Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu

.
.
.

1978’DE KAYBOLAN HEMŞİRE: 30 YIL SONRA ORMANDA BULUNAN ROZETİN ARDINDAKİ KARANLIK GERÇEK

1978 yılının soğuk bir Kasım akşamıydı. Karadeniz’in kıyısına yakın küçük bir kasabada hayat her zamanki gibi akıyordu. Yeşilköy’deki Karadeniz Hastanesi’nde çalışan 36 yaşındaki hemşire Feride, o gün de görevini tamamlamış, hastalarını son kez kontrol etmiş ve saat 23.00 civarında vardiyasını bitirerek hastaneden ayrılmıştı. Onu gören meslektaşları, her zamanki gibi sakin, düzenli ve görevine bağlı bir halde olduğunu söylüyordu. Hiç kimse o gecenin, kasabanın hafızasına kazınacak bir trajedinin başlangıcı olacağını tahmin edemezdi.

Feride sıradan bir insan değildi; o, hayatını başkalarına yardım etmeye adamış bir hemşireydi. Sessizdi, mütevazıydı ve dikkat çekmekten hoşlanmazdı. Ama hastalarına gösterdiği şefkat ve özveri, onu tanıyan herkesin hafızasında derin izler bırakmıştı. Annesi Nazende ve küçük kardeşi Davut için ise Feride sadece bir evlat ya da abla değil, aynı zamanda ailenin direğiydi.

Ancak o gece, Feride hastaneden çıktıktan sonra bir daha asla eve ulaşamadı.

KAYBOLUŞ

Feride’nin yokluğu ertesi sabah fark edildi. Vardiyasına gelmemişti. Bu onun karakterine tamamen aykırıydı. Annesi Nazende, kızının fazla mesai yaptığını düşünerek hastaneyi aradı. Ancak böyle bir durum yoktu. Endişe büyüdü ve saatler içinde polis devreye girdi.

Feride’nin evi incelendi. Her şey yerli yerindeydi. Kapıda zorlama yoktu. Çantası mutfak masasındaydı ve içinde para hâlâ duruyordu. Bu durum, onun isteyerek ortadan kaybolmadığını düşündürüyordu.

Üç gün sonra, olay daha da gizemli bir hal aldı. Feride’nin 1973 model mavi Anadol arabası, hastaneden yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta, Müezzin Köprüsü yakınlarında terk edilmiş halde bulundu.

Araçta hiçbir mücadele izi yoktu. İçerisi düzenliydi. Sanki biri bilinçli olarak sahneyi temizlemişti. Anahtarlar kayıptı. Kapı kilitli değildi. Bu detaylar, olayın basit bir kayboluş olmadığını açıkça gösteriyordu.

İz sürücü köpekler olay yerine getirildi. Feride’nin kokusunu köprü yakınında aldılar ancak kısa süre sonra iz tamamen kayboldu. Sanki Feride bir anda ortadan yok olmuştu.

ŞÜPHELİ GÖLGELER

Soruşturmayı yürüten Komiser Ertuğrul Özkan, detaycı ve deneyimli bir dedektifti. Olayın basit olmadığını hemen fark etti. Hastane çalışanları tek tek sorgulandı.

Feride’nin yakın arkadaşı Banu, o akşam önemli bir detay verdi. Feride, saat 22.30 civarında onu aramış ve kahve planını iptal etmişti. Sesinde bir gerginlik vardı. “Önce bir işimi halletmem lazım” demişti. Ancak bu işin ne olduğunu söylememişti.

Bir diğer önemli tanık ise hastanenin güvenlik görevlisi Hikmet’ti. Hikmet, o gece otoparkta tanımadığı bir adam gördüğünü söyledi. Uzun boylu, koyu ceketli bir adam… Sanki birini bekliyordu.

Güvenlik kameraları incelendiğinde, düşük kaliteli görüntülerde gerçekten de bir siluet tespit edildi. Bu kişi, Feride’nin arabasının yakınında bekliyordu. Feride arabasına doğru yürüdüğünde ise gölgelerin içine çekiliyordu.

Bu, olayın bir takip ya da planlı saldırı olabileceğini düşündüren ilk somut kanıttı.

YILLARCA SÜREN SESSİZLİK

Aramalar haftalarca sürdü. Ormanlar tarandı, göletler incelendi, terk edilmiş yapılar kontrol edildi. Ancak Feride’den hiçbir iz bulunamadı.

Zaman geçti. 1980’ler, 1990’lara dönüştü. Teknoloji gelişti ama Feride’nin dosyası bir “soğuk dava” olarak raflara kaldırıldı.

Annesi Nazende ise asla vazgeçmedi. Yıllar boyunca kızının odasını olduğu gibi korudu. Her yıl konferanslara katıldı, yetkililere başvurdu. Umudunu hiç kaybetmedi.

2008: GERÇEĞİN İLK PARÇASI

Tam 30 yıl sonra, 2008 yılında, emekli bir öğretmen olan Alaattin Korkmaz ormanda yürüyüş yaparken dikkat çekici bir şey buldu.

Toprak ve yaprakların arasında kısmen gömülü bir kimlik rozeti.

Rozetin üzerinde bir isim vardı: Feride.

Bu keşif, yıllardır sessiz kalan dosyayı yeniden açtı.

KEMİKLER VE SORULAR

Polis olay yerine geldi ve geniş çaplı bir arama başlattı. Kısa süre sonra dağınık insan kemikleri bulundu.

Ancak DNA testleri kesin sonuç vermedi. Kemikler çok eskiydi ve bozulmuştu. Yine de yaş, cinsiyet ve bölgesel veriler Feride ile uyumluydu.

Fakat büyük bir sorun vardı: kalıntılar arabadan kilometrelerce uzaktaydı.

Bu durum, olayın düşündüklerinden daha karmaşık olduğunu gösteriyordu.

KARANLIK GEÇMİŞ: ALAATTİN

Soruşturma derinleştikçe, Feride’nin geçmişinde önemli bir detay ortaya çıktı.

Bir psikiyatri hastası…

Adı: Alaattin.

Bu adam, hastanede tedavi gördüğü sırada Feride’ye takıntı geliştirmişti. Onunla konuşmak için ısrar etmiş, reddedildiğinde ise öfke göstermişti.

Yıllar sonra polis, Alaattin’i buldu. Artık yaşlı bir adamdı. Yalnız yaşıyordu.

İlk başta konuşmayı reddetti.

Ama 2012 yılında yeni kanıtlar ve baskılar sonucu itiraf etti.

İTİRAF

Alaattin, Feride’yi kaçırdığını kabul etti.

O gece hastanenin otoparkında onu beklediğini, silah zoruyla arabasına bindirdiğini ve ıssız bir bölgeye götürdüğünü söyledi.

Ancak sonrası için söyledikleri belirsizdi.

“Bir kaza oldu,” dedi.

Feride’yi incitmek istemediğini, ancak çıkan mücadelede onun öldüğünü iddia etti.

Fakat detay vermeyi reddetti.

EKSİK GERÇEKLER

İtiraf, birçok soruyu yanıtladı ama hepsini değil.

Kemikler neden dağınıktı?
Kafatası neden bulunamamıştı?
Ceset parçalanmış mıydı?
Alaattin yalnız mıydı?

Adli incelemeler, bazı kemiklerde alet izleri olduğunu gösterdi. Bu, ölümden sonra yapılan müdahalelere işaret ediyordu.

Ancak bu detaylar asla kesin olarak açıklığa kavuşmadı.

MAHKEME VE ADALET

2013 yılında Alaattin mahkemeye çıkarıldı.

Savcılar, itiraf, kemik bulguları ve dolaylı kanıtlarla güçlü bir dava sundu.

Savunma ise akıl sağlığını öne sürdü.

Jüri, 6 saatlik müzakerenin ardından kararını verdi:

Suçlu.

Alaattin ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

AMA HİKAYE BİTMEDİ

Feride’nin annesi Nazende için bu karar tam bir rahatlama getirmedi.

Çünkü gerçek hâlâ eksikti.

Kızının son anlarında ne yaşadığını hiçbir zaman öğrenemedi.

Nazende 2016 yılında hayatını kaybetti. Kızının odası, yıllarca dokunulmadan kaldı.

2017 yılında, Feride’nin kalıntıları nihayet toprağa verildi.

GERİYE KALAN

Feride’nin hikâyesi sadece bir cinayet vakası değildir.

Bu olay, sistem hatalarını, psikiyatrik denetim eksikliklerini ve toplumdaki görünmez tehlikeleri ortaya koydu.

Onun adıyla burslar verildi. Hastanelerde güvenlik protokolleri geliştirildi.

Ama en önemlisi, onun hikâyesi unutulmadı.

SON SORU

Bugün hâlâ cevaplanamayan bir soru var:

O gece gerçekten ne oldu?

Alaattin gerçeğin tamamını mı söyledi, yoksa bir kısmını mı sakladı?

Bazı sırlar, belki de sonsuza kadar karanlıkta kalacak.

Ama Feride’nin adı, o karanlıkta kaybolmayacak.

Çünkü onu hatırlayanlar hâlâ var.