TÜRKLER Oradan Çıkamaz! Teşkilatın Yaptığını Görünce DONUP KALDILAR!
.
.
.
Türkler Oradan Çıkamaz Dediler
Şubat 2024.
Haritalarda sınırların anlamsızlaştığı, devlet otoritesinin yerini silahın aldığı, hukukun yalnızca namlunun ucunda var olduğu gri bir coğrafya…
Burası Ortadoğu’nun kuzeyinde, adı anıldığında bile masaların sessizleştiği o şehir.
Gökyüzü sarı toz bulutlarıyla kaplıydı. Güneş, yeryüzüne ulaşamıyor; ulaştığında ise sadece yıkımı, kanı ve korkuyu aydınlatıyordu. Sokaklar bir labirentti. Her köşe başında başka bir örgütün bayrağı, başka bir silahlı adam, başka bir ölüm ihtimali vardı.
Ve tam kırk iki gündür, Türkiye’nin savunma sanayisindeki en kritik projelerinden biri olan Gökvatan’ın baş mimarı, Profesör Kemal, bu cehennemin en derin noktasında tutuluyordu.
Profesör sadece bir mühendis değildi.
O, Türkiye’nin gelecek on yılını şekillendirecek sistemlerin, yazılımların, şifrelerin ve doktrinlerin yaşayan hafızasıydı.
Örgüt bunun farkındaydı.
Onu konuşturmak için her yolu denemişlerdi.
Tehdit…
Aç bırakma…
Uykusuzluk…
Psikolojik işkence…
Ama yaşlı adam konuşmamıştı.
Her gün aynı cümleyi fısıldıyordu:
“Ben bu ülkenin ekmeğini yedim.”

Aynı saatlerde, binlerce kilometre uzakta…
Paris.
Camdan kulelerin içinde, medeniyetin kalbinde, Fransız Dış İstihbarat Servisi’nin yüksek güvenlikli toplantı salonunda hava bambaşkaydı.
Direktör Henry Leclerc, önündeki dijital haritaya bakıyordu. Kırmızıyla işaretlenmiş alan ekranda parlıyordu. O alan bir şehir değildi.
Bir mezarlıktı.
Elindeki lazer işaretleyiciyle bölgeyi daire içine aldı.
“Beyler,” dedi buz gibi bir sesle.
“Burası bir operasyon sahası değil. Burası, modern dünyanın kara deliği.”
Odadaki generaller ve NATO irtibat subayları sessizdi.
“Geçen hafta,” diye devam etti Leclerc,
“o adamı almak için en seçkin lejyon timimizi gönderdik. Uydu desteği vardı. Hava desteği vardı. Sonuç?”
Durdu.
“Tim şehre girdiği an buharlaştı. Üç ölü. Dört ağır yaralı.”
Bir yudum su içti.
“Üç kademeli kontrol noktası. Çatılarda keskin nişancılar. Yeraltında tüneller. Oraya girmek ejderhanın ağzına yürümektir.”
Sonra o cümleyi söyledi:
“Türkler oraya girerse, sadece yeni cenazeleri olur.”
Ama Leclerc’in bilmediği bir şey vardı.
O şehirde, o an bir adam yürüyordu.
Sırtında yıpranmış bir heybe…
Üzerinde güneşte rengi solmuş yerel kıyafetler…
Başında yüzünü tozdan koruyan kirli bir kefiye…
Yorgun, bıkkın, sıradan bir halı tüccarı gibi…
Ama o adam sıradan değildi.
Adı yoktu.
Geçmişi yoktu.
Resmi kayıtlarda yoktu.
Kod adı: Atmaca.
MİT’in sınır ötesi operasyonlar biriminin hayaleti.
Atmaca sadece kılık değiştirmemişti.
Yürüyüşünü, bakışını, nefes alışını bile o coğrafyanın insanına dönüştürmüştü.
Çünkü o şunu biliyordu:
En iyi gizlenme saklanmak değil, ait görünmekti.
Kontrol noktalarından geçerken teröristlerin gözlerinin içine bakıyor, yerel lehçeyle şakalar yapıyor, cebindeki ucuz sigaralardan ikram ediyordu.
Fransızların tankla girmeye çalışıp yok olduğu sokaklarda, o sadece selam vererek ilerliyordu.
Gece çöktüğünde, çöl soğuğu şehrin üstüne indi.
Atmaca ikinci aşamaya geçti.
Profesörün tutulduğu bina eski bir hükümet konağıydı. Şimdi örgütün karargâhıydı. Kuş uçurtulmuyordu.
Ama her kalenin bir çatlağı vardır.
Atmaca haftalardır ördüğü planı devreye soktu.
Binanın mutfağına erzak taşıyan tedarikçi ağının içine sızmıştı.
Elinde ağır yemek kazanlarıyla kapıya geldiğinde nöbetçiler onu durdurmadı bile.
“Geç kalma Halil,” dediler.
“Komutan aç.”
İçeri girdiğinde küf ve kan kokusu genzini yaktı ama yüzü ifadesizdi.
Katları çıktı.
