BİR SUBAYIN TABUTU AÇILDI… KÖPEĞİ SÜREKLİ HAVLIYORDU VE SONRA ŞOK EDİCİ OLAYLAR YAŞANDI!|

.

.

.

Bir Subayın Tabutu Açıldı… Köpeği Sürekli Havlıyordu ve Sonra Şok Edici Olaylar Yaşandı

Ayvalık’taki mezarlık, Kasım ayının gri ve soğuk sabahında bile fazlasıyla ağır bir sessizlikle sarılıydı. Bu sessizliğin içinde yalnızca bir ses vardı, umutsuz bir şekilde uluyan köpeğin sesi… Hiç kimse anlam veremediği bu durumu gözlüyor ve her şeyin sadece bir sadakat hikayesi olduğunu düşünüyordu. Fakat çok geçmeden, tüm kasaba büyük bir şok yaşayacaktı. Bu sıradan gibi görünen olayların ardında gizlenen korkunç bir gerçek vardı.


Feride’nin Soğuk Duruşu ve Halil’in Cenazesi

Halil Kaya, Ayvalık’ın saygın, ama bir o kadar da mesafeli subaylarından biriydi. Emekli olduktan sonra, kendisini daha çok yalnızlık içinde bulmuş, evliliği boyunca hiç çocuğu olmamıştı. Uzun yıllar boyunca disiplinli, sert bir asker olarak tanındı. O sabah, cenazesi için toplandığında, tabutunun etrafında kimse ağlamıyordu. Eşi Feride, her zamanki gibi soğukkanlı ve kontrol altında görünüyordu. Yüzünde hiçbir duygusal ifade yoktu. Feride’nin bu sert duruşu, çevresindeki herkesin dikkatini çekti, ancak kimse bu durumu fazla sorgulamadı.

İmam dua bittikten sonra cenaze merasimi sona erdi. Feride, cenaze aracının etrafında, kocasının tabutunun başında, sadece bir kez bile ağlamadan, hiç duygusal bir tepki vermeden duruyordu. Ancak, bir köpek vardı, Halil Bey’in cenazesi için gelen köpek, mezarın başında durmadan havlıyordu. Mezarlıkta kimse, köpeğin havlamasını anlamlandıramıyordu. “Bu köpek ne diye burada?” diyen sesler yükselmeye başlamıştı. Yaşlı bir kadın, “Köpek ruhumu huzursuz ediyor” diyerek şikayet etti.

Murat, mezar görevlisi, köpeğin davranışlarının garip olduğunu fark etti. Gözleri biraz şaşkındı, çünkü köpeği daha önce Halil Bey’in evinin çevresinde de görmüştü. Kendi gözleriyle, Halil Bey’in bazen akşamları bu köpeğe ekmek ve su verdiğini bile gördü. Ancak bu, kimseye bahsedilmemişti. Köpek, yalnızca havlamakla kalmıyor, aynı zamanda mezarın etrafında dolaşıyor, kimi zaman da tabutun yanına yatıp inliyordu. Bunun sadece bir sadakat hikayesi olmadığını herkes fark edemedi. Bir gece boyunca mezarın başında bu garip olaylar devam etti.


Mezarın Sırrı Ortaya Çıkıyor

Geceyi mezarlıkta geçiren köpek, sabah olduğunda daha da huzursuzlaşmıştı. Kendisini adeta bir koruyucu gibi mezarın etrafında hissettiren bu köpek, sabah saatlerinde bile hiç yerinden kıpırdamıyordu. Ertesi gün, cenaze görevlileri, köpeği uzaklaştırmayı denemiş olsalar da başarılı olamadılar. Köpek bir türlü gitmemişti.

Murat, köpeğin davranışlarının bir işaret olduğunu hissetti ve bu yüzden mahalli muhtara durumu anlatmaya karar verdi. Muhtar ilk başta önemsemedi, ama köpeğin davranışları hakkında yapılan şikayetler arttıkça, bu konu Ayvalık Emniyeti’ne taşındı. Polislere durum hakkında bildirimde bulunuldu ve savcılık, Halil Bey’in ölüm nedenini yeniden incelemeye karar verdi. Halil’in ölümünde şüpheli bir durum olduğunu düşünmeye başladılar.

Savcı, Halil Bey’in cenazesi açıldığında, tabutun içinde sıradışı bir şey bulduklarına inanamayacaklardı. Halil Bey’in tabutunda, aslında kimsenin beklemediği, korkutucu bir şey vardı: Halil Bey’in tabutunda küçük, down sendromlu bir çocuk yatıyordu! Kimse, bu çocuğun kim olduğunu anlayamıyordu. Çocuk açlıktan bitkin düşmüştü, ancak yaşıyordu. Çocuğun elinde ise yırtık bir fotoğraf vardı.


Geçmişin Sırları ve Büyük İtiraflar

Hastaneye götürülen çocuk, kısa süre sonra kendini toparlamaya başladı. Ancak kim olduğu konusunda kesin bir bilgiye sahip değildiler. Fotoğrafın ardındaki sır ise Feride’nin gözlerinde derin bir korku uyandırmıştı. Hastaneye gelen Savcı, çocuğun kimliğini araştırmaya başladı. Yavaş yavaş, Halil Bey’in geçmişiyle ilgili karanlık sırlar ortaya çıkıyordu.

Feride, bir zamanlar Halil Bey’in en yakın çalışma arkadaşı olan Albay Cevdet’in yanında, kocasının yanındaki kadını öğrenmişti. Aylin, Halil Bey’in evinde çalışırken birden kaybolmuştu. Ancak Feride, Halil’in ona verdiği yazılı mektupları gizlemişti. Feride’nin cinayetle suçlandığı dava, tüm kasaba tarafından konuşulmaya başlandı. Kimse, Feride’nin Halil Bey’i ve çocuğu terk etmek için yaptığı gizli planları bilmiyordu. Fakat çocuğun kimliği netleşince, gerçeğin ortaya çıkması bir adım daha yakın oldu.


Köpeğin Sadakati ve Aylin’in Ölümü

Aylar sonra, Yusuf ve köpeği Kahraman’ın huzur içinde olduğu bir döneme girilmişti. Artık Yusuf, yeni hayatına alışmış, okulda arkadaşlar edinmişti. Ancak bir gün, Albay Cevdet ona babasının eski bir fotoğrafını getirdi. O fotoğraf, Halil ve Aylin’in bir zamanlar mutlu bir şekilde gülümsediği bir fotoğraftı. Yusuf, bu fotoğrafı saklamak için mezarın başına getirdi. Gerçekten de bu fotoğraf, tüm kasaba halkının çözmesi gereken bir bulmaca gibiydi.

O gece, Feride’nin hayatı tamamen değişmişti. Yusuf, annesini suçlamayarak ona tek bir şans verdi. Sadece bir kız olan bu kadın, yıllar boyunca her şeyini gizlediği halde, bir gün gerçekleri tüm kasabaya açıklamak zorunda kalmıştı.