TEMİZLİKÇİ Sandıkları Kadın F-16 Pilotuymuş — 12 Düşman Uçağını Düşürdü!

.
.

GÖKYÜZÜNDEKİ GÖLGE: Binbaşı Meral Kartal’ın Dönüşü

Eskişehir Hava Üssü’nün lojistik ofisinde, sekiz yıldır sessizce çalışan bir kadın vardı. Herkes ona “Meral Hanım” derdi. Her sabah kahvesini alır, bilgisayarının başında saatlerce uçuş programlarını düzenlerdi. Kimse onun geçmişini bilmiyordu. Pilotların, astsubayların, generallerin gözünde o sadece evrak işleriyle uğraşan, sessiz bir görevliydi.

Ama Meral’ın içinde, gökyüzüne duyduğu özlem hiç sönmemişti. Pencereden kalkış yapan F-16’ları izlerken, kalbinde eski günlerin ateşi yanardı. Bir sabah, genç astsubay Fatma ona kahve getirip sordu: “Sizi hep uçakları izlerken görüyorum. Pilot olmayı hiç düşünmediniz mi?”

Meral acı bir gülümsemeyle cevap verdi: “Ben kağıt işlerinde iyiyim.” Ama o gün kaderin Meral için başka bir planı vardı.

Saat 11:00’de üste alarm çaldı. Telsizden gelen ses tüm personeli dondurdu: “Dikkat! Tanımlanamayan 12 uçak Türk hava sahasına yaklaşıyor. Tüm pilotlar acil kalkış!”

Komuta merkezinde panik vardı. General Ahmet Demir, “F-16’larımızın çoğu bakımda. Sadece dört uçağımız var!” diye bağırdı. Harita başında Albay Kemal Yılmaz hesap yapıyordu: “Dört uçağa karşı on iki. Bu bir intihar olur.”

O sırada Meral, yıllardır sakladığı kimliğini ortaya çıkarmak zorunda kaldı. “Komutanım, ben o deneysel uçağı kullanabilirim,” dedi. Herkes şaşkınlıkla ona döndü. “Sen mi? Sen lojistik görevlisisin!” dedi general.

Meral gözlerinin içine bakarak, “Hayır efendim. Ben Binbaşı Meral Kartal, çağrı kodum Bulut. 237 sorti, 42 hava zaferi. Suriye operasyonunda görev aldım. Kimliğim değiştirildi, koruma altına alındım,” dedi.

Generalın yüzü değişti. “Bulut, sen Suriye operasyonundaki pilotsun!” dedi. Meral başını salladı. Zaman daralıyordu. “İzin verin uçayım. Bu üssü koruyabilirim.”

General tereddüt etti ama başka seçeneği yoktu. “Allah yardımcımız olsun,” dedi. Meral hangara koştu. Kartal Projesi’nin en gelişmiş savaş uçağıydı. Görünmezlik teknolojisi, nöral arayüz sistemleri, elektronik harp kabiliyetleri… Ellerinin titrediğini hissetti. Sekiz yıldır kokpite oturmamıştı.

Kokpite oturduğunda, uçakla tek vücut oldu. Kalkış izni verildi. İtki kolunu ileri itti, muazzam güç onu koltuğa yapıştırdı. Kartal havalandı. Radar ekranında 12 düşman uçağına yaklaşıyordu. Tüm birimler telsizden seslendi: “Angajman kuralları nedir?” “Ateş serbest. Üssü koruyun.”

Düşman uçakları menzile girdiğinde, Meral’ın içgüdüleri geri döndü. Eller otomatik olarak kontrollerde gezindi. Hedef kilitlendi. İlk füze fırladı. Düşman uçağı alevler içinde düştü. Ardından ikinci, üçüncü… F-16’lar da savaşa girmişti ama sayıca azdılar.

Bir düşman uçağı Meral’ın arkasına geçti. Füze uyarısı çığlık gibi öttü. Meral uçağı ters yöne çevirdi, imkansız bir manevraydı. Kartal’ın gelişmiş sistemleri olmasa parçalanırdı. Şimdi o düşmanın arkasındaydı. Tetiğe bastı. Üçüncü düşman düştü.

Gökyüzü savaş alanına dönmüştü. Yüzbaşı Ömer’in F-16’sı isabet aldı. Motor arızasıyla çekildi. Artık üç F-16 ve Meral kalmıştı, dokuz düşman uçağına karşı.

“Tüm birimler üsse çekilin,” dedi Meral. “Ben onları oyalarım.” F-16’lar geri çekilirken, Meral tek başına dokuz uçağa yöneldi. Kartal’ın tüm sistemlerini aktive etti: elektronik karıştırma, sahte hedefler, görünmezlik modu… Düşman radarları şaşırdı.

Meral bir hayalet gibi aralarında dolaşıyordu. Dördüncü, beşinci, altıncı düşman düştü ama yakıtı azalıyordu. Füzeleri tükeniyordu. Son üç düşman uçağı kalmıştı, sadece iki füzesi vardı. “Bulut, yakıt durumun 15 dakika uçuş süresi,” dedi kule. General Demir komuta merkezinde yumruğunu masaya vurdu. “Yedek F-16’lar ne durumda?” “Beş dakikaya hazır olurlar, komutanım.” “Çok geç.”

Düşman uçakları üçgen formasyonda yaklaşıyordu. Meral onları köşeye sıkıştırmak istiyorlardı. “Eski usul oynayalım,” dedi Meral. Kartalı dik bir dalışa soktu. Düşman uçakları peşinden geldi. Son anda uçağı çekti. Bir düşman uçağı yere çakıldı. Dev bir ateş topu yükseldi. Artık iki düşman, iki füze kalmıştı.

Birini hedef aldı, kilit, ateş, füze hedefini buldu. Sekizinci düşman düştü ama son düşman arkasına geçmişti. Makineli ateşi Kartal’ın gövdesini tarıyordu. Sol motor yanıyordu. “Bulut paraşütle atla!” dedi kule. “Henüz değil,” dedi Meral.

Aniden düşman uçağı alevler içinde patladı. Meral şaşkınlıkla etrafına bakındı. “Bulut, ben Şahin, tam zamanında yetiştik!” Yüzbaşı Ömer arızalı F-16’sıyla geri dönmüştü. “Sizi yalnız bırakamazdım komutanım. Eski günlerdeki gibi.”

Kartal’ın durumu kritikti. Sol motor tamamen durmuştu. Hidrolik sızıntısı vardı. “Bulut, piste yaklaşıyorsun. İniş takımları çalışmıyor.” “Karnıma ineceğim.” Pist göründü. İtfaiye araçları hazır bekliyordu. Herkes nefesini tutmuştu.

Meral tüm deneyimini kullandı. Uçağı nazikçe pistle dokundurdu. Kıvılcımlar, dumanlar, kartal pist boyunca kayarak ilerledi. Sonunda durdu. Canopi açıldı. Meral titreyerek dışarı çıktı. Pis çevresinde yüzlerce asker toplanmıştı. Hepsi alkışlıyordu.

General Demir koşarak geldi. “Binbaşı Kartal, üstümüzü kurtardınız.” “Görevimi yaptım efendim.” “Hayır, bundan çok daha fazlasını yaptınız. Dokuz düşman uçağı tek başınıza!” Albay Yılmaz da yaklaştı. “Size inanmadığım için özür dilerim.” Fatma gözyaşları içinde Meral’e sarıldı. “Siz gerçek bir kahramansınız.”

O gece Meral, eski kimliğini tamamen geride bırakmıştı. Artık saklanmıyordu. Kartal Projesi’nin baş eğitmeni oldu. Yeni pilotlar yetiştirdi, hainleri açığa çıkardı. Türkiye’nin en gizli hava gücü onun liderliğinde büyüdü.

Aylar sonra, Kartal filosu NATO tarafından resmen kabul edildi. Meral, Avrupa hava savunmasının başına getirildi. Brüksel’deki NATO karargahında, masasında Türk bayrağı ve babasının fotoğrafı vardı. Gökyüzünde bir kartal uçağı süzülüyordu. Telsizden tanıdık bir ses geldi: “General Kartal, ben Teymen Ali Kartal. Yeğeniniz.”

Meral gülümsedi. Ailesinin yeni nesli de pilot olmuştu. “Hoş geldin Ali. Gurur duydum.” dedi. Gökyüzüne bakarak fısıldadı: “Başardım baba. Sonunda kim olduğumu hatırladım.”

Güneş batıyordu. Yeni bir gün doğacaktı. Meral Kartal artık saklanmıyordu. Gökyüzü onun eviydi. Sonsuza dek öyle kalacaktı.

GÖKYÜZÜNDEKİ GÖLGE