29 Yıl Osmanlı’yı Gizlice Yöneten Köle: Hacı Beşir Ağa’nın Kanlı Suikastı (Patrona Halil İsyanı)
.
.

.
GÖLGELERİN EFENDİSİ: HACI BEŞİR AĞA
1730 yılının sonbaharında İstanbul, yüzyıllardır görmediği bir kargaşanın içindeydi. Et Meydanı’nda toplanan binlerce insanın öfkesi, sadece bir isyana değil, bir devrin sonuna işaret ediyordu. Sokaklarda yankılanan tek bir kelime vardı: adalet. Ama bu adalet çağrısı, kısa sürede kana bulanacak, imparatorluğun kalbinde korkunç bir hesaplaşmaya dönüşecekti.
Saray duvarlarının ardında ise herkesin gözünden kaçan bir adam vardı. Ne bir padişahtı ne bir sadrazam. Üniforması yoktu, ordusu yoktu. Ama Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini neredeyse otuz yıl boyunca belirleyen kişi oydu. Adı Hacı Beşir Ağa’ydı.
Kölelikten Saraya Uzanan Yol
yüzyılın ortalarında, bugünkü Eritre ve Sudan topraklarını kapsayan Habeşistan bölgesinde bir çocuk dünyaya geldi. Adı Beşir’di. Daha doğduğu anda kaderi çizilmişti. Çünkü bu topraklar, Osmanlı sarayının hadım ağaları için “en uygun” bölgelerden biriydi.
Henüz çocuk yaşta köle tacirleri tarafından kaçırıldı. Ailesini, adını, geçmişini kaybetti. Ardından insanlığın en acımasız ritüellerinden biriyle karşı karşıya kaldı: hadım edilme. Bu işlem sırasında çocukların yarısı hayatını kaybederdi. Beşir hayatta kaldı. Ama bedeli ağırdı. Artık ne tam anlamıyla bir erkekti ne de özgür bir insan.
İstanbul’a getirildiğinde Topkapı Sarayı’nın en alt kademesinde hizmete başladı. Kızlar Ağası Yapraklı Ali Ağa’nın yanına verildi. Acemi ağalık, nöbetçilik, ortacılık… Her basamakta sabırla ilerledi. Ama Beşir diğerlerinden farklıydı. Sadece itaat etmiyor, izliyor, öğreniyor ve hafızasına kaydediyordu.
Gücün Dili
1707 yılında Sultan III. Ahmed’in hazinedarı oldu. Artık padişaha en yakın isimlerden biriydi. Onun zayıflıklarını, korkularını, alışkanlıklarını öğrendi. Sarayın görünmeyen damarlarında dolaşan bilgileri toplamaya başladı.
1713’te beklenmedik bir darbe aldı. Uzun Süleyman Ağa ile birlikte Kıbrıs’a sürgün edildi. Bu, çoğu hadım ağası için kariyerin sonuydu. Ama Beşir Ağa için sadece bir duraktı. Sürgünde bile ilişkilerini koparmadı. Mısır’a, ardından Hicaz’a gönderildi. Şeyhülharemlik görevini aldı. Hac yaptı ve “Hacı” unvanını kazandı. Bu unvan, onun saraydaki meşruiyetini daha da güçlendirdi.
1717’de İstanbul’a çağrıldı ve Kızlar Ağası oldu. Bu makam, Osmanlı’da padişahtan ve sadrazamdan sonra gelen en güçlü üçüncü pozisyondu. Ama Beşir Ağa bununla yetinmedi.
Gölge İktidar
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığa yükselmesinde onun parmağı vardı. Çünkü artık şunu çok iyi biliyordu: padişahlar değişirdi, sadrazamlar düşerdi ama o kalıcıydı.
330 vakfın nezaretini elinde tutuyordu. Bu, muazzam bir ekonomik güç demekti. Aynı zamanda imparatorluk çapında bir istihbarat ağıydı. Anadolu’dan Balkanlar’a, Arabistan’dan Kırım’a kadar her yerden haber alıyordu.
Haremde ise mutlak otoriteydi. Suç işlediği iddia edilen cariyelerin çuvala konulup denize atılmasına karar verebiliyordu. Bu yetki, onu sarayın en korkulan figürü haline getirdi. Kimsenin onun iradesine karşı çıkmaya cesareti yoktu.
Lale Devri ve Fırtına
Lale Devri dışarıdan bakıldığında bir refah ve eğlence dönemiydi. Ama halkın sırtındaki vergi yükü artmış, orduda disiplinsizlik başlamıştı. İran’dan gelen yenilgi haberleri bardağı taşırdı.
1730 yılında Patrona Halil adlı eski bir yeniçeri önderliğinde isyan başladı. Binlerce insan Et Meydanı’nda toplandı. Talepler açıktı: Damat İbrahim Paşa’nın ve adamlarının ölümü.
Sultan III. Ahmed çaresiz kaldı. Önce sadrazamını feda etti, sonra tahttan çekildi. Yerine I. Mahmud geçti. Ama İstanbul artık Patrona Halil’in kontrolündeydi.
Kanlı Hesaplaşma
Bir ay boyunca Patrona Halil şehri yönetti. Padişah bile onun isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı. İşte tam bu noktada Hacı Beşir Ağa harekete geçti.
İki gizli grup kurdu. Biri saray içinde, biri saray dışında. Dış grubun başında Kırım Hanı Kaplan Giray vardı. Plan basitti: Patrona Halil ortadan kaldırılacaktı.
Kasım gecelerinden birinde, halk Patrona Halil’e karşı kışkırtıldı. Sokaklar karıştı. Et Meydanı boşaldı. Patrona Halil yakalandı ve 25 Kasım 1730’da idam edildi.
İsyan bastırılmıştı. Saray kurtulmuştu. Ve Beşir Ağa hayatta kalmıştı.
Son Yıllar ve Miras
Sultan I. Mahmud döneminde etkisi daha da arttı. Ona karşı çıkan sadrazamlar görevden alındı. Kimse onunla çatışmaya cesaret edemedi.
16 yıl daha görev yaptı. Toplamda 29 yıl. Osmanlı tarihinde bir kızlar ağası için görülmemiş bir süreydi.
Servetinin bir kısmını camiler, çeşmeler, medreseler ve kütüphaneler yaptırmak için harcadı. Topkapı yakınlarındaki kütüphanesinde 1007 cilt kitap vardı. Bu hayır işleri, vicdanını temizleme çabası mıydı, yoksa tarihe bırakılmış bir maske mi, kimse bilemedi.
3 Haziran 1746’da, doksanlı yaşlarında İstanbul’da öldü. Ölümüne kadar hukuken bir köleydi. Ama yaşarken bir imparatorluğu yönetmişti.
Hacı Beşir Ağa’nın hikâyesi, Osmanlı sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Gücün bazen tahttan değil, gölgelerden geldiğini anlatır. En güçlü adam, aynı zamanda en özgür olmayan kişi olabilir.
Ve belki de en acı gerçek şudur:
Bir köle, hayatta kalmak için binlerce insanın ölümüne neden olabilir.
İmparatorluklar bazen kılıçla değil, sessiz entrikalarla yıkılır.
News
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti.
1991’de Van sınırda kayboldu – 33 yıl sonra üniformanın cebindeki not herkesi şoke etti. . . . **1991’DE VAN SINIRINDA…
Ölüm döşeğinde kayınvalidem fısıldadı: “Oğlum sandığın kişi değil.” Onun…
Ölüm döşeğinde kayınvalidem fısıldadı: “Oğlum sandığın kişi değil.” Onun… . . . ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ FISILTI Kayınvalidem ölüyordu. Odaya girdiğimde perdeler…
Kocamın eski eşyalarını toplarken bir kitabın arasında bir kâğıt buldum. Okuduğumda…
Kocamın eski eşyalarını toplarken bir kitabın arasında bir kâğıt buldum. Okuduğumda… . . . KÖLE OLARAK DOĞDU, İMPARATORLUĞU YÖNETTİ: HACI…
“Kayınvalideme kocamın aldatması hakkında anlattım ve tek cevabı şuydu: ‘Ne olmuş? Ne yapacaksın?’”
“Kayınvalideme kocamın aldatması hakkında anlattım ve tek cevabı şuydu: ‘Ne olmuş? Ne yapacaksın?’” . . . KÖLELİKTEN GÖLGE İKTİDARA: HACI…
Hamile bir ÖLÜNÜN cenazesi sırasında, görevli KARNIN HAREKET ETTİĞİNİ hissediyor ve İNANILMAZ bir şe
Hamile bir ÖLÜNÜN cenazesi sırasında, görevli KARNIN HAREKET ETTİĞİNİ hissediyor ve İNANILMAZ bir şe . . . CESARET TEKNOLOJİDEN GÜÇLÜDÜR…
İsrail’li Komutan MORARDI! Türkler Bomba İmhasından Ne Anlar? dedi, Türk SUBAY ELLERİYLE Çözdü!
İsrail’li Komutan MORARDI! Türkler Bomba İmhasından Ne Anlar? dedi, Türk SUBAY ELLERİYLE Çözdü! . . . Eylül 2024’te, Kafkas Dağları’nın…
End of content
No more pages to load