Demir kapının önüne geldi.
Maymuncuk…
Sessiz bir klik…
Kapı aralandı.
Profesör Kemal sandalyede, başı öne düşmüş, tükenmiş hâlde oturuyordu.
Kapı gıcırdadığında irkildi. Korkuyla köşeye çekildi.
Atmaca işaret parmağını dudağına götürdü.
Kefiyesini indirdi ve fısıldadı:
“Hocam korkma. Devlet geldi.”
Profesörün gözlerinden yaşlar boşaldı.
“Buradan çıkış yok,” dedi titreyerek.
“Her yerdeler.”
Atmaca yaşlı adamın elini sıktı.
“Bizim girdiğimiz yerden her zaman çıkış vardır.”
Çıkış planı patlamalı değildi.
Kanlı değildi.
Türk zekâsının ürünüdür.
Atmaca profesöre pis, yırtık yerel kıyafetler giydirdi. Yüzüne kömür karası sürdü.
Koridora çıktılar.
Ana kapıya geldiklerinde örgütün nöbetçi amiri önlerini kesti. Namluyu profesörün göğsüne dayadı.
“Bu kim?”
Atmaca ağlamaklı bir sesle oynadı rolünü:
“Babam komutanım. İçeride fenalaştı. Ateşi yükseldi. Şifacıya götürmezsem ölür.”
Nöbetçi şüphelendi.
Profesörün yüzünü açmaya çalıştı.
Zaman durdu.
Atmaca silaha gitmedi.
Cebinden bir avuç altın çıkarıp nöbetçinin avucuna sıkıştırdı.
“Şifacı pahalıdır komutanım.”
Açgözlülük kazandı.
Kapı açıldı.
Son kontrol noktası…
Fransızların yok olduğu yer.
Atmaca eski bir kamyonetin direksiyonuna geçti. Farları kapattı.
Kontrol noktasında bu kez korkak değil, otoriterdi:
“Komutan Ali’nin malları. Yolu açın.”
Blöf işe yaradı.
Bariyer kalktı.
Kamyonet karanlığa karıştı.
Sabahın ilk ışıklarıyla Türkiye sınırına ulaştıklarında Atmaca durdu.
Profesör araçtan indi.
Diz çöktü.
Toprağı öptü.
“Bitti mi?” diye sordu.
Atmaca gülümsedi.
“Bayrağının gölgesindesin hocam.”
Paris’te telefon çaldı.
“Profesör Kemal şu an Türkiye’de.”
Leclerc’in eli titredi.
“Nasıl?”
“Tek kurşun atmadan.”
O an Fransız istihbaratının “girilemez” dediği yere Türkler girip çıkmıştı.
Sessizce.
Bu hikâye şunu anlatır:
Güç;
attığın füze,
kaldırdığın uçak değildir.
Asıl güç, düşmanın burnunun dibinden evladını çekip alabilen devlet aklıdır.
O pazarda yürüyen halı tüccarını kimse hatırlamayacak.
Ama bir babanın çocuklarına sarılışı…
İşte o, tarihe yazılacak.
News
तलाकशुदा IPS पत्नी लिए पति ने दांव पर लगा दी अपनी जान, पूरी कहानी जानकर हर कोई रो पड़ा…
तलाकशुदा IPS पत्नी लिए पति ने दांव पर लगा दी अपनी जान, पूरी कहानी जानकर हर कोई रो पड़ा… ….
“50 लाख लेकर तलाक… फिर सड़क पर भीख! पति से मुलाकात ने बदल दी जिंदगी”😱
“50 लाख लेकर तलाक… फिर सड़क पर भीख! पति से मुलाकात ने बदल दी जिंदगी”😱 . . . “50 लाख…
जब एक आर्मी अफसर के साथ बदसلوकी हुई | आर्मी की एंट्री ने सब कुछ बदल दिया | New Hindi Moral Story
जब एक आर्मी अफसर के साथ बदसلوकी हुई | आर्मी की एंट्री ने सब कुछ बदल दिया | New Hindi…
11 साल का रिक्शावाला बच्चा जिसे पुलिस ने पीटा—पिता निकले हाईकोर्ट जज 😱 फिर जो हुआ 😱
11 साल का रिक्शावाला बच्चा जिसे पुलिस ने पीटा—पिता निकले हाईकोर्ट जज 😱 फिर जो हुआ 😱 . . ….
जिसे सब भिखारी समझ रहे थे… उसी कूड़ा बिनने वाले ने ठीक करदिया 500 करोड़ का रोबोट…?
जिसे सब भिखारी समझ रहे थे… उसी कूड़ा बिनने वाले ने ठीक करदिया 500 करोड़ का रोबोट…? . . ….
Gelin yılbaşında çocuklarıyla geldi. Eve kimse dönmedi…
Gelin yılbaşında çocuklarıyla geldi. Eve kimse dönmedi… . . . Gelin Yılbaşında Çocuklarıyla Geldi. Eve Kimse Dönmedi… Bölüm 1: Stanitsa’ya…
End of content
No more pages to load






