Yılbaşı Kutlamalarına Terör Saldırısı! Yapılan Katliam ve Perde Arkası!

.
.
.

Yılbaşı Kutlamalarına Terör Saldırısı! Yapılan Katliam ve Perde Arkası

Sessiz Kahramanlar: Bir Gecede Karanlığa Dönüşen Umut

1. Bölüm: Umut Dolu Bir Gece

2016 yılı Türkiye için zor bir yıl olmuştu. Terör saldırıları ardı ardına gelmiş, her ay yeni bir acı yaşanmıştı. Ancak Türk milleti hiçbir zaman pes etmedi. Hayata sıkı sıkı sarıldı. 31 Aralık akşamı geldiğinde, milyonlarca insan yeni yıla umutla girmeye hazırlanıyordu. İstanbul Ortaköy, Boğaz’ın muhteşem manzarasına nazır sahil şeridinde yüzlerce insan yılbaşı kutlaması için buluşmuştu. Herkes heyecanlıydı, kimse birkaç saat sonra yaşanacakları hayal bile edemiyordu.

Ortaköy’ün en gözde eğlence mekanlarından Reina, o gece binlerce kişiyi ağırlayacaktı. Renkli ışıklar binanın her yanını aydınlatıyor, neon tabelalar, süslemeler ve balonlar sokakları dolduruyordu. Çiftler el ele yürüyor, arkadaş grupları neşeyle gülüşüyordu. Mekanın önünde, 21 yaşındaki polis memuru Burak Yıldız görev başındaydı. Mersin’den İstanbul’a yeni atanmıştı, polis meslek yüksekokulundan sadece bir buçuk yıl önce mezun olmuştu. Genç yaşında, işini tutkuyla yapan bir kahramandı.

Burak’ın hikayesi aslında çok duygusaldı. Sadece üç hafta önce, 10 Aralık’ta Beşiktaş Vodafone Arena önünde bombalı terör saldırısı olmuş, 44 şehit verilmişti. O gün Instagram hesabından yürek burkan bir paylaşım yapmıştı; şehit arkadaşlarına ağıt yakmıştı. O paylaşımından sadece 21 gün sonra, Burak da şehit düşecekti.

2. Bölüm: Güvenlik Görevlileri ve Hayaller

O gece Burak’ın yanında güvenlik görevlileri de vardı. 35 yaşındaki Fatih Çakmak Reina’nın güvenlik amiriydi. Tecrübeli bir güvenlikçi olan Fatih, 10 Aralık’taki Beşiktaş saldırısında da görev başındaydı. Ölümden sadece iki dakikayla kurtulmuştu. Kaderin acı cilvesi, onu bu sefer kurtarmayacaktı.

Bir başka güvenlik görevlisi, 27 yaşındaki Hatice Koç’tu. Üç yaşında Hiranur isimli bir kızı vardı. Yılbaşı gecesi yoğunluk olacağı için özel güvenlik şirketi tarafından Reina’ya görevlendirilmişti. Hatice de Beşiktaş saldırısından sonra sosyal medyada duygusal bir paylaşım yapmıştı. O gece görev başındaydı, içeri giren herkesin güvenliğinden sorumluydu.

Mekan içerisi muhteşemdi. Lüks tasarımı, modern dekorasyonu ve özellikle boğaz manzarasıyla ünlü olan Reina, tam kapasiteyle doluydu. DJ müzikleri çalıyor, dans pistinde insanlar eğleniyordu. Masalarda şampanya kadehleri, kokteyller, kadınlar şık elbiseler, erkekler takım elbiseler giymişti. Herkes en güzel hallerini sergiliyordu. Konfetiler havada uçuşuyor, balonlar tavanda dans ediyordu. Yeni yılın ilk dakikalarına sayılı saatler kalmıştı.

3. Bölüm: Karanlık Gecenin Yaklaşan Gölgeleri

Aynı saatlerde, Zeytinburnu’nda bir taksiye binen 28 yaşındaki Abdülkadir Maşaripov Ortaköy’e doğru yola çıkıyordu. Özbek asıllı bu terörist, 2011 yılından beri Türkiye’de gizleniyordu. Afganistan ve Pakistan’da terör eğitimi almış, IŞİD örgütüne katılmıştı. Elinde büyük siyah bir çanta, içinde kalaşnikov otomatik tüfek ve yüzlerce mermi vardı. Soğuk bakışları, dağınık sakalı ve karanlık yüz ifadesiyle taksinin arka koltuğunda sessizce oturuyordu.

