BİR TOKATLA BİTEN SESSİZLİK

Başkomiser Aslı Yılmaz’ın Hikâyesi

Tekirdağ’a uzanan yol, sabahın erken saatlerinde puslu ve sakindi. İstanbul’dan çıkış yapan araçlar henüz yoğunluğa girmemişti. Gri gökyüzü, asfaltın üzerine çökmüş; sanki olacakları önceden biliyor gibi ağırdı.

Aslı Yılmaz, direksiyon başında sessizce ilerliyordu. Üzerinde ne üniforma vardı ne de makam kimliği. Beyaz, sade bir tişört; koyu renk kot pantolon… Saçlarını arkadan toplamıştı. Yüzünde, yıllardır suç dosyalarının karanlığına bakmış bir kadının dinginliği vardı.

Bugün bir operasyon günü değildi.
Bugün, çocukluk arkadaşının düğününe yetişmeye çalışan sıradan bir kadındı.

En azından öyle sanıyordu.

Aslı, Emniyet Genel Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nda görevli bir başkomiserdi. Yirmi yıla yaklaşan meslek hayatında uyuşturucu baronlarıyla masaya oturmuş, tetikçilere gözünü kırpmadan ifade almış, çeteleri tek tek dağıtmıştı.

Ama bugün…
Bugün sivil bir kadındı.

Ve bazen, sistemin gerçek yüzü tam da böyle anlarda ortaya çıkardı.

Sivil Kadın - Polis Tokatladı - Kimliğini Açıkladığında Karakol Buz Kesti


YOL KONTROLÜ

Silivri çıkışında mavi ışıklar belirdi.

“Yol kontrolü.”

Aslı, sinyal vererek sağa çekti. Emniyet kemeri takılıydı. Hız göstergesi sınırın altındaydı. Belgeleri torpidodaydı.

Hiçbir sorun yoktu.

Genç bir komiser yardımcısı yaklaştı. Üniforması yeni ütülenmiş, yüzünde kendine fazla güvenen bir ifade vardı. Adı Kenan Sönmez’di.

Feneri yüzüne tuttu.

Gözleri Aslı’yı baştan aşağı süzdü.

Bu bakış…
Aslı bu bakışı tanıyordu.

Yargılayan, küçümseyen, güçten beslenen bakış.

“Nereye hanımefendi?” dedi Kenan.
“Ehliyeti bakkaldan mı aldın sen?”

Aslı sakin kaldı.
“Günaydın memur bey. Arkadaşımın düğününe yetişmeye çalışıyorum.”

Kenan sırıttı.

“Bahane çok. Emniyet kemerin yok. Radara da girmişsin.”

Aslı yavaşça konuştu.
“Kemerim takılı. Hız sınırını da geçmedim.”

Kenan cebinden bir ceza koçanı çıkardı.

“Ona ben bakarım. Şimdi hazırlayalım sana güzel bir makbuz.”

Aslı durumu anladı.

Bu bir denetim değildi.
Bu bir gösteriydi.


TOKAT

Aslı itiraz etmedi.
Bağırmadı.
Tartışmadı.

Sadece gözlerinin içine baktı.

“Memur bey,” dedi, “yanlış yapıyorsunuz.”

İşte o anda…

Tokat.

Kenan, açık camdan uzanıp Aslı’nın yüzüne sert bir tokat attı.

“Polise karşı mı geliyorsun sen?!”

Zaman, bir anlığına durdu.

Aslı’nın başı yana düştü. Kulaklarında bir uğultu. Yanağında sıcak bir acı.

Ama içindeki şey…
Kırılmadı.

Aksine, sessizce ayağa kalktı.

Gözlerinde korku yoktu.
Sadece ölçen, kaydeden bir bakış.

“Alın bunu,” dedi Kenan.
“Karakola götürün.”


KARAKOL

Aslı’yı polis aracına bindirdiler. Kaputuna copla vuruldu. Aşağılandı. Bağırıldı.

Karakolda Kenan emir yağdırıyordu:

“Yazın mukavemet!
Şantaj yazın!
Delil mi? Burada delil yaratılır!”

Aslı sustu.

Çünkü biliyordu:
Gerçek adalet, aceleyle değil; doğru anı bekleyerek gelir.

Kendi kendine düşündü:

“Ben böyle muamele görüyorum…
Ya sıradan bir kadın ne yapar?”

İşte o düşünce, her şeyin kırılma noktasıydı.


KİMLİK

Saatler sonra, karakola Başkomiser Murat Kaya girdi. Odaya adım attığı an, havadaki gerilim değişti.

Aslı ayağa kalktı.

Sesi sakindi.
Netti.

“Ben, Başkomiser Aslı Yılmaz.
Emniyet Genel Müdürlüğü
Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı.”

Karakol buz kesti.

Kalemler durdu.
Nefesler tutuldu.

Kenan güldü.

“Yalan söylüyorsun.”

Ama Murat çoktan kimlik doğrulamasını yapıyordu.

Ve saniyeler sonra