Siyah Valizli Kız Polisin Zulmüne Uğradı, Ama Tek Hamlesi Herkesi Şok Etti
.
Siyah Valizli Kız
Üsküdar sahil yolu her zamanki gibi kalabalıktı. Akşamın serinliği yavaş yavaş İstanbul’un üstüne çökerken martıların çığlıkları, vapur düdükleri ve insanların telaşlı adımları birbirine karışıyordu. Günün yorgunluğunu taşıyan yüzlerce insan, eve yetişme telaşıyla kaldırım boyunca akıyordu.
Elif de o kalabalığın içindeydi.
Harem otogarından yeni inmişti. Ayvalık’tan gelen otobüs yolculuğu tam sekiz saat sürmüştü ve artık tek isteği eve gidip sıcak bir duş almak, sonra da koltuğuna uzanıp dinlenmekti. Küçük siyah valizini arkasından çekiyor, omzunda çantasıyla kalabalığın arasında yol bulmaya çalışıyordu.
Valizin içinde annesinin hazırladığı kavanozlar vardı. Zeytinyağlı dolmalar, ev yapımı reçeller, köyden getirilen zeytinler… Annesi her zamanki gibi kızını İstanbul’a boş göndermemişti.
Elif bunları düşünürken sert bir ses kalabalığın gürültüsünü yarıp geçti.
“Hey sen! Dur bakalım!”
Elif önce üzerine alınmadı.
Bu kadar kalabalığın içinde o sesin kendisine yönelik olabileceğini düşünmemişti.
Ama birkaç saniye sonra aynı ses bu kez daha sert bir tonla tekrar duyuldu.
“Sana diyorum! Siyah valizli kız!”
Elif adımlarını yavaşlattı.
Kalbi aniden hızlanmıştı.

Arkasını döndüğünde iki polis memurunun kendisine baktığını gördü. Devriye motorlarının yanında durmuşlardı. Biri otuzlarının sonunda, sert yüzlü ve kendinden emin görünüyordu. Diğeri daha gençti; yüzünde çekingen bir ifade vardı.
Tecrübeli olan adam ağır adımlarla Elif’e doğru yürüdü.
Bu kişi Komiser Yardımcısı Kenan’dı.
Kenan’ın bakışları sorgulayıcıdan çok küçümseyiciydi. Sanki karşısındaki insanı tanımaya değil de onu ezmeye gelmiş gibiydi.
Elif sakin kalmaya çalışarak sordu:
“Buyurun memur bey. Bana mı seslendiniz?”
Kenan durdu.
Başını hafifçe eğdi ve kısa bir cevap verdi.
“Evet sana. Kimliğini göreyim.”
Elif çantasından cüzdanını çıkarıp kimliğini uzattı. Kenan kimliği aldı, şöyle bir göz gezdirdi ve geri verdi.
Ama bakışları kimlikte değil Elif’in üzerindeydi.
Baştan aşağı süzüyordu.
Elif bu bakıştan rahatsız oldu.
“Sorun nedir memur bey?” diye sordu.
Kenan dudaklarının kenarında alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi.
“Sorun olup olmadığına ben karar veririm.”
Sonra Elif’in omzundaki çantayı işaret etti.
“Aç bakalım şu çantayı.”
Elif bir an durdu.
“Affedersiniz ama… çantamı neden aramak istiyorsunuz?”
Kenan’ın yüzü bir anda sertleşti.
“Çünkü istiyorum.”
Yanındaki genç polis Murat başını eğmişti. Sanki bu durumdan rahatsız gibiydi.
Elif derin bir nefes aldı.
“Memur bey,” dedi sakin bir sesle, “bildiğim kadarıyla çantamı aramanız için makul bir şüphe ya da arama emri olması gerekiyor.”
Kenan’ın yüzündeki gülümseme dondu.
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Kenan öfkeyle yaklaştı.
“Sen bana kanun mu öğretiyorsun?”
Elif geri adım atmadı.
“Sadece hakkımı söylüyorum.”
Kenan dişlerini sıktı.
“Ben devletim. Benim şüphem yeterlidir.”
Elif başını salladı.
“Hayır. Yeterli değildir.”
Bu cevap etraftaki birkaç kişinin dikkatini çekmişti. İnsanlar yavaşlamış, olup biteni izlemeye başlamıştı.
Kenan bunun farkındaydı.
Ve bu durum onu daha da öfkelendiriyordu.
“Demek öyle,” dedi.
Sonra yere baktı.
Elif’in küçük siyah valizi hemen yanında duruyordu.
“Madem çantanı açmıyorsun, o zaman valizini aç.”
Elif’in içi sıkıştı.
Valizin içinde kişisel eşyaları vardı. Annesinin koyduğu iç çamaşırları, kıyafetleri…
Kalabalığın ortasında bunları açmak istemiyordu.
“Hayır,” dedi net bir sesle.
“Açmayacağım.”
Kenan bağırdı.
“Sen polise karşı mı geliyorsun?”
Elif sakinliğini korudu.
“Hayır. Sadece hakkımı kullanıyorum.”
Bu söz Kenan’ı çileden çıkardı.
Bir anda valizin sapına uzandı.
Ama Elif hızlı davrandı.
Yıllar önce aldığı temel savunma dersleri reflekslerini güçlendirmişti.
Kenan’ın eli valize değmeden bir adım yana kaydı ve valizi arkasına çekti.
Kenan’ın eli boşlukta kaldı.
Etrafında hafif bir uğultu yükseldi.
Bazı insanlar fısıldamaya başlamıştı.
Genç polis Murat şaşkınlıkla bakıyordu.
Kenan’ın yüzü kızardı.
Bu onun için büyük bir aşağılanmaydı.
“Polise mukavemet ediyorsun!” diye bağırdı.
Elif sakin bir sesle cevap verdi.
“Hayır. Eşyamı koruyorum.”
Kenan artık kontrolünü kaybetmişti.
“Murat!” diye bağırdı.
“Arabaya götürüyoruz bunu!”
Murat tereddüt etti.
“Amirim… belki…”
“Sana emir veriyorum!”
Murat sessizce başını eğdi.
Elif valizini aldı.
“Peki,” dedi.
“Gidelim.”
Devriye arabasına bindiler.
Karakola doğru yola çıktılar.
Elif camdan dışarı bakıyordu.
Korkuyordu.
Ama geri adım atmayacaktı.
Çünkü biliyordu ki bazen doğru olan şey en zor olan şeydir.
.
.
“Polislik insanlara yardım etmek içindir.”
Murat başını salladı.
“Evet. Artık bunu biliyorum.”
Elif yürümeye devam etti.
Valizi arkasından çekiliyordu.
Ama bu kez o siyah valiz sadece bir yolculuğun değil…
Bir cesaret hikâyesinin sembolüydü.
News
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi . Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Sessizliği Nisan 1938’de, Bavyera’nın küçük ve…
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu . . . 1978’DE KAYBOLAN HEMŞİRE: 30 YIL SONRA…
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek . Konya’da Kaybolan Bir Hayat:…
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı . . . 2009’da Kaybolan…
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı . . . Safranbolu’da Bir…
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti . . . 1993,…
End of content
No more pages to load






