Polis, Tokat Attığı Kadının Kim Olduğunu Öğrenince Hayatı Karardı

.
.
.

Gece karanlığı ormanın üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Kaymakam Elif Karahan arabasını yolun biraz ilerisinde bırakmış, sessizce ağaçların arasından ilerliyordu. Elindeki küçük kamera her şeyi kaydediyordu. Kalbi hızlı atıyordu ama geri dönmeye niyeti yoktu.

Bir süre sonra uzaktan araç farları göründü. İki kamyon yavaşça ormanın içindeki eski depoya doğru ilerledi. Elif hemen yere çöktü ve kamerayı o tarafa çevirdi.

Kamyonların kapıları açıldığında içlerinden birkaç polis indi. Üniformalarını görünce Elif’in yüzü gerildi. Polisler kasaları indirirken konuşuyorlardı.

“Bu geceki sevkiyat son olsun,” dedi biri. “Yarın büyük adam geliyor.”

Elif bu sözleri duyunca daha da dikkat kesildi. “Büyük adam” kimdi?

Tam o sırada arkasında bir dal kırıldı.

Elif hızla arkasını döndü. Karanlığın içinden bir siluet çıktı. Elif refleksle cebindeki küçük feneri açtı.

Karşısında duran kişi Murattı.

Genç polis yorgun ve gergin görünüyordu.

“Kaymakam hanım…” dedi kısık bir sesle. “Burada olmanız çok tehlikeli.”

Elif ona sert bir bakış attı.

“Tehlikeyi yaratan sizsiniz, Murat. Bu olanları biliyor muydunuz?”

Murat başını yere eğdi. Birkaç saniye konuşamadı.

“Başta bilmiyordum,” dedi sonunda. “Ama sonra fark ettim. Çıkmak istedim… izin vermediler.”

Elif gözlerini kısmıştı. Ona güvenip güvenemeyeceğini bilmiyordu.

Tam o anda depodan bir bağırış duyuldu.

“Orada biri var!”

Elif ve Murat aynı anda birbirlerine baktılar. Fener ışıkları hızla ağaçların arasında dolaşmaya başlamıştı.

Murat fısıldadı:

“Koşmamız gerekiyor… şimdi!”

İkisi de karanlık ormanın içine doğru koşmaya başladı.

Ama Elif’in aklında tek bir soru vardı:

Bu suç ağının arkasındaki “büyük adam” kimdi?

Ve daha da önemlisi…

Onlara güvenebileceği kimse var mıydı?