Siyah Araba – Haksız Yere Durduruldu – İçinden Çıkan İsim Herkesi TİTRETTİ!
.
Siyah Araba
Bolu Dağı’nın virajlı yolları öğleden sonra güneşinin altında parlıyordu. Asfaltın üzerindeki sıcak hava dalgaları görüşü bulanıklaştırıyor, uzaktan bakıldığında yol sanki eriyormuş gibi görünüyordu. Otoyol neredeyse boştu. Ara sıra geçen araçlar arkalarında ince bir toz bulutu bırakarak ufukta kayboluyordu.
Bu sessizliğin ortasında siyah, parlak bir sedan orta şeritte ağır ağır ilerliyordu.
Direksiyon başındaki kadın altmış yaşlarının başındaydı. Saçları beyazdı ve ensesinde düzgün bir topuz halinde toplanmıştı. Yüzündeki ifade sakin, hatta biraz da mesafeliydi. Onu ilk kez gören biri sıradan bir emekli öğretmen ya da akademisyen sanabilirdi.
Ama Ayla Gürsoy sıradan biri değildi.
Yıllarca ağır ceza mahkemesinde başkanlık yapmış, sayısız önemli davaya imza atmış bir hukukçuydu. Şimdi emekliydi, fakat hukuk dünyasında hâlâ saygıyla anılan bir isimdi.
Üstelik çoğu kişinin bilmediği başka bir kimliği daha vardı.
Türkiye’deki en sert ve tavizsiz bürokratlardan biri olarak tanınan Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Kenan Gürsoy’un eşiydi.
Ayla Hanım buna rağmen gösterişten hoşlanmazdı. Koruma konvoyları, şoförlü araçlar ya da resmi ayrıcalıklar onun tarzı değildi. Çoğu zaman arabasını kendi kullanır, hayatını mümkün olduğunca sade yaşamayı tercih ederdi.
İşte o gün de yalnızdı.

Siyah sedan Bolu Dağı’nın inişli çıkışlı yollarında sakin bir tempoyla ilerlerken otoyolun sessizliği bir anda yırtıldı.
Arkadan gelen tekdüze bir siren sesi duyuldu.
Ayla Hanım dikiz aynasına baktı.
Bir trafik ekibi hızla yaklaşıyordu.
Birkaç saniye sonra siren daha da yaklaştı ve polis aracından gelen el işaretiyle Ayla Hanım’a sağa çekmesi söylendi.
Kadın şaşırdı ama itiraz etmedi. Sinyalini verdi ve aracı emniyet şeridine çekti.
Motoru kapattı.
Camı indirdi.
Ve sakin bir şekilde bekledi.
Polis aracından üç kişi indi.
En önde yürüyen genç adam Komiser Yardımcısı Barış’tı. Teşkilata yeni katılmıştı ve kurallara aşırı bağlılığıyla tanınıyordu. Fakat aynı zamanda aceleci ve fevri biri olduğu da herkes tarafından biliniyordu.
Barış arabaya yaklaşırken telsizde az önce geçen anons aklından çıkmıyordu.
“Şüpheli siyah sedan. Ani frenler ve zikzak hareketleri yapıyor.”
Karşısındaki araba tarifle birebir örtüşüyordu.
Camın arkasında beyaz gömlekli, saçları topuz yapılmış bir kadın görünüyordu.
Barış kaşlarını çattı.
Onun zihninde bu görüntü çok farklı bir hikâyeye dönüşmüştü.
“Zengin birinin şımarık kızı…”
Arabaya sert adımlarla yaklaştı.
Kadın konuşmaya fırsat bulamadan bağırdı.
“Defol arabadan! Hemen in aşağı!”
Ayla Hanım bir an donup kaldı.
Bu ton bir polis memuruna hiç yakışmıyordu.
Yine de sakinliğini bozmadı.
“Memur bey, sanırım bir yanlış—”
Barış sözünü kesti.
“Telsizden adın anons edildi! Trafiği tehlikeye atıyorsun!”
Kadın yavaşça torpido gözüne uzandı.
Ehliyetini çıkaracaktı.
Ama Barış bunu farklı yorumladı.
Birilerini arayacağını, torpil kullanacağını düşündü.
Bir anda öfkelendi.
Açık camdan içeri uzandı ve kadının omzunu sertçe kavradı.
“Ne o? Avukat babanı mı arayacaksın?”
Yanında duran polis memuru Emre şaşkınlıkla bağırdı.
“Barış! Dur!”
Ama artık çok geçti.
Ayla Hanım omzundaki sert dokunuşla sarsılmıştı.
Fakat yüzündeki ifade değişmedi.
Sadece gözlerini kaldırdı.
Ve Barış’ın gözlerinin içine baktı.
O bakışta korku yoktu.
Öfke de yoktu.
Sadece derin bir hayal kırıklığı vardı.
Sonra sakin ama keskin bir sesle konuştu.
“Elinizi omzumdan çekin.”
Barış istemsizce geri çekildi.
Kadın çantasını açtı.
İçinden iki kart çıkardı.
Birini Barış’a uzattı.
Barış kartı eline aldı.
Ve yüzündeki kan çekildi.
Kartta büyük harflerle yazıyordu:
Emekli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
Ayla Gürsoy
Altındaki ikinci kartı görünce boğazı kurudu.
Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı
Kenan Gürsoy’un eşi
Otoyoldaki hava bir anda buz kesti.
Barış bir adım geri çekildi.
“Si… siz…”
Ayla Hanım hiçbir şey söylemedi.
Sadece ona bakmaya devam etti.
Tam o sırada telsizden bir anons geldi.
“Merkezden tüm ekiplere. Şüpheli araç anonsu yanlış yapılmıştır. Aranan araç farklı bir güzergâha sapmıştır.”
Barış’ın dizleri titredi.
Sadece yanlış kişiyi durdurmamıştı.
Aynı zamanda ona fiziksel müdahalede bulunmuştu.
Üstelik bu kişi…
Teşkilatın en güçlü isimlerinden birinin eşiydi.
Ayla Hanım arabadan indi.
Sessiz ama otoriter bir duruşla Barış’ın karşısına geçti.
“Komiser Barış.”
Genç adam irkildi.
“Az önce benim iş birliği yapmadığımı söylediniz. Bu kanıya nasıl vardınız?”
Barış başını eğdi.
“Yanlış değerlendirdim efendim.”
Kadın birkaç saniye sustu.
Sonra sordu.
“Eğer ben sıradan bir vatandaş olsaydım… yine aynı şekilde davranır mıydınız?”
Kimse cevap veremedi.
Sessizlik ağırlaştı.
Bir süre sonra uzaktan bir polis aracı daha geldi.
Devriye ekip amiri Başkomiser Murat arabadan indi.
Durumu anladıktan sonra derhal özür diledi.
Barış ve diğer memurlar rapor yazdı.
Olay kapanmış gibi görünüyordu.
Ama aslında her şey yeni başlıyordu.
Çünkü Ayla Hanım arabasına binip yola devam ettiğinde aklında başka bir soru vardı.
Bu gerçekten sadece bir yanlış anlaşılma mıydı?
Yoksa daha büyük bir şey mi?
Bir saat sonra cevap ortaya çıktı.
Araç kamerasının kayıtlarını incelerken beyaz bir arabanın onları takip ettiğini fark ettiler.
Araba bir noktada camdan siyah bir poşet fırlatmıştı.
Poşet patlamış, içinden siyah bir sıvı akmıştı.
Ve tam o sırada Ayla Hanım fren yapmak zorunda kalmıştı.
Yani polislerin “şüpheli hareket” sandığı şey aslında bir kazayı önleme refleksiydi.
Ama daha tuhaf bir şey vardı.
Beyaz araba kaçmamıştı.
Uzaktan onları izlemeye devam etmişti.
Ayla Hanım ekrana uzun süre baktı.
Sonra fısıldadı.
“Bu tesadüf değil.”
Barış şaşkınlıkla sordu.
“Yani biri sizi bilerek mi takip etti?”
Kadın başını salladı.
“Evet.”
Sonra plakayı büyüttüler.
Emre’nin yüzü soldu.
“Bu araba… geçen ay soruşturmasını durdurmamız emredilen araç.”
.
.
“Kim emretti?” diye sordu Ayla Hanım.
Emre tereddüt etti.
Sonunda fısıldadı.
“Daire Başkanı Hakan Bey.”
Arabada sessizlik oldu.
Ayla Hanım gözlerini kapadı.
Bulmacanın parçaları yerine oturuyordu.
Teftiş kurulunun yürüttüğü büyük yolsuzluk soruşturması…
Birçok üst düzey bürokratı korkutmuştu.
Ve şimdi biri onu durdurmaya çalışıyordu.
Bir süre sonra beyaz araba gerçekten geri döndü.
Kontrol merkezinin önünde durdu.
İçinden iki adam indi.
Birini Ayla Hanım hemen tanıdı.
Selim.
Bir zamanlar iyi bir iç denetçiydi.
Ama yıllar önce görevden alınmıştı.
Şimdi karanlık bir oyunun parçasıydı.
Selim yaklaşarak konuştu.
“Bu soruşturmayı durdurmanız gerekiyor Ayla Hanım.”
Kadın sakince cevap verdi.
“Hayır.”
Selim gülümsedi.
“Arkamdaki adam çok güçlü.”
Ayla Hanım bir adım yaklaştı.
“Ben de çok inatçıyım.”
Selim’in telefonu titredi.
Ekranda bir mesaj belirdi.
“Geri çekil.”
Adam dişlerini sıktı.
Arabaya bindi.
Gitmeden önce son kez konuştu.
“Bu sadece bir uyarıydı.”
Beyaz araba karanlıkta kayboldu.
Barış derin bir nefes aldı.
“Bu iş çok büyüdü…”
Ayla Hanım gökyüzüne baktı.
Gözlerinde korku yoktu.
Sadece kararlılık vardı.
“Evet,” dedi.
“Ve biz henüz yeni başladık.”
News
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi . Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Sessizliği Nisan 1938’de, Bavyera’nın küçük ve…
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu . . . 1978’DE KAYBOLAN HEMŞİRE: 30 YIL SONRA…
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek . Konya’da Kaybolan Bir Hayat:…
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı . . . 2009’da Kaybolan…
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı . . . Safranbolu’da Bir…
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti . . . 1993,…
End of content
No more pages to load






