Basmalı Entarili Anne – Aşağılandı – O Telefon Konuşması O Bankayı Kökünden Sarsacaktı

.
.
.

Bir zamanlar, dağlarla ve geniş ormanlarla çevrili küçük bir köy vardı. Bu köyde yaşayan insanlar basit ama mutlu bir hayat sürerdi. Sabahları güneş doğarken tarlalara giderler, akşamları ise ateşin etrafında oturup hikâyeler anlatırlardı. Bu köyde yaşayan Ali adında meraklı bir çocuk vardı.

Ali diğer çocuklardan biraz farklıydı. O sadece oyun oynamayı değil, aynı zamanda dünyayı anlamayı da seviyordu. Gökyüzündeki yıldızlara bakar, onların nereden geldiğini düşünürdü. Ormanın derinliklerine bakar ve orada ne tür sırların saklı olduğunu merak ederdi.

Bir gün köyün en yaşlı adamı olan Hasan Dede, çocuklara eski zamanlardan bir hikâye anlattı. Hasan Dede’nin sesi yavaştı ama sözleri büyüleyiciydi.

“Bu ormanın çok derinlerinde,” dedi Hasan Dede, “eski bir şehir var. Bu şehir yüzyıllar önce kayboldu. Söylentiye göre bu şehirde büyük bir kütüphane bulunuyordu. O kütüphanede dünyanın bütün bilgileri saklıydı.”

Ali bu hikâyeyi duyduğunda kalbi hızla atmaya başladı. Böyle bir yer gerçekten var olabilir miydi?

O gece Ali uyuyamadı. Pencereden gökyüzüne baktı. Yıldızlar her zamanki gibi parlıyordu ama sanki ona bir mesaj veriyormuş gibi görünüyordu.

Ertesi sabah Ali bir karar verdi.

Küçük bir çanta hazırladı. İçine biraz ekmek, biraz peynir, bir su matarası ve dedesinden kalan eski bir pusula koydu. Annesine sarıldı ve köyün dışına doğru yürümeye başladı.

Orman köyden bakıldığında güzel görünüyordu ama içine girince çok daha farklıydı. Ağaçlar o kadar uzundu ki gökyüzünü neredeyse tamamen kapatıyordu. Güneş ışığı yaprakların arasından ince çizgiler halinde yere düşüyordu.

Ali dikkatli adımlarla ilerliyordu.

Bir süre sonra bir dereye ulaştı. Dereyi geçmek için düşmüş bir ağacı köprü olarak kullandı. Tam karşıya geçecekken bir ses duydu.

“Dikkatli ol.”

Ali şaşkınlıkla etrafına baktı.

Bir tilki onu izliyordu.

Ama bu sıradan bir tilki değildi.

Tilki konuşuyordu.

“Sen bu ormanda yeni görünüyorsun,” dedi tilki.

Ali önce korktu ama sonra merakı ağır bastı.

“Ben kayıp şehri arıyorum,” dedi Ali.

Tilki gözlerini kısarak ona baktı.

“Birçok kişi onu aradı,” dedi. “Ama çok azı geri döndü.”

Ali bir an durdu ama geri dönmedi.

Tilki sonunda gülümsedi.

“Belki sana yardım edebilirim,” dedi.

Ve böylece Ali’nin yolculuğu gerçekten başlamış oldu.

Tilki ona ormanın gizli yollarını gösterdi. Birlikte karanlık mağaralardan geçtiler, yüksek tepeleri aştılar ve eski taş köprüleri buldular.

Bir gün çok büyük bir kapıya ulaştılar.

Kapı taşlardan yapılmıştı ve üzerinde eski semboller vardı.

Ali sembollere dikkatlice baktı.

Tilki fısıldadı:

“Burası kayıp şehrin kapısı.”

Ali kapıya dokundu.

Kapı ağır bir sesle yavaşça açıldı.

Kapının arkasında devasa bir şehir vardı.

Ama şehir tamamen terk edilmişti.

Taş binalar, kırık kuleler ve sessiz sokaklar vardı.

Ali ve tilki yavaşça şehre girdiler.

Şehrin ortasında büyük bir bina vardı.

Bu bina diğerlerinden çok daha büyüktü.

Kapısında eski yazılar vardı.

Tilki dedi ki:

“Bu kütüphane olmalı.”

Ali kapıyı açtı.

İçeride binlerce kitap vardı.

Tozlu raflar tavana kadar uzanıyordu.

Ali yavaşça bir kitabı aldı.

Kitapta yıldızlar hakkında bilgiler vardı.

Başka bir kitapta eski makineler anlatılıyordu.

Bir başka kitapta ise insanların nasıl daha iyi bir dünya kurabileceği yazıyordu.

Ali o anda anladı.

Bu şehir sadece bir hazine değildi.

Bu şehir bilgiydi.

Ve bilgi dünyayı değiştirebilirdi.

Ali günlerce kütüphanede kaldı.

Kitaplar okudu.

Notlar aldı.

Yeni fikirler öğrendi.

Sonunda köyüne geri dönmeye karar verdi.

Çünkü öğrendiği şeyleri paylaşmak istiyordu.

Tilki ona son kez baktı.

“Artık sen sadece bir çocuk değilsin,” dedi.

“Sen bir hikâyesin.”

Ali köyüne döndüğünde herkes onu şaşkınlıkla karşıladı.

O artık sadece Ali değildi.

O, bilgiyi getiren çocuktu.

Ve o günden sonra köy değişmeye başladı.

İnsanlar yeni şeyler öğrenmeye başladı.

Tarlalar daha iyi yetiştirildi.

Evler daha sağlam yapıldı.

Ve geceleri ateşin etrafında artık yeni bir hikâye anlatılıyordu.

Ali’nin hikâyesi.

Ama aslında bu sadece başlangıçtı.

Çünkü dünyanın hâlâ keşfedilmeyi bekleyen sayısız sırrı vardı.

Ve Ali biliyordu ki…

Bir gün tekrar yola çıkacaktı.