ne koruma ne makam aracı… O gün sadece bir arkadaşının nişanına gitmek isteyen sıradan bir kadındı.

Ama onu durduran Komiser Murat Yalçın için bu sadece “bir kadın sürücü”ydü.

“Ehliyet ve ruhsat.”

Sesindeki buyurgan ton, güneşten daha yakıcıydı.

Elif belgeleri uzattı.

Murat göz ucuyla baktı. Sonra arabayı süzdü.

“Cam filmi yasak. Arka stop lambası hafif kararmış. Emniyet kemerini geç taktın.”

“Elimde belgelerim var. Araç muayenesi güncel. Cam filmi yasal sınırlar içinde,” dedi Elif sakin bir sesle.

Murat kaşlarını çattı.

“Sana mı soracağız yasal sınırı?”

Elif gözlüğünü çıkardı. Bakışları netti.

“Kanun maddesini gösterebilir misiniz?”

Bu cümle Murat’ın gururuna dokundu.

“Sen kim oluyorsun da bana kanun öğretiyorsun?”

Etraf kalabalıklaşmaya başlamıştı.

Elif sesini yükseltmedi.

“Sadece hakkımı soruyorum.”

O an Murat’ın sabrı koptu.

El havada kavis çizdi.

Tokat, Elif’in yüzünde patladı.

Bir anlık sessizlik…

Sonra fısıltılar…

O tokat sadece bir kadına atılmamıştı.

Bir sisteme atılmıştı.

Ama Murat bunun farkında değildi.


2. Bölüm – Karakolun Soğuk Duvarları

Elif gözaltına alındı.

“Görevli memura mukavemet” suçlamasıyla.

Karakol, rutubet kokan dar koridorlara sahipti. Floresan ışıklar titriyordu.

Elif, ifade odasında plastik sandalyeye oturtuldu.

Murat karşısına geçti.

“Kim olduğunu sanıyorsun?”

Elif sessizdi.

Telefonunu istemişlerdi.

Ama vermemişti.

Çantasının içinde hâlâ kimliği duruyordu.

O kimlik, Murat’ın kariyerini bitirecek kadar güçlüydü.

Ama Elif hemen açıklamak istemiyordu.

Çünkü o sadece kendisi için değil, sistem için görmek istiyordu.

Murat tutanak yazıyordu.

“Şahıs agresif tavırlar sergiledi.”

Kapı çalındı.

Genç bir polis memuru içeri girdi.

“Komiserim, kadının çantasında resmi bir kimlik var…”

Murat tersledi.

“Ben bakarım!”

Kimliği aldı.

Açtı.

Bir an…

Yüzü soldu.

“Yüksek Yargı Kurulu Başdenetçisi – Elif Arın.”

Elindeki kalem düştü.

O tokat…

Devlete atılmıştı.


3. Bölüm – Şehrin Değişen Nabzı

Yarım saat içinde karakolun önü doldu.

İç denetim birimi geldi.

Emniyet Müdürü geldi.

Basın geldi.

Murat Yalçın’ın sesi artık çıkmıyordu.

Elif ifade verdi.

Sakin.

Net.

“Görevli memur yetkisini kötüye kullandı. Fiziksel müdahalede bulundu.”

Güvenlik kamerası görüntüleri izlendi.

Tokat kayıttaydı.

Tutanakta yazanlar yalandı.

Aynı karakolda son iki yılda açılan 17 şikâyet dosyası yeniden incelendi.

Hepsi “delil yetersizliği” ile kapanmıştı.

Ama artık delil vardı.


4. Bölüm – Çöken İmparatorluk

Soruşturma büyüdü.

Murat tek değildi.

Rüşvet, usulsüz ceza, tehdit…

Bir zincir vardı.

43 personel açığa alındı.

6’sı tutuklandı.

Murat Yalçın kelepçeyle götürüldü.

Bir zamanlar insanlara “sen kimsin?” diyen adam, şimdi başı eğik yürüyordu.

Elif hiçbir basın açıklamasında adını öne çıkarmadı.

“Bu mesele şahsi değil. Bu, sistemin içindeki çürümeyle ilgilidir,” dedi.

Şehir konuşuyordu.

Ama asıl değişim sokakta başladı.

Artık polis bir aracı durdururken daha dikkatliydi.

İnsanlar daha bilinçliydi.

.

.

5. Bölüm – Sessiz Gücün Zaferi

Aylar sonra Meridya Valiliği’nde bir toplantı yapıldı.

Elif kürsüdeydi.

Yine sade kıyafetler içindeydi.

“Güç, kimliğiniz gizliyken nasıl davrandığınızdır,” dedi.

“Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil; trafikte, sokakta, bir dur ihtarında başlar.”

Salon sessizdi.

Kimse başını kaldırmıyordu.

Elif konuşmasını bitirdi.

Alkış gelmedi.

Ama bir farkındalık vardı.

O gün Meridya şehri bir şey öğrendi:

Gerçek güç bağırmaz.

Gerçek güç gösteriş yapmaz.

Ama haksızlık gördüğünde sessiz kalmaz.

Ve bazen…

Sade bir tişört giyen bir kadın,

Bir şehrin kaderini değiştirebilir.