UÇUŞ İPTAL OLUNCA EVE ERKEN DÖNDÜM, KAPIYI BENİM BORNOZUMLA AÇAN KADIN BENİ EMLAKÇI SANDI!

.
.

Kapıyı Benim Bornozumla Açan Kadın: Berna’nın İntikamı

Kasım ayıydı. İstanbul’un gri sabahında Berna, Ankara’ya bir iş seyahati için yola çıkmıştı. Sulu sepken kar, EB5 karayolunun bitmek bilmeyen trafiği ve uçağa yetişme telaşı… Hayatında heyecan verici bir şey yoktu ama alışmıştı. On yıllık evliliğinde Volkan’ın sabahları onu uğurlamamasına, ilgisizliğine, suskunluğuna da alışmıştı. Son yıllarda Volkan iyice içine kapanmış, işten eve gelip telefonuna gömülüyordu. Berna ise bunu orta yaş krizine yormuş, “Geçer” demişti.

Havalimanına yaklaşırken telefonuna bir mesaj düştü: “TK2142 sayılı Ankara uçuşunuz elverişsiz hava koşulları nedeniyle iptal edilmiştir.” Berna sinirle arabayı kenara çekti. Ertesi sabaha kadar başka uçuş yoktu. Bir otelde sabahlamaktansa eve dönmek daha mantıklıydı. Direksiyonu kırıp geri döndü.

Eve vardığında apartmanın önünde kısa bir duraksama yaşadı. Otoparka girdi, çantasını kaptı, üçüncü kata çıktı. Kapının arkasından bir kadın kahkahası geliyordu. Televizyonun sesi yüksekti. Berna, Volkan’ın işte olması gerektiğini düşündü ama kapıya kulağını dayadığında genç, cilveli bir kadın sesi duydu. Anahtarı kilide sokmaya cesaret edemedi; kafasında binlerce düşünce geçti. Sonunda zile bastı.

Kapıyı, üzerinde Berna’nın geçen yıl aldığı vişne çürüğü renkli bornozu olan 27 yaşlarında, sarışın, bakımlı bir kadın açtı. Kadın mahmur gözlerle, “Siz emlakçısınız değil mi? Volkan Bey bugün değerleme için geleceğinizi söyledi. Buyurun, içeri girin,” dedi. Berna, savunma mekanizması devreye girmiş gibi, “Evet, ben emlak danışmanıyım. İsmim Esra,” dedi ve içeri girdi. Kadın, Aslı adını verdi. Evin her köşesinde kendine ait izler vardı: spor ayakkabılar, mont, parfüm kokusu, yabancı makyaj çantası, magnetler, kupalar, üç diş fırçası…

Berna profesyonel bir tavır takındı. “Evi şöyle bir gezebilir miyim?” dedi. Aslı hevesle başını salladı, “Tabii, Volkan şu an işte ama siz profesyonelsiniz, her yere bakabilirsiniz.” Berna, evin her köşesini gezdi; dolaplarda Aslı’nın kıyafetleri, mutfakta Bodrum’dan alınmış bir magnet, banyoda üç diş fırçası… Her şey ortadaydı. Aslı, “Volkan’la daha büyük bir eve geçiyoruz, burası küçük geliyor,” dedi. “Baharda düğünümüz var, her şeyi çabucak halletmek istiyoruz.” Berna, “Ne zamandır birliktesiniz?” diye sordu. “Bir buçuk yıl oldu,” dedi Aslı. Berna içinden tekrarladı: “Bir buçuk yıl.”

Berna, evin arkasındaki arsayı göstererek, “Buraya devasa bir otoyol viyadüğü yapılacak. Bu tür değerlemelerde şehir planlama dairesinden bilgi alırım. Bir sene içinde burada kamyon sesi, egzoz dumanı olacak. Daireler en az %40 değer kaybeder,” dedi. Aslı’nın yüzü asıldı. “Biz Göktürk’teki evin peşinatını bu paraya göre hesapladık.” Berna omuz silkti: “Bağımsız bir ekspertiz öneririm ama aynısını söyleyecektir.” Aslı, Berna’ya telefonunu ve mail adresini verdi.

