TERÖRİST CANLI YAYIN AÇMIŞTI! TÜRK KESKİN NİŞANCI 800 METRE’DEN TEK KURŞUNLA BİTİRDİ!
.
.
.
TERÖRİST CANLI YAYIN AÇMIŞTI! TÜRK KESKİN NİŞANCI 800 METRE’DEN TEK KURŞUNLA BİTİRDİ!
Sessiz Kahramanlar: Dağlarda Bir Destan
1. Bölüm: Gün Doğarken
Güneydoğu Anadolu’nun engebeli dağlarında, sınır hattına yakın bir noktada küçük bir karakol yükseliyordu. Karakolun komutanı Teymen Kaan, sabahın erken saatlerinde rutin kontrollerini yapıyor, askerlerin durumunu gözden geçiriyordu. Güneş, dağların ardında yavaşça yükselirken, rüzgar Türk bayrağını nazikçe dalgalandırıyordu. Her şey, sıradan bir gün gibi görünüyordu. Kimse, birkaç saat sonra yaşanacakları tahmin edemiyordu.
Karakolda görevli askerler, sessizce işlerini yapıyor, nöbetçiler gözlerini ufka dikmiş, olası bir tehlikeye karşı tetikteydi. Teymen Kaan’ın içindeki huzursuzluk, sabahın sessizliğinde bile hissediliyordu. Tecrübesi ona, dağlarda sessizlik kadar tehlikeli bir şey olmadığını öğretti. Her zaman bir şeyler olabilirdi.
2. Bölüm: Sessizliğin Ardındaki Tehlike
Saat 9 sularında karakolun güvenlik kameraları ani bir hareket tespit etti. Teymen Kaan, gözcü kulesindeki askere telsizle bağlandı. Fakat cevap gelmedi. Kalbi hızla atmaya başladı. Bu, kötü bir işaretti. Hemen tüm birliğe alarm verdi. Ancak çok geçti.
Terör örgütü, aylar süren bir planlama sonucunda karakolu her yönden kuşatmıştı. İlk bomba patladığında duvarlar sarsıldı. İkinci patlama ana kapıyı yerinden söktü. Karakol aniden bir savaş alanına dönüştü. Teymen Kaan, askerlerine hemen mevzilenmelerini emretti. Silah sesleri dağlara yankılanmaya başladı. Türk askerleri, üstün sayıdaki düşmana karşı kahramanca direniyordu. Her biri, bu toprakları canları pahasına korumaya kararlıydı.

3. Bölüm: Terörün Yeni Yüzü
Bu sefer terör örgütü, sadece karakolu ele geçirmek istemiyordu. Aynı zamanda propaganda amaçlı büyük bir eylem gerçekleştirmek istiyorlardı. Çatışma yaklaşık 30 dakika sürdü. Teymen Kaan, son mermi kovanını bile atmaya hazırken, arkasından bir patlama duydu. Dönüp bakmaya fırsat bulamadan başına sert bir darbe aldı. Dünya gözünün önünde döndü ve yere yığıldı.
Uyandığında ellerinin bağlı olduğunu fark etti. Başı zonkluyordu. Yüzünde kan izleri vardı. Karşısında Ferhat Kot adlı terörist lider duruyordu. Ferhat, yıllardır terör örgütünün propaganda bölümünde görev yapıyordu. Amacı, Türkiye’ye karşı uluslararası kamuoyunda nefret oluşturmaktı.
4. Bölüm: Canlı Yayın
Şimdi elinde canlı bir Türk subayı vardı ve bunu tüm dünyaya gösterecekti. Eski model cep telefonunu çıkardı ve canlı yayın açtı. Sosyal medya platformlarında anında binlerce kişi yayını izlemeye başladı. Ferhat, kameranın karşısında propaganda konuşmaları yapmaya başladı. Teymen Kaan’ı tehdit ediyor, Türkiye’ye meydan okuyordu.
Aynı saatlerde, 800 metre ötedeki bir tepelikten kıdemli üst çavuş Yılmaz durumu izliyordu. 34 yaşındaki keskin nişancı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en elit birimi olan Keskin Nişancı Okulunu birincilikle bitirmişti. Yüzlerce görev almış, her birinde mükemmel performans sergilemişti. Şimdi kariyerinin en zor görevi ile karşı karşıyaydı.
Yanında 28 yaşındaki üst çavuş Mert vardı. Mert, Yılmaz’ın gözlemcisiydi. İki asker yıllardır birlikte çalışıyordu. Aralarındaki uyum neredeyse telepati seviyesindeydi. Mert dürbünüyle karakolu tarıyordu. Rüzgar hızını, mesafeyi, ısıyı, nemi sürekli ölçüyordu. Her detay önemliydi. Çünkü 800 metreden yapılacak bir atış, milimetrik hassasiyet gerektiriyordu.
5. Bölüm: Sessiz Kahraman
Yılmaz tüfeğini konumlandırdı. Kamuflaj örtüsünün altında neredeyse doğayla bütünleşmişti. Nefesini kontrol etti. Kalp atışlarını yavaşlattı. Gözü dürbünün arkasındaydı. Karakoldaki durumu net bir şekilde görebiliyordu. Teymen Kaan bağlı halde yerde oturuyordu. Ferhat, elinde bıçakla tehdit ediyordu. Canlı yayın devam ediyordu.
Mert hesaplamalarını tamamladı. Rüzgar saatte 12 kilometreydi. Sağdan sola esiyordu. Yılmaz’ın merminin rüzgar sürüklenmesini hesaba katması gerekiyordu. Ayrıca hedef sabit değildi. Ferhat sürekli hareket ediyordu. Bazen kameraya bakıyor, bazen Teymen Kaan’a dönüyordu. Yılmaz’ın atış yapabileceği süre sadece 3 saniyeydi. 3 saniye boyunca Ferhat’ın başı tam hedefe denk gelecekti. 3 saniye bir göz kırpma süresi.
Yılmaz telsizden komuta merkezine bağlandı. Durum raporunu verdi. Atış izni istedi. Ankara’dan gelen cevap netti. Rehin kurtarma operasyonu önceliklidir. Ama Teymen Kaan’a zarar gelmeden.
6. Bölüm: Zamanın Dondurulduğu An
Yılmaz derin bir nefes aldı. Parmağını tetiğe götürdü ama henüz çekmedi. Bekliyordu. Doğru anı bekliyordu. Mert sessizce saymaya başladı. Ferhat’ın hareketlerini takip ediyordu. Bir kalıp vardı. Her 30 saniyede bir Ferhat cep telefonuna bakıyor. Sonra Teymen Kaan’a dönüyor. Sonra tekrar kameraya bakıyordu. Bu döngü boyunca tam 3 saniye başı sabit kalıyordu. Yılmaz bu üç saniyeyi yakalamak zorundaydı.
Güneş tepedeydi. Işık mükemmeldi. Rüzgar hafifçe azaldı. Mert son hesaplamaları Yılmaz’a fısıldadı. Yılmaz dürbündeki kırmızı noktayı Ferhat’ın alnına kilitledi. Kalbi dakikada 50 atıyordu. Nefesi derin ve düzenliydi. Parmağı tetikte hazırdı. Gözü dürbünden ayrılmıyordu.
Ferhat tekrar telefona baktı. Sonra Teymen Kaan’a döndü. Şimdi, şimdi dönecekti. Yılmaz biliyordu. 3 saniye başlıyordu. 1. Ferhat’ın başı döndü. 2. T hedefe denk geldi. 3. Yılmaz tetiği yavaşça çekti. Tek bir hareket. Yumuşak ama kararlı. Mermi 800 metre yolu saniyeler içinde kat etti. Rüzgar merminin rotasını hafifçe değiştirdi ama Yılmaz bunu hesaplamıştı.
Mermi, Ferhat’ın alnına tam isabetli olarak çarptı. Terörist ne olduğunu anlayamadan yere yığıldı. Elindeki cep telefonu yere düştü ama canlı yayın devam ediyordu. Dünya şimdi Türk keskin nişancının mükemmel atışını izliyordu.
7. Bölüm: Panik ve Kurtuluş
Diğer teröristler şok içinde kaldı. Liderleri gözlerinin önünde yere düşmüştü. Nereden geldiğini bile anlayamamışlardı. Panik içinde etrafa ateş açmaya başladılar. Ama kime ateş ettiklerini bilmiyorlardı.
Bu kargaşadan yararlanan Teymen Kaan, daha önceden gevşetmeye başladığı ipleri can havliyle kopararak sığınacak bir yer buldu. Yılmaz ikinci hedefini kilitlemişti. Bir terörist daha dürbünün merkezindeydi. İkinci atış. İkinci isabet. Üçüncü atış. Üçüncü isabet. Mert her atışta yeni hesaplamalar yaparken Yılmaz ise robota dönüşmüş gibiydi. Nefes, atış, hedef. Nefes, atış, hedef.
Yedi dakika içinde beş terörist etkisiz hale getirildi. Kalanlar kaçmaya başladı. Takviye birlikleri helikopterle karakola indiğinde Teymen Kaan sağ salim kurtarılmıştı. Küçük yaraları vardı ama hayati tehlikesi yoktu. İlk isteği Yılmaz’a teşekkür etmek oldu.
8. Bölüm: Kahramanların Buluşması
Helikopter onu 800 metre ötedeki tepeye götürdü. Yılmaz hâlâ yerde yatıyordu. Tüfeği hâlâ omzundaydı. Teymen Kaan yanına yaklaştı. Yılmaz ayağa kalktı ve selam durdu. Teymen Kaan genç keskin nişancıya sarıldı. Gözlerinde yaşlar vardı. Hayatını kurtaran bu askere nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu. Yılmaz ise sadece gülümsedi ve “Görevimiz komutanım.” dedi.
Bu iki kelime Türk askerinin ruhunu özetliyordu. Görev, vatan, bayrak.
9. Bölüm: Dünya Şahit
Canlı yayın kayıtları saatler içinde tüm dünyaya yayıldı. Askeri uzmanlar bu atışı analiz ettiler. 800 metre mesafe, hareket eden hedef, 3 saniyelik fırsat penceresi, rüzgar faktörü, hepsi imkansız koşullardı. Ama Türk askeri imkansızı başarmıştı.
Uluslararası askeri forumlarda Türk keskin nişancılarının efsanevi yetenekleri tartışılmaya başlandı. Yılmaz bu olaydan sonra hiç röportaj vermedi. Adı bile gizli kaldı. Sadece kod adı biliniyordu. Çünkü Türk askeri şöhret peşinde değildi. Alkış beklemiyordu. Madalya için savaşmıyordu. Sadece vatanını korumak için görev yapıyordu. Sessizce, alçak gönüllülükle ama her zaman hazır bir şekilde.
10. Bölüm: Miras
O gün kurtarılan Teymen Kaan, emekli olana kadar göreve devam etti. Her sabah uyandığında hayatta olduğu için şükretti. Ailesine kavuşabildiği için minnettardı ve her fırsatta Yılmaz’ın ismini dua etti. Çünkü biliyordu ki, o tepede bir Türk keskin nişancısı olmasaydı, bugün burada olmayacaktı.
Bu hikaye sadece bir atışın hikayesi değildir. Bu, Türk askerinin profesyonelliğinin, soğukkanlılığının ve vatanseverliğinin hikayesidir. Bu, 1000 yıldır bu toprakları koruyan kahramanların mirasının devam ettiğinin kanıtıdır ve bu düşmanların her zaman bilmesi gereken bir gerçeği hatırlatır: Türk askeri imkansız diye bir kelime tanımaz.
11. Bölüm: Sonsöz
800 metre, tek kurşun, 3 saniye. Dünya şahit oldu. Türk keskin nişancısı bir kez daha tarih yazdı ve sessizce görevine devam etti.
Değerli izleyiciler, bu tür kahramanlık hikayelerinin unutulmaması, gelecek nesillere aktarılması hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bu kahramanlar bizim için savaşıyor. En azından biz de onların hikayelerini yaşatmalıyız.
Bir sonraki destanda görüşmek üzere. Vatan sağ olsun.
News
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI
SADECE HASTA BİR DOMUZ MİRAS ALDI… AMA KADER ONU MİLYONER YAPTI . . . Ayşe Yılmaz, henüz 7 aylık hamile…
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR
DADISI MİLYONERİN BEBEKLERİYLE ORMANDAN KAÇTI… ONU TAKİP EDEN ŞEY ŞOK EDİYOR . . . Başlangıç Ayşe Yılmaz, henüz 22 yaşında…
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu
Bücür Asker Koğuştaki Acımasız Zorbalık Onu Küçük Gördüler Ama O Bir Efsane Oldu ./ . . . Bücür Asker: Koğuştaki…
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Damadın Elindeki Şeye Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi…
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek
Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete Düşürecek . . . Bu Çocukların Gözlerine Dikkatli Bakın: Gördükleriniz Sizi Dehşete…
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!”
Komutan Ölmek Üzereydi — Ta Ki O Fısıldayana Dek: “Bana Kovulan Hemşireyi Getirin!” . . . Komutan Ölmek Üzereydi —…
End of content
No more pages to load






