TÜRK TEĞMEN NAMLUYA KAFA ATTI! Paralı Asker Korkudan Silahını Bıraktı
.
.
NAMLUYA DAYANAN YÜREK
Şubat 2024.
Ortadoğu’nun kuzeyinde, haritalarda griyle boyanmış, devletlerin sınır çizmekten vazgeçtiği bir bölge… Burada kanun kâğıt üzerindeydi; gerçekte hüküm süren tek şey silahtı. Dağlar keskin, vadiler dardı. Rüzgâr, taşıdığı sarı tozla gökyüzünü puslu bir perdeye dönüştürür, güneş bile bu topraklara doğarken tereddüt edermiş gibi görünürdü.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir konvoy, sınır ötesindeki üs bölgesine lojistik destek sağlamak üzere ilerliyordu. Önde bir Kirpi, arkasında iki zırhlı araç daha. Tekerleklerin altındaki çakıl taşları, vadinin duvarlarına çarpıp yankılanıyordu. Bunun dışında derin bir sessizlik vardı.
Konvoyun komutanı, 26 yaşındaki Piyade Teğmen Aras Demir’di.
Aras, Harp Okulu’ndan üç yıl önce mezun olmuştu. Genç yaşına rağmen disiplinli, sakin ve dikkatli bir subaydı. Onu farklı kılan şey cesareti değil, kontrolüydü. Eğitimlerde hep şu cümleyi tekrar ederdi:
“Cesaret, korkmamak değildir. Korkuyu yönetmektir.”
Vadinin en dar yerine geldiklerinde araç aniden yavaşladı. Şoför, telsizden kısa bir rapor verdi:
“Komutanım, yol kapalı.”

Aras ön camdan baktı.
Yolu kesenler sıradan bir silahlı grup değildi. Siyah ve kum rengi karışımı taktik üniformalar, gece görüş sistemleri, ağır makineli tüfekler, zırhlı pick-uplar… Bunlar profesyoneldi.
Uluslararası bir özel askeri şirketin paralı askerleriydi.
Başlarında iri yarı, boynunda ejderha dövmesi bulunan bir adam duruyordu. Bölgedeki çatışmalarda adı sık geçen, “Kasap” lakaplı biri. Soğukkanlılığı ve acımasızlığıyla tanınırdı.
Adam elini kaldırdı. Konvoyun durmasını işaret etti.
Telsizden kısa bir mesaj geçti:
“Geri dönün. Bu hat kapalı. Devam ederseniz sonuçlarına katlanırsınız.”
Kirpi’nin içinde hava ağırlaştı. Uzman Çavuş Kadir direksiyonu sıkıyordu. Arka bölümdeki askerlerin nefesleri hızlanmıştı.
Aras birkaç saniye düşündü.
Ateş açmak mümkündü. Ancak dar vadide ilk ateşi açan taraf avantaj kaybedebilirdi. Karşı tarafın sayısı belirsizdi. Yüksek kayalıklar pusular için uygundu. Bir çatışma, konvoyun imhasına kadar gidebilirdi.
Karar vermek zorundaydı.
Kapıyı açtı.
“Komutanım!” dedi Kadir fısıltıyla. “Riskli…”
Aras sadece başıyla susturdu.
Silahını araçta bıraktı. Tabancasına bile dokunmadı. Miğferini düzeltti, üniformasındaki ay yıldızlı peçi eliyle silip tozu aldı. Ellerini arkasında birleştirerek yürümeye başladı.
Askerler donup kaldı.
Paralı askerler önce şaşırdı. Ardından namlular yavaşça genç subaya çevrildi.
Aras’ın yürüyüşü ne hızlıydı ne yavaş. Ritmik ve sakindi. Botlarının taşlara her vuruşu vadide tok bir ses çıkarıyordu.
Yaklaştıkça silahların namluları daha belirginleşti. Mesafe birkaç metreye düştü.
Kasap lakaplı lider, alaycı bir gülümsemeyle öne çıktı.
“Cesur musun, yoksa aptal mı?” dedi İngilizce.
Aras İngilizce cevap verdi.
“Biz görevimizi yapıyoruz. Bu hat, uluslararası hukuk gereği açık bir ikmal yoludur.”
Adam kahkaha attı.
“Burada hukuk yok, Teğmen. Burada güç var.”
Tüfeğini kaldırdı. Namlu Aras’ın göğsüne dayandı. Metalin sertliği üniformanın üzerinden hissediliyordu.
Kirpi’nin içindeki askerler tetikteydi. Bir tek emirle ortalık cehenneme dönebilirdi.
“Bir adım daha atarsan vururum,” dedi adam.
Aras adım atmadı.
Ama geri de çekilmedi.
Gözlerini karşısındakinin gözlerine sabitledi. Ne meydan okuyan bir ifade vardı yüzünde ne de korku. Sadece netlik.
“Eğer tetiği çekersen,” dedi sakin bir sesle, “buradan sağ çıkamayacağını sen de biliyorsun.”
Bu bir tehdit değil, soğuk bir analizdi.
Kasap’ın parmağı tetikteydi. Ancak Aras’ın gözlerinde panik görmüyordu. Yalvarma, korku, çaresizlik… Hiçbiri yoktu.
Sadece kararlılık.
Aras devam etti:
“Ben görev için buradayım. Sen para için. Aramızdaki fark bu.”
Rüzgâr hafifçe esti. Toz havalandı.
Liderin gözlerinde bir anlık tereddüt belirdi. Çevresindeki adamlar bekliyordu. Emir verse ateş açacaklardı. Ama dar vadi, karşı taraftaki disiplinli askerler ve olası misilleme… Hesap hızla zihninden geçti.
Aras bir adım daha atmadı. Ama göğsünü geri de çekmedi. Namlu hâlâ kalbinin üzerindeydi.
Sessizlik uzadıkça psikolojik baskı yön değiştirdi.
Tetiği çekmek, bir saniyelik bir karardı. Ama sonrasındaki zincirleme sonuçlar ağırdı.
Sonunda lider yavaşça silahı indirdi.
“Çekilin,” dedi adamlarına.
Paralı askerler şaşkın bakışlarla kenara açıldı.
Aras başıyla kısa bir selam verdi. Döndü. Aynı sakin yürüyüşle aracına geri döndü.
Kapıyı kapattığında içeridekiler hâlâ konuşamıyordu.
Motor çalıştı. Konvoy ağır ağır hareket etti. Zırhlı araçlar paralı askerlerin arasından geçerken kimse ateş etmedi.
Vadinin dışına çıktıklarında içerideki sessizlik bozuldu.
Genç bir er dayanamayıp sordu:
“Komutanım… Ya sıksaydı?”
Aras miğferini çıkardı. Alnındaki teri sildi.
“Korktum,” dedi açıkça.
Askerler şaşırdı.
“Ama korku karar vermez. Kararı akıl verir.”
Bir an durdu.
“Eğer tetiği çekseydi, çatışma kaçınılmazdı. Biz kayıp verirdik. Onlar da verirdi. Ama görevimiz durmazdı. Bazen karşı tarafın bunu görmesi yeterlidir.”
Uzman Çavuş Kadir aynadan baktı.
“Komutanım… Gözlerinizde bir şey vardı.”
Aras hafifçe gülümsedi.
“Kararlılık. İnsan, ne için orada olduğunu biliyorsa bakışı değişir.”
.
Olaydan saatler sonra üsse ulaştılar. Raporlar yazıldı. Bölge komutanlığına bilgi geçti. İstihbarat, özel askeri şirketin bölgedeki faaliyetlerini artırdığını doğruladı.
Ertesi gün insansız hava araçları vadide keşif yaptı. Paralı askerlerin mevzi değiştirdiği görüldü.
Çatışma çıkmamıştı.
Ama herkes bir şey öğrenmişti.
Günler sonra Aras yalnız başına nöbet yerini gezerken vadinin görüntüsü zihninde tekrar canlandı. Namlu göğsündeydi. Parmağı tetikte bir adam…
Gerçek şu ki o an ölüm ihtimali çok yüksekti.
“Ölümden korkmuyor musun?” diye sormuştu Harp Okulu’ndaki bir arkadaşı yıllar önce.
“Korkuyorum,” demişti Aras. “Ama görevden daha çok değil.”
Onu ayakta tutan şey romantik bir kahramanlık hayali değildi. Arkasındaki askerlerin güveniydi. Ülkesinin verdiği sorumluluktu.
Cesaret bazen saldırmak değil, tetiği çektirmemektir.
Aynı günün akşamında, vadide kalan paralı asker lideri kamp ateşi başında oturuyordu. Yardımcısı yanına geldi.
“Neden ateş etmedik?” diye sordu.
Adam uzun süre sustu.
“Çünkü o genç subay korkmuyordu,” dedi sonunda. “Korkmayan adam tehlikelidir.”
Yardımcısı homurdandı.
“Biz daha kalabalıktık.”
Lider başını salladı.
“Kalabalık olmak başka, haklı olduğuna inanmak başka.”
Ateşe baktı.
“Onun arkasında bir devlet vardı. Bizim arkamızda ise sözleşme.”
Aylar geçti.
O vadi hâlâ tehlikeliydi. Ama o günkü olay askerler arasında anlatılır oldu. Abartısız, sade bir biçimde:
“Komutan namluya karşı durdu. Çatışma çıkmadı.”
Aras her anlatıldığında aynı şeyi söylerdi:
“Kimse kahramanlık yapmadı. Sadece hesap yaptı.”
Ama askerler onun gözlerinde gördüklerini unutmadı.
Bir ülkenin gücü sadece silahında değildir. O silahı taşıyan iradede saklıdır.
Ve bazen bir kurşun sıkılmadan kazanılan anlar, en büyük zaferlerdir.
Şubat 2024’te o dar vadide tetiği çektirmeyen şey şans değildi.
Soğukkanlılık, disiplin ve ne için orada olduğunu bilmenin verdiği sarsılmaz netlikti.
Konvoy o gün yoluna devam etti.
Toz bulutu yavaşça dağıldı.
Ama vadide kalan sessizlik, iki tarafın da hafızasında uzun süre yankılandı.
News
Zalim Police Wali Par Kis Gunah Ka Azab Aaya? | Allah Ka Azab | Heart Touching Islamic Story
Zalim Police Wali Par Kis Gunah Ka Azab Aaya? | Allah Ka Azab | Heart Touching Islamic Story . ….
जिस बुजुर्ग को भिखारी समझकर गांव से निकाल दिया था, उसी भिखारी के पैर पकड़ DM साहब फूट फूटकर रो पड़े!
जिस बुजुर्ग को भिखारी समझकर गांव से निकाल दिया था, उसी भिखारी के पैर पकड़ DM साहब फूट फूटकर रो…
बीच पर मिली महिला पुलिस की लाश खुला हत्या का खौ़फनाक राज || Crime patrol || New episode ||
बीच पर मिली महिला पुलिस की लाश खुला हत्या का खौ़फनाक राज || Crime patrol || New episode || ….
IAS बनते ही पत्नी ने दिया तलाक़…फिर जो हुआ , इंसानियत रो पड़ी |
IAS बनते ही पत्नी ने दिया तलाक़…फिर जो हुआ , इंसानियत रो पड़ी | . . . “IAS बनते ही…
जिस लड़के को गरीब कूड़ा वाला समझते थे लोग… वही निकला कंप्यूटर जीनियस, सच जानकर होश उड़ गए
जिस लड़के को गरीब कूड़ा वाला समझते थे लोग… वही निकला कंप्यूटर जीनियस, सच जानकर होश उड़ गए . ….
बेटी की मृत्यु के बाद बीमार सास की देखभाल, इस बड़े राज़ ने सबको क्यों चौंकाया? जीवन की कहानियाँ
बेटी की मृत्यु के बाद बीमार सास की देखभाल, इस बड़े राज़ ने सबको क्यों चौंकाया? जीवन की कहानियाँ ….
End of content
No more pages to load