Maşaripov’un hikayesi günler öncesine dayanıyordu. 27 Aralık’ta IŞİD’ten eylem talimatı almıştı. İlk hedefi Taksim Meydanıydı. Oraya gidip cep telefonuyla keşif videosu çekmişti. 28 Aralık’ta bir video kaydederek istişhat eylemi yapacağını söylemişti. 31 Aralık akşamı tekrar Taksim’e gittiğinde polislerin meydan yollarını kapattığını gördü. Planı değişti. Telegram üzerinden Ebu Cihad kod adlı IŞİD mensubuyla görüştü. Yeni hedef bildirildi: Reina.

4. Bölüm: Katliam Başlıyor

Saat 1:15. İçeride herkes dans ediyor, gülüyor, eğleniyordu. Kimsenin aklında kötü bir şey yoktu. Burak Yıldız kapıda duruyor, gelen misafirleri kontrol ediyordu. Fatih Çakmak ekibiyle birlikte güvenlik turunu tamamlamıştı. Hatice Koç görev yerindeydi.

Maşaripov Reina’nın girişine yaklaştı. Çantasını açtı, kalaşnikovunu çıkardı ve ateş etmeye başladı. İlk kurşunlar kapıdaki Burak Yıldız’a isabet etti. 21 yaşındaki genç polis, annesinin “canımın içi” dediği oğul, 3 hafta önce şehit düşen arkadaşları için ağıt yakan kahraman yere yığıldı.

Hemen ardından Fatih Çakmak hedef alındı. Beşiktaş’tan iki dakikayla kurtulan Fatih bu sefer kurtulamadı. Güvenlik amiri görev başında şehit düştü. Hatice Koç da ilk kurşunlara hedef olanlar arasındaydı. Üç yaşındaki kızı Hiranur o gece annesiz kalacaktı.

Saldırgan kapıyı geçti ve içeri girdi. İçeride müzik hâlâ çalıyordu ama artık dans sesleri değil, çığlıklar yükseliyordu. Maşaripov rastgele ateş ediyordu. Tam yedi dakika boyunca hiç durmadan ateş etti. Şarjörünü bitirdi, yenisini taktı, ateş etti. Mermi sesleri o kadar güçlüydü ki insanların kulaklarını sağır ediyordu.

İnsanlar kaçışıyordu. Bazıları masaların altına saklandı, bazıları tuvaletlere koştu, bazıları dışarı çıkmaya çalıştı, bazıları ise denize atladı. Tam bir kaostu. Konfetiler hâlâ havada uçuşurken zemin kanla kaplanıyordu. Şampanya kadehleri kırılıyor, masalar devriliyordu. Lüks mekan bir anda cehennem dokusuna dönüşmüştü.

5. Bölüm: Tanıkların Gözünden Dehşet

Görgü tanıklarından Burcu Sarıca o anları şöyle anlatıyordu:
“Saat 23.30’da mekana girdim. Her şey normaldi. Saat 1.15’te aniden silah sesleri başladı. İnsanlar çığlık atarak kaçışmaya başladı. Ben de tuvalete koştum. Orada kimse ses çıkarmıyordu. Herkes korkudan titriyor, ağlamaya çalışıyordu.”

Irak’tan gelen Rock isimli bir turist ise VIP bölümündeydi:
“Eğleniyorduk. Çok güzel bir geceydi. Aniden silah sesleri geldi. İlk başta ne olduğunu anlayamadım. Sonra herkes koşmaya başladı. Silah sesleri çok güçlüydü. Bir kulağımı yere yapıştırıp kapattım. Vurulduğumu hissettim. Kalçamdan kurşun girdi, dizime kadar ilerledi. Çok acı çektim. Ateş ederek içeri girdiğinden çok yapabileceğimiz bir şey yoktu. Sadece saklanmaya çalıştık.”

50’den fazla kişi tuvaletlere sığındı. Kapıyı kilitleyerek içeride beklediler. Bir saat boyunca sessizce beklediler. Her an saldırganın gelip kapıyı kıracağını düşündüler. Kimse ses çıkarmıyordu. Sadece bastırılmış ağlama sesleri ve hıçkırıklar duyuluyordu. Bazı insanlar birbirlerine sarılıyor, kimisi dua ediyordu.

6. Bölüm: Kaçış ve Acı

Yedi dakika sonra Maşaripov ateşi kesti. Çantasından çıkardığı başka kıyafetleri giydi. Üstünü değiştirdi. Sıradan bir vatandaş gibi karışıklıktan yararlanarak dışarı çıktı ve karanlığa karıştı. Hiç kimse onu fark etmemişti. Kaçmayı başarmıştı.

Geride 39 şehit, 79 yaralı kalmıştı. 39 aile yılbaşı gecesi sevdiklerini kaybetmişti. Aralarında polis memuru Burak Yıldız, güvenlik amiri Fatih Çakmak, güvenlik görevlisi Hatice Koç, turizm şoförü Ayhan Arık, garson Kenan Kutluk ve 14 farklı ülkeden vatandaşlar vardı. Yılbaşı sevinci kana bulanmıştı. Konfetiler artık kan izleriyle karışmıştı. Şampanya kadehleri kırılmış, masalar devrilmiş, her yer cesetlerle doluydu.

7. Bölüm: Soruşturma ve Yakalanış

Ambulanslar, polis arabaları, itfaiye ekipleri gelmeye başladı. Yaralılar hastanelere taşındı, cenazeler morga kaldırıldı. İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sabah saatlerinde basına açıklama yaptı. Bu bir terör saldırısıydı. Saldırgan aranıyordu.

2 Ocak’ta IŞİD saldırının sorumluluğunu üstlendi. Amak Haber Ajansı üzerinden yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi Hristiyanlık koruyucusu” diye nitelendirdi ve Hristiyanların dinden çıkmış bayramlarını kutladığı en meşhur gece kulüplerinden birini vurduğunu duyurdu.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan hemen harekete geçti. 2000 kişilik özel bir ekip kuruldu. Tek hedef vardı: Saldırganı bulmak. İstihbarat birimleri gece gündüz çalışmaya başladı. Her ipucu takip edildi. Sınırlar kontrol altına alındı. Havalimanları, otobüs terminalleri, her yer gözetim altındaydı.

4 Ocak’ta saldırganın kimliği belirlendi: Abdülkadir Maşaripov, Özbek asıllı, IŞİD militanı. 8 Ocak’ta kimliği ve fotoğrafı kamuoyuyla paylaşıldı. Arama çalışmaları daha da yoğunlaştı.

Maşaripov, Konya’daki IŞİD hücre evleri ile temastaydı. Hatay’da yakalanan üç Özbek militanın ifadeleri onun yerini daraltmaya başladı. Ama saldırgan çok tecrübeliydi. 16 gün boyunca dört farklı operasyonda son anda kurtuldu. Her seferinde bir adım öndeydiler ama Türk polisi pes etmiyordu.

8. Bölüm: Adaletin Yerini Bulması

Emniyet müdürü Mustafa Çalışkan ekibine şunu söylemişti:
“Sağ yakalanmalı, tüm bağlantılarını öğrenmeliyiz.”

17 Ocak saat 01:15. Esenyurt’taki sitede özel harekat timleri harekete geçti. Çelik kalkanlar, özel örtüler. Kapılar sessizce kırıldı. Ekipler binlerce saatlik eğitimle kazandıkları senkronizasyonla içeri girdi. Siyah tactical kıyafetler, kasklar, MP5 otomatik silahlar. Her şey planlanmıştı. Her detay hesaplanmıştı.

36 numaralı daire. Kapı açıldığında içeride üç kadın ve bir erkek vardı. Erkek Maşaripov’du ve yatağın altına saklanmıştı. Korkuyordu, titriyordu. Polisleri görünce Türkçe bağırdı:
“Öldürmeyin beni!”
Özel harekat polisleri onu yere yatırdı. Elleri arkadan kelepçelendi. Dehşete düşmüş, gözleri korkuyla açılmış, teslim olmuş bir haldeydi. 7 dakika boyunca 39 insanı katleden canavar şimdi bir fare gibi titriyordu.

Yanında karısı Zarina Nurullaheva ve diğer militanlar da yakalandı. Evde yapılan aramada 197.000 Amerikan doları, iki drone kamera, iki tabanca ve şarjörler bulundu. Ayrıca ilginç notlar da çıktı: “Sen çok delisin” ve “Seni seviyorum Dina” yazılı kağıtlar, alışveriş listesi, baharatlar, pirinç, kadın pedi, saç kremi…

Adalet yerini bulmuştu. 17 gün süren operasyon başarıyla tamamlanmıştı. Türk polisi bir kez daha terörle mücadelede kararlılığını göstermişti. 2000 kişilik özel ekip gece gündüz demeden çalışmış, saldırganı bulmuştu. Emniyet müdürü Mustafa Çalışkan ve ekibi alkış hak ediyordu.

9. Bölüm: Dava ve Sonrası

Dava süreci başladı. 11 Aralık 2017’de Silivri’de ilk duruşma görüldü. 57 sanık yargılandı. Maşaripov uzun süre ifade vermedi. İki yıl bir ay 17 gün sonra, 18 Şubat 2019’da konuştuğunda ise saldırıyı inkar etti.
“Olay gecesi elinde Kalaşnikov olan kişi ben değilim. Benim olduğumu söyleyen taksici ve polis gelip beni teşhis etsin.” dedi ama deliller ortadaydı. Parmak izleri, güvenlik kamera görüntüleri, görgü tanığı ifadeleri, evde bulunan paralar ve silahlar.

7 Eylül 2020’de karar açıklandı. Abdülkadir Maşaripov, 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ve 1368 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay cezayı onadı. Saldırgan hayatının sonuna kadar hapiste kalacaktı.

Reina saldırı sonrası kapandı. Bina yıkıldı. Şimdi o yerde bir otopark var. Ama o gecenin acısı hiçbir zaman silinmeyecek. 39 aile sevdiklerini kaybetti. 79 insan bedenlerinde ve ruhlarında yaralar taşıyor.

10. Bölüm: Unutulmayan Acı ve Vefa

Bu hikaye, terörün ne kadar acımasız olduğunun, masum insanları hedef aldığının ve hiçbir dinin, hiçbir ideolojinin bu vahşeti haklı gösteremeyeceğinin kanıtıdır. Ama aynı zamanda Türk polisinin, güvenlik güçlerinin ve devletimizin terörle mücadeledeki kararlılığının da göstergesidir.

Yılbaşı gibi özel günlerde, kalabalık yerlerde ailemizle ve sevdiklerimizle vakit geçirirken dikkatli olmak, çevremizdeki anormal durumları fark etmek ve güvenlik güçlerimize güvenmek önemlidir. Ancak korkuya kapılmadan hayatımızı yaşamaya devam etmeliyiz. Çünkü terörün amacı bizi korkutmak ve hayattan kopararak yalnızlaştırmaktır. Biz ise birlik ve beraberliğimizle, vatan sevgimizle ve şehitlerimize olan vefamızla ayaktayız.

Reina saldırısında şehit olan 39 kardeşimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Özellikle 21 yaşındaki polis memuru Burak Yıldız’ı, 35 yaşındaki güvenlik amiri Fatih Çakmak’ı, 27 yaşındaki güvenlik görevlisi Hatice Koç’u ve diğer tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Yaralanan 79 vatandaşımıza acil şifalar dileriz.

Ayrıca ülkemizde yaşanan tüm terör saldırılarında hayatını kaybeden binlerce şehidimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Onlar bu toprakların huzuru için canlarını verdiler. Bizim görevimiz, onların hatıralarını yaşatmak ve bu vatanı daha güvenli bir yer haline getirmektir.

11. Bölüm: Sessiz Kahramanlar

Sevgili izleyicilerimiz, bu tür acı hikayelerin unutulmaması, terörün gerçek yüzünün herkes tarafından görülmesi için lütfen bu hikayeyi paylaşın, yorumlarınızla düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Kanalımıza abone olarak şehitlerimizin hikayelerinin duyulmasına destek olun.

Bir sonraki hikayede yeni bir destanla karşınızda olacağız. Vatan sağ olsun. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun.