Bir Yabancının Otobüs Parasını Öder — Onun Mafya Babası Olduğunu Bilmiyordu. Sonrası Şoke Etti

.
.
.

Yanlış Numaraya Mesaj Attı — Mafya Babası Yanıtladı: “Geliyorum”

Yanlış numaraya mesaj atmak, çoğu zaman garip bir özürle sonuçlanır. Ancak Evelyn Vans için bu, bir savaşla sonuçlandı. Kırık kaburgalarıyla kilitli bir banyoda mahsur kalan, onu öldürmeye yemin eden şiddetli bir dedektiften saklanan Evelyn, kardeşine yardım istemek için mesaj atmaya çalıştı. Elleri o kadar titriyordu ki bir rakamı yanlış yazdı.

Mesaj, kardeşine gitmek yerine, Chicago’nun en yakalanması zor ve acımasız suç baronu Lucas Moretti’ye gitti. Bu numara, son üç yıldır mesaj almamıştı. Çaresiz bir kurban, yanlışlıkla şeytanın kendisini çağırdığında ne olur? Cevap, kanlı, yürek parçalayıcı ve korkutucu olurdu. İşte Evelyn’in öyküsü böyle başladı.


Lorenzo Moretti’nin Savaş Alanı

Lorenzo Moretti, gizli bir toplantının ardından Chicago’nun karanlık sokaklarında hızla ilerlerken, aracı aniden farlarla çevrildi. Castellano ailesi onu bekliyordu. Gece boyunca silah sesleri yankılandı. Şoförü ve koruması sessizliğe büründü. Lorenzo, arka kapıdan kaçmaya çalıştı, ancak sol omzuna isabet eden bir kurşunla sarsıldı. Birkaç dakika sonra kendini soğuk gecede tek başına buldu. Kanıyordu ve nefessiz kalmıştı. Arabası, telefonu ve cüzdanı yoktu. O şehri kontrol eden, en korkulan adam Lorenzo Moretti, o anda hiçbir şey değildi.

Tek seçeneği sıradan bir insan gibi otobüse binmekti.


Sofia Reyes’in Son Paraları

Birkaç blok ötede, Sofia Reyes zorlu bir günün ardından otobüs durağında bekliyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla lokantada çalışmış, ardından ofis temizliği yapmak için koşmuştu. Vücudu ağrıyordu ama dinlenemedi. Annesi hastanede kanserle mücadele ederken, tıbbi masraflar 50.000 dolara ulaşmıştı ve küçük kız kardeşi Mia ona güveniyordu. Sofia, cebindeki bozuk paraları sayarak, otobüs ücreti için yeterli miktarda olduğunu fark etti. Ancak ertesi gün kahvaltı için hiçbir şey kalmamıştı.

Otobüs geldiğinde, son bozuk paralarını bilet kutusuna attı ve pencere kenarına oturdu. Gözlerini kapattı, fakat bir şey dikkatini çekti. Otobüs şoförü, “Sana söyledim bayım. Para yoksa binemezsiniz,” diyordu. Kapıda duran adam, koyu renkli bir palto giymiş uzun boylu biriydi. Yüzü solgundu ve çenesi sıkıca kapalıydı. Kolunda koyu renkli bir leke vardı.

“Sana söyledim bayım, para yoksa binemezsiniz.”

Adam, “Pusuya düşürüldüm,” dedi. “Her şeyimi aldılar. Sadece güvenli bir yere gitmem lazım.” Şoför başını salladı ve, “Para yoksa binemezsiniz,” dedi. Lorenzo, gözlerini kapattı ve durumun tuhaflığını fark etti.


Bir İyiliğin Bedeli

O anda, Sofia ayağa kalktı. “Onun ücretini ben ödeyeceğim,” dedi ve Lorenzo’yu şaşkına uğrattı. Şoför başını sallayarak, “Teşekkür ederim,” dedi. Otobüs, sessizleşmişti. Lorenzo, Sofia’nın bozuk paralarını kutuya attığını görünce, “Bunu yapmak zorunda değilsin,” dedi, ama Sofia başını sallayarak, “Zaten yaptım,” dedi. Sonra gözlerini Lorenzo’ya çevirdi, “Ücretimi ödediğiniz için teşekkür ederim, ancak geç kalmamak için otobüse binmeniz gerekir.”

Lorenzo, otobüse bindi ve bir karar verdi. Bu kızın ona yardım etmesinin bir nedeni olmalıydı. Gerçekten de, her iyiliğin bir bedeli vardı. Otobüs durağına vardıklarında, Lorenzo arkasına bakarak, “Hey!” diye seslendi. Sofia döndü ve gözleriyle karşılaştı.

“Sofia, bu gece bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu yardımı daha fazla borçlu hissediyorum. Yardım etmek istemenizin bir anlamı var mı? Bunu neden yaptınız?”

Sofia, sadece “Bazen insanlar yardıma ihtiyaç duyar,” diye yanıt verdi. Sonra otobüsten inerek karanlıkta kayboldu. Lorenzo, pencereyi açıp, onu izledi. Bu kızın adını bilmiyordu ama bir şey kesindi, onu bulmalıydı.


Bu noktada, Lorenzo’nun ve Sofia’nın yolları kesişiyor ve Lorenzo’nun yaşadığı dünyada “iyilik” ve “yardım” gibi kavramların aslında ne kadar büyük anlam taşıdığını keşfediyoruz. Sofia’nın hayatı bir anda Lorenzo tarafından değiştirilecek, çünkü büyük bir mafya patronu olan Lorenzo, ona hiçbir karşılık beklemeden yardım eden bu kadını kesinlikle unutmayacaktı.