BANA GÜVENEBİLİRSİN… DEDİ MÜTEVAZI KIZ İŞADAMININ ENGELLİ OĞLUNA
.
.
.
BANA GÜVENEBİLİRSİN… DEDİ MÜTEVAZI KIZ İŞADAMININ ENGELLİ OĞLUNA
1. Bölüm: Parkta Karşılaşan İki Yalnız Ruh
Güneşli bir pazar sabahıydı. İstanbul’un seçkin bir semtinde, parkın köşesinde 10 yaşındaki Mehmet, tekerlekli sandalyesinde büzülmüş, hıçkırıklar içinde ağlıyordu. Onun bu halini görenler, kısa bir bakış atıp yollarına devam ediyor, kimse o gözyaşlarının ardındaki acıyı merak etmiyordu. Ta ki, sade kıyafetli, ince yapılı, 9 yaşında bir kız olan Zeynep yanına yaklaşana kadar.
Zeynep, Mehmet’in yanına diz çöktü. Ellerini tuttu, gözlerinin içine baktı ve hiç beklemediği bir kararlılıkla, “Bana güvenebilirsin. Sana yardım edeceğim,” dedi. Sözcükler, sahip olduğunu bile bilmediği bir güçle döküldü ağzından. Mehmet, Zeynep’in gözlerinde tuhaf bir huzur hissetti. O an, parkın soğuk zemini bile iki çocuğun arasında oluşan sıcaklığı bastıramadı.
Meydanın diğer ucunda, Ahmet Yılmaz, kravatı eğri, ceketi rüzgârda dalgalanırken onlara doğru koşuyordu. Telefonu sürekli çalıyordu, önemli bir toplantıdan yeni çıkmış, bakıcının telaşlı aramasıyla sokağa fırlamıştı. Mehmet’in kaybolduğunu öğrenmiş, panik içinde parka gelmişti.
“Ondan uzak dur!” diye bağırdı Ahmet, Zeynep’i tanımadan, oğlunu koruma içgüdüsüyle. Ama Zeynep bir santim bile kıpırdamadı. Gözlerinde Ahmet’in birkaç saniyeliğine tereddüte düşüren bir cesaret vardı.
Mehmet, babasına ağlamadan ilk kez konuştu: “Baba, o bana yardım ediyor.”
Ahmet, oğlunun sözlerindeki sakinliği fark etti. Uzun zamandır görmediği bir umut vardı Mehmet’in yüzünde. Zeynep ayağa kalktı, ellerini eteğine sildi ve sade bir kararlılıkla, “Oğlunuz yalnız ağlıyordu. Sadece yardım etmek istedim,” dedi.
Ahmet, etraftaki bakışları fark etti, oğlunu ve Zeynep’i daha dikkatli inceledi. Mehmet’in gözlerinde yıllardır görmediği bir ışık vardı. “Neden parka gelmek istedin?” diye sordu oğluna.
Mehmet, “Diğer çocukların oynadığını görmek istedim. Sadece izlemek istedim, baba. Yapamayacağımı biliyorum,” dedi.
Zeynep, “Tabii ki yapabilirsin. Sana nasıl oynayacağını göstereceğim,” dedi ve Mehmet’in sandalyesini parkın düz bir bölümüne doğru itti. Küçük bir top bulup, Mehmet’in farklı açılardan nasıl atış yapabileceğini gösterdi. Mehmet, iki yıldır ilk kez gülümsedi. O gülüş, Ahmet’in kalbinde bir şeyleri kırdı.

2. Bölüm: Sınıfları Aşan Bir Dostluk
Ahmet, Zeynep’in annesiyle ilgili merakını gizleyemedi. Zeynep, “Annem geceleri ofis temizleyerek çalışıyor,” dedi. Babası yoktu, terk etmişti. Mehmet’in babası ise iş adamıydı, çok çalışıyordu. Aralarındaki farklar belirgindi ama çocuklar için önemli olan bu değildi.
Ahmet, oğlunu eve götürürken Mehmet, “Baba, Zeynep’le tekrar görüşebilir miyim?” diye sordu. Ahmet tereddüt etti, sosyal farklılıkları düşündü. Ama Mehmet’in gözlerindeki ışıltı ona başka bir seçenek bırakmadı.
Zeynep, “Her pazar sabahı buraya gelirim. Eğer gelebilirsen ben burada olurum,” dedi. Mehmet, haftalar sonra ilk kez heyecanlıydı. Eve vardıklarında, dadı Ayşe onları endişeyle karşıladı. Ahmet, oğlunun o gece odasına çekilmeden önce, “Baba, park hakkında konuşacağımıza söz vermiştin,” dediğini duydu. O gece Ahmet, Zeynep’in sözlerini düşündü.
3. Bölüm: Mütevazı Bir Hayatın Gücü
Pazartesi sabahı Ahmet, ofise erken geldi. Asansörden inerken, temizlikçi Fatma’yla karşılaştı. Yorgun ama içten bir gülümsemeyle selam verdi. Ahmet, “Çocuğunuz var mı?” diye sordu.
Fatma şaşırdı. “Evet, 9 yaşında bir kızım var. Adı Zeynep.”
Ahmet, Mehmet’in yeni arkadaşının, üç yıldır ofisini temizleyen kadının kızı olduğunu anladı. Bütün gün aklından çıkmadı.
O hafta Mehmet, pazar günü için gün saydı. Daha iyi görünmek için saçını kestirmek, Zeynep’e göstermek için oyuncaklarını hazırlamak istedi. Ayşe, “Mehmet’i hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim,” dedi.
Pazar sabahı Mehmet, sabahın yedisinde giyinmiş halde salonda bekliyordu. Babasıyla birlikte parka gittiler. Zeynep, biraz geç geldi ama sözünü tutmuştu. İki çocuk, top oynadılar, yarış yaptılar, yeni oyunlar icat ettiler. Zeynep, Mehmet’i olduğu gibi kabul ediyordu; ona acımıyor, “normal” davranıyordu. Ahmet, iki çocuğun arasındaki saf uyuma hayran kaldı.
4. Bölüm: Fırsatlar ve Sorumluluklar
Mehmet, eve dönerken Zeynep’in hiç sinemaya gitmediğini, dışarıda yemek yemediğini, evde çoğu zaman yalnız kaldığını anlattı. Ahmet’in içi burkuldu. Oğlunun sahip olduklarını paylaşmak istemesiyle gurur duydu.
Bir gün Ahmet, Fatma’ya Mehmet ve Zeynep’in arkadaşlığını devam ettirmek istediğini söyledi. Fatma duygulandı, “Zeynep çok yalnız kalıyor. Bazen iyi bir anne olamadığımı düşünüyorum,” dedi. Ahmet, “Sen mükemmel bir annesin. Zeynep harika bir çocuk,” diyerek onu rahatlattı.
Mehmet, bir gün babasından yemek yapmayı öğrenmek istediğini söyledi. “Zeynep annesine yardım ediyor, ben de öğrenmek istiyorum.” Ayşe ona basit yemekler öğretti. Mehmet, Zeynep için hazırladığı piknik sepetiyle parka gittiğinde Zeynep çok mutlu oldu.
5. Bölüm: İki Dünyanın Kesişimi
Bir gün Mehmet, babasından Zeynep’in okulunu ziyaret etmek için izin istedi. Ahmet, devlet okulunun özel okuldan ne kadar farklı olduğunu fark etti. Zeynep’in okulunda yaratıcılık, dayanışma ve paylaşım teşvik ediliyordu. Mehmet, Zeynep’in arkadaşlarıyla tanıştı, bilgisayar konusunda onlara yardımcı oldu. Ahmet oğlunun, başkalarına yardım ettikçe kendine güveninin arttığını gördü.
Mehmet’in özel okulunda ise öğretmenleri onun sosyal projelere katılmasını istemiyordu. “Akademik başarıya odaklanmalısın,” diyorlardı. Mehmet, “Ama Zeynep’in okulunda çok daha fazla şey öğreniyorum,” dedi.
Ahmet radikal bir karar aldı. Mehmet’i Zeynep’in okuluna transfer etti. Ayşe, “Herkes ne der?” diye itiraz etti. Ahmet, “Mehmet’in mutluluğu başkalarının ne dediğinden önemli,” dedi.
6. Bölüm: Birlikte Büyümek
Mehmet’in devlet okulundaki ilk gününde Zeynep onu arkadaşlarına tanıttı. Çocuklar, Mehmet’in tekerlekli sandalyesini yadırgamadı, ona yardım etmek için yarıştılar. Mehmet, kısa sürede okulun en sevilen öğrencilerinden biri oldu.
Bir gün Mehmet, bilgisayar projesi başlattı. Zeynep’le birlikte okuldaki öğrencilere bilgisayar kullanmayı öğretiyorlardı. Proje kısa sürede büyüdü, diğer okullara yayıldı. Belediyeden destek aldılar, şirketlerden bilgisayar bağışı topladılar.
Zeynep, “Sen bana tekerlekli sandalyede olmanın harika şeyler yapamayacağım anlamına gelmediğini gösterdin,” dedi. Mehmet, “Sen de bana kendime güvenmeyi öğrettin,” diye karşılık verdi.
7. Bölüm: Hayallerin Peşinde
Mehmet ve Zeynep’in projesi şehirde örnek gösterilmeye başlandı. Gazeteler onlardan “Geleceğin Liderleri” diye bahsediyordu. Bir gün eğitim müdürlüğünden gelen davetle projelerini şehrin diğer okullarında da uygulamaya başladılar.
Zeynep, “Bunu büyük yapmak istiyor musun?” diye sordu. Mehmet, “Evet. Ama asıl önemli olan, yardım etmeye devam etmek,” dedi.
Proje 50 okula yayıldı. Mehmet ve Zeynep, çocuklara bilgisayar öğretmenin yanı sıra, takım çalışması, liderlik ve empatiyi de öğretiyorlardı. Her yeni okulda, yeni çocukların hayatına dokunuyorlardı.
8. Bölüm: Ulusal ve Uluslararası Başarı
Bir gün BM’den gelen bir davetle, Mehmet ve Zeynep uluslararası bir konferansta Türkiye’yi temsil ettiler. Orada, dünyanın dört bir yanından gelen genç liderlerle tanıştılar. Herkes kendi topluluğunda bir sorun çözmüş, bir fark yaratmıştı. Ama Mehmet ve Zeynep’in hikayesi, bir arkadaşlıkla başlamıştı ve bu, herkesi etkiledi.
Mehmet, “Dünyayı kurtarmak için başlamadık. Sadece arkadaş olmak istedik,” dedi. Zeynep, “Birbirimize güvendik ve birlikte büyüdük,” diye ekledi.
9. Bölüm: Üniversite Yılları ve Sosyal Girişim
Lise bittikten sonra Mehmet İstanbul’da bilgisayar mühendisliği, Zeynep Ankara’da psikoloji okumaya başladı. Farklı şehirlerde olsalar da, projelerine devam ettiler. Üniversitede öğrendiklerini projelerine uyguladılar. Bir sosyal girişim kurarak, eğitim danışmanlığı verdiler ve elde ettikleri geliri dezavantajlı okullarda ücretsiz eğitim programlarına yatırdılar.
Projeleri ulusal yarışmada birincilik kazandı. Yıllar içinde binlerce çocuğa ulaştılar, onlara sadece bilgisayar değil, güven, işbirliği ve özsaygı da öğrettiler.
10. Bölüm: Karşılıklı Güven Üniversitesi
Mezun olduktan sonra Mehmet ve Zeynep, “Karşılıklı Güven Üniversitesi” adında bir yükseköğretim kurumu kurdular. Burada, işbirlikçi öğrenme, toplumsal sorumluluk ve liderlik üzerine eğitimler veriliyordu. Tüm öğrenciler tam burslu okuyordu ve mezun olduktan sonra topluma hizmet etmeye söz veriyordu.
Üniversitenin açılışında, parkta tanıştıkları noktaya bir ağaç diktiler. Altında, “Bana güvenebilirsin” yazılı bir tabela vardı.
11. Bölüm: Küresel Etki ve Nobel Barış Ödülü
Yıllar geçtikçe, Mehmet ve Zeynep’in metodolojisi onlarca ülkeye yayıldı. BM onları iyi niyet elçisi olarak atadı. Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldüler. Konuşmalarında, “Dünyadaki en güçlü cümlenin ‘Bana güvenebilirsin’ olduğunu öğrendik,” dediler.
Türkiye’ye döndüklerinde, kendi şehirlerinde ilkokullar ve sosyal projeler ağı kurdular. Her yerde, çocuklara ve gençlere güvenmenin, işbirliğinin ve yardımlaşmanın önemini anlattılar.
12. Bölüm: Bir Dostluğun 50 Yılı
50 yıl sonra, Mehmet ve Zeynep, parkta, ilk tanıştıkları bankta oturuyorlardı. Yanlarında, onların ilham verdiği yeni nesil gençler vardı. “Her şey, birinin bana güvenebilirsin demesiyle başladı,” dedi Mehmet.
Zeynep, “Ve sen de o güveni boşa çıkarmadın. Şimdi binlerce insan başkalarına güvenmenin dünyayı değiştirebileceğini biliyor,” dedi.
“Bir gün, tüm çocuklar bu değerlerle büyüyecek,” dedi Mehmet. “O zaman, bizim işimiz tamamlanmış olacak.”
Güneş batarken, ikisi de çocukların neşeyle oynadığı parkı izlediler. Her şeyin başladığı yerde, güvenin, dostluğun ve iyiliğin bir zincir gibi yayıldığına şahit oldular.
SON
News
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा भी नहीं था
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा…
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği . . . Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk: Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet…
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler . . . Başlangıç: Bir Tatbikat ve Bir Meydan…
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü . . . Türk Hademe – “Köpeğim Ol”…
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया!
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया! . . . कनाडा…
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story . . . इंस्पेक्टर…
End of content
No more pages to load






