Lise Zorbası Yıllar Sonra Yüzleşme Kurbanı Onu Korumak Zorunda Kaldı!

.
.
.

ALPEREN’İN GÖLGESİ

Bölüm I – Çığlık

Toros Dağları’nın zirvesine kurulu Alperen Gazi Türbesi yüzyıllardır rüzgârla konuşurdu. Çınar yaprakları dua eder gibi hışırdar, sis vadinin içinden ağır ağır yükselir, zaman burada başka bir ritimde akardı.

Ta ki o gün, o ses gelene kadar.

“Git lan buradan, bunak! Yoksa o titreyen bacaklarını kırar eline veririm!”

Ses, kayalıklara çarpıp yankılandı. Güvercinler ürkerek havalandı. Asırlık kapının önünde duran İsmail Dede, bastonuna biraz daha yaslandı ama geri adım atmadı.

Karşısındaki adam, yirmili yaşlarının sonundaydı. Üzerinde pahalı görünmeye çalışan ucuz bir gömlek, boynunda kalın bir zincir, yüzünde sokaklardan öğrenilmiş bir sertlik vardı.

Adı Demir’di.

Yanındaki iki adam ise onun gölgesinde yürüyen ruhsuz bedenler gibiydi.

İsmail Dede gözlerini Demir’e değil, arkasındaki dağa dikti.

“Evladım,” dedi sakince.
“Burası Allah’ın evidir. Ses yükseltilmez. Ne istersen güzelce söyle.”

Demir alaycı bir kahkaha attı.

“Bizim Allah’ımız para, dede. Kenan Bey’in selamı var. Bir hafta içinde burayı boşaltıyorsun.”

Yanındaki adam levyeyi kaldırıp kapıya vurdu. Asırlık ceviz ağacı inledi.

Tam o anda türbenin içinden bir kadın çıktı.

Başında beyaz bir tülbent, üzerinde sade gri bir elbise. Yüzü porselen kadar duru, gözleri derin bir göl gibi sakindi.

Adı Zeynep’ti.

Ama bu isim onun gerçek adı değildi.

Beş yıl önce Selin Tekin adını gömüp buraya sığınmıştı.

Demir’in adamlarından biri ıslık çaldı.

“Bu dağ başında böyle dilber mi olur?”

Adam Zeynep’e bir adım attı.

İsmail Dede bir kalkan gibi önüne geçti.

“Kes sesini!”

Demir bir an durdu. Ardından tehdit savurup çekildi.

Toz bulutu dağılırken geriye sadece ağır bir sessizlik kaldı.

Zeynep’in elleri hafifçe titriyordu.

Geçmiş onu bulmuştu.


Bölüm II – Karşılaşma

Olaydan yarım saat sonra dağ yolunda bir jandarma aracı belirdi.

Direksiyonda Asubay Kıdemli Başçavuş Asya Gürsoy vardı.

Yanında Yüzbaşı Murat Kaya.

Asya aracı durdurduğunda ilk yaptığı şey çevreyi analiz etmek oldu. Tekerlek izleri. Sigara izmaritleri. Kapıdaki taze kıymık.

Ve sonra…

Zeynep’i gördü.

Göz göze geldiler.

O an zaman kırıldı.

Asya’nın kalbi göğsüne çarptı.

Bu yüzü tanıyordu.

Bu gözleri…

Gece kabuslarında gördüğü yüz buydu.

Karakola döndüğünde nüfus kayıtlarını açtı.

Zeynep Dağelen.

Eski soyadı…

Selin Tekin.

Monitör bulanıklaştı.

On beş yıl öncesinin lise koridorları geri geldi.


Bölüm III – Cehennem

Asya için lise bir işkenceydi.

Selin Tekin okulun kraliçesiydi.

Güzel, popüler, acımasız.

Önce fısıltılar başladı.

Sonra alaylar.

Sonra fiziksel şiddet.

Spor salonunun deposunda saatlerce kilitlenmek.

Tuvaletlerde itilmek.

Saçlarının çekilmesi.

Bir gün rehber öğretmene gitti.

“Gençler arasında olur böyle şeyler,” cevabını aldı.

O gün Asya’nın içindeki bir şey öldü.

Bir daha asla ezilmeyeceğine yemin etti.

Yıllar sonra özel kuvvetlere katıldı.

Buz gibi sular. Uykusuz geceler. İşkenceye varan sorgu simülasyonları.

Pes etmedi.

Çünkü aklında tek bir yüz vardı.

Selin.


Bölüm IV – Yüzleşme

Bir hafta sonra Demir tekrar geldi.

Bu kez daha kalabalıktılar.

Sarhoştular.

Sadaka kutusunu devirdiler.

İsmail Dede’yi ittiler.

Bir adam Zeynep’in kolunu tuttu.

Ve bir başkası Asya’ya sarkıntılık etti.

Asya’nın eli adamın bileğine değdiği an zaman yavaşladı.

İki saniye.

Bir kırık kemik sesi.

Adam yerdeydi.

Diğerleri diz çöktü.

Demir donmuştu.

Murat Yüzbaşı kelepçeleri takarken hayal kırıklığıyla baktı.

“Bu mu seçtiğin hayat Demir?”

Demir cevap veremedi.


Bölüm V – Diz Çöküş

O gece.

Karakolun önünde.

Zeynep asfaltın üzerine diz çöktü.

“Ben Selin Tekin… Özür dilerim…”

Asya’nın yüzü taştı.

“Özrünü kabul etmiyorum.”

Ve yürüdü.

Ama köşeyi dönünce duvara yaslanıp ağladı.

Çünkü affetmemek de ağırdı.


Bölüm VI – İhanet

Demir o gece Kenan Bey’in gerçek planını öğrendi.

Türbenin yerine lüks tatil köyü yapılacaktı.

Bu iş artık basit bir tehdit değildi.

Vicdanı ile korkusu arasında sıkıştı.

Ve sonunda Murat Yüzbaşı’yı aradı.

“Kenan Bey’i yakalamanıza yardım edeceğim.”


Bölüm VII – Hüküm Günü

Operasyon sabaha karşı başladı.

Mersin’deki lüks bir otelde sözde iş insanları gecesi vardı.

Aslında uyuşturucu ve silah anlaşması.

Asya operasyonu yönetti.

Demir içerideydi.

Sinyal geldi.

Camlar patladı.

JÖH timleri içeri girdi.

Asya Kenan Bey’i duvara yapıştırdı.

“Kenan Tekin. Tutuklusun.”

Demir kaçmadı.

Ellerini uzattı.

“Ben de hazırım komutanım.”


Bölüm VIII – Üç Yıl Sonra

Kenan Bey müebbet aldı.

Örgüt dağıldı.

Türbe kurtuldu.

Demir üç yıl hapis yattı.

Cezaevinden çıktığında kapıda Murat Yüzbaşı vardı.

“Gidelim kebap yiyelim.”

Demir ağladı.

Asya terfi aldı.

Ama en büyük değişim içindeydi.

Bir sonbahar günü yine türbeye gitti.

Zeynep çay getirdi.

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra Asya konuştu.

“Affetmek zorunda değilim. Ama artık nefret etmeyeceğim.”

Zeynep’in gözleri doldu.

İki kadın aynı acının iki ucundaydı.

Geçmiş silinmedi.

Ama artık hükmetmiyordu.

Toroslar’da rüzgâr yeniden dua gibi esiyordu.

Ve Alperen Gazi Türbesi bir kez daha ayakta kalmıştı.