Berna apartmandan çıkınca duvara yaslandı ve titremeye başladı. Elindeki telefon titredi; yarınki uçuş hatırlatması. O an anladı ki, gidemezdi. Volkan’ın onu evden kovmasına izin vermeyecekti. Arkadaşı Selin’i aradı; “Hemen gelmem lazım,” dedi. Selin onu içeri aldı, bir kadeh bir şey koydu ve Berna anlatmaya başladı. İptal olan uçuş, bornozlu kadın, üç diş fırçası… Anlatırken koptu ve yıllardır ilk kez hıçkıra hıçkıra ağladı.

O gece Berna bir plan yaptı. Ev Volkan’ın evlilik öncesi malıydı; boşanma durumunda hiçbir hak iddia edemezdi. Volkan evi ucuza satacaktı; neden kendisi satın almasındı? Hesap yaptı: birikimi, kredi, annesinin yardımı… Toplamda 2 milyon TL buldu ama hala 1,5 milyon eksikti. Selin, “Belki de vazgeçmelisin,” dedi. Berna, “Bu intikam değil, adalet. O beni kazıklamak istiyor, ben de onu,” dedi.

Ertesi gün markette eski çocukluk arkadaşı Arda ile karşılaştı. Arda, Berna’nın hikayesini dinledi ve “Bende var, sana faizsiz borç veririm,” dedi. Berna gözyaşlarıyla teşekkür etti. Arda alıcı olacaktı; Volkan onu tanımazdı. Plan hazırdı.

Arda ve emlakçı Refika, evi gezdi. Arda, evin eksiklerini sıraladı, fiyatı kırdı. Sonunda 3.750.000 TL’ye anlaştılar. Volkan, parayı almak için acele etti. Tapu işlemleri tamamlandı, ev Arda’nın oldu. Berna, Selin’in evinde otururken mesajı aldı: “Bitti. Ev bizim.” O an ilk kez rahatladı.

Boşanma protokolünde Berna, kredileri ve borçları öne sürerek Volkan’a yüklü bir tazminat yükledi. Volkan şok oldu, “Sen benden habersiz kredi mi çektin?” dedi. Berna, “Her şey yasal. Para gitti, evin geçimine harcandı. Senin mal varlığın nakde döndü, benimki eksi. Katılma alacağımı öde,” dedi. Volkan öfkeyle imzayı attı ve çıktı.

Arda, evin anahtarlarını Berna’ya verdi. Berna, evdeki Volkan’dan kalan her şeyi attı; yeni perdeler, yeni nevresimler aldı. Her şey yavaş yavaş onun evine dönüştü. Bir akşam pencereden dışarı baktı ve eski boş arsa hikayesinin sadece bir blöf olduğunu düşündü. Gülümsedi.

Haberler gelmeye başladı: Volkan banka banka dolaşıyor, kredi alamıyor, sevgilisi Aslı onu terk etmiş, iş yerinde sorunlar yaşıyor. Berna, “Adalet yerini buldu,” dedi. Bir ay sonra Berna, yeni evine taşındı. Arda ona yardım etti. Ev artık sadece ona aitti. Arda ile sık sık görüşüyor, geçmişi anıyor, gelecek planları yapıyordu. Aralarında henüz bir şey yoktu ama Berna, yavaş yavaş başka bir şeyin başladığını hissediyordu.

Nisan sabahı, kapı ziliyle uyandı. Arda, elinde sıcak simit ve kahveyle kapıdaydı. “Kahvaltı edelim mi?” dedi. Mutfağa geçtiler, simitlerini yediler, kahvelerini içtiler. Berna gülümsedi; yıllar sonra ilk kez gerçekten mutluydu. Arda elini uzattı, Berna’nın elini tuttu. Sıradan bir cumartesi sabahıydı ama Berna için yeni bir hayatın başlangıcıydı.

Berna’nın İntikamı