Tugay – Büyük Sır – O Yaşlı Subay Tüm Komutanları Titretince!

.

Tugay’daki Büyük Sır

Akşamın ağır sessizliği, Bolu dağlarının eteklerinde bulunan 7. Komando Tugayı’nın üzerine çökmüştü. Güneş ufkun arkasına saklanırken kışlanın beton duvarları soluk turuncu bir ışıkla parlıyordu. Nöbetçilerin düzenli adımları ve uzaktan gelen eğitim sesleri dışında her şey sakin görünüyordu.

Ama o gün tugayda kimsenin fark etmediği bir şey vardı.

Ana kapıdan içeri yaşlı bir adam girdi.

Üzerinde sade bir askerî mont, omzunda eski bir çanta vardı. Saçları neredeyse tamamen beyazlamıştı. Kapıdaki genç nöbetçi askere kimliğini gösterdi.

“Emekli Albay Kenan Sancaktar. Geçici danışman.”

Nöbetçi selam verdi ve kapıyı açtı.

Kimse bu yaşlı adamın aslında Türkiye’nin en güçlü askerî müfettişlerinden biri olduğunu bilmiyordu.

Gerçek rütbesi dosyalarda yazmıyordu.

Korgeneral Kenan Sancaktar.

Ordudaki gizli soruşturmaların çoğunu yöneten, yıllarca en karanlık operasyonları incelemiş bir isim.

Ve bugün burada bir sebep vardı.

.
.

Şüpheli Tugay

Kışlanın içinde başka bir odada Yarbay Hakan Kurtuluş sinirle telefon konuşması yapıyordu.

“Komutanım, merak etmeyin. Sadece emekli bir albay. Burada birkaç gün dolaşıp gider.”

Masadaki iki subay gülümsedi.

“Yaşlı bir müfettişten ne korkacağız?” dedi biri.

Hakan sigarasını söndürdü.

“Bizim yaptıklarımızı kimse kanıtlayamaz.”

Ama bilmedikleri bir şey vardı.

O konuşmanın son cümlesini kapının dışındaki kişi duymuştu.

Kenan Sancaktar.

Yaşlı general hiçbir şey söylemedi. Sadece sessizce koridordan yürüyüp misafir odasına girdi.


İlk Şüphe

Ertesi gün tugayda eğitim vardı.

Kenan saha kenarında askerleri izliyordu.

Ama gözleri askerlerde değildi.

Komutanlarda idi.

Araç kayıtlarını, depo giriş çıkışlarını, mühimmat sayımlarını dikkatle incelemeye başladı.

Bir şeyler yanlıştı.

Çok yanlıştı.

Raporlarda görünen mühimmat miktarı ile depodaki miktar uyuşmuyordu.

Gece yarısı Kenan tek başına depolara doğru yürüdü.

Kilitli kapıyı açtı.

Fenerini yakıp içeri girdi.

Raflar boştu.

Ama belgelerde tonlarca mühimmat görünüyordu.

Kenan sessizce mırıldandı:

“Demek doğruymuş…”


Tehlike Başlıyor

Tam o sırada arkasında bir ses duyuldu.

“Burada ne yapıyorsun ihtiyar?”

Yarbay Hakan kapıda duruyordu. Yanında iki silahlı asker vardı.

Kenan sakin şekilde döndü.

“Sadece kontrol ediyordum.”

Hakan alaycı bir şekilde güldü.

“Kontrol mü? Sen artık emekli bir ihtiyarsın.”

Kenan cebinden küçük bir kimlik çıkardı.

Hakan ilk başta anlamadı.

Sonra yüzü bembeyaz oldu.

Kimlikte yazan rütbe:

Korgeneral.

Ve altında şu yazıyordu:

Genelkurmay Askerî Teftiş Kurulu Başkanı

Kenan sakin bir sesle konuştu.

“Bu tugay hakkında büyük bir soruşturma yürütüyorum.”

Hakan bir an sessiz kaldı.

Sonra yavaşça gülümsedi.

“Ne yazık ki bu soruşturma burada bitecek.”

Silahlar Kenan’a doğrultuldu.


Plan

Ama Hakan büyük bir hata yapmıştı.

Kenan Sancaktar buraya tek başına gelmemişti.

Aynı anda kışlanın kapıları açıldı.

Zırhlı araçlar içeri girdi.

Özel Kuvvetler askerleri tugaya doldu.

Bir komutan bağırdı:

“Herkes silahlarını bıraksın! Tugay soruşturma altındadır!”

Hakan donakaldı.

Kenan yavaşça ona yaklaştı.

“Yıllardır mühimmat kaçakçılığı yapıyorsunuz. Silahları yasa dışı gruplara satıyorsunuz.”

Hakan titriyordu.

“Bunu kanıtlayamazsın…”

Kenan elindeki dosyayı kaldırdı.

“Her şey burada.”


Son

O gece tugay tamamen kontrol altına alındı.

Yarbay Hakan ve diğer subaylar tutuklandı.

Depolardaki eksik mühimmatın izleri aylar süren soruşturmayla ortaya çıkarıldı.

Sabah güneşi doğarken Kenan kışlanın kapısından çıkıyordu.

Genç bir asker ona selam verdi.

“Komutanım… siz gerçekten korgeneral misiniz?”

Kenan hafifçe gülümsedi.

“Bazen rütbe önemli değildir evlat.”

Bir an durdu.

Sonra ekledi:

“Önemli olan görevini doğru yapmaktır.”

Araca bindi.

Araç yavaşça uzaklaşırken 7. Komando Tugayı’nın üzerinde yeni bir gün doğuyordu.

Ama o gece yaşananlar tugaydaki herkesin hafızasında tek bir gerçekle kalacaktı:

Sessiz görünen yaşlı adam, bütün bir tugayı sarsan fırtınaydı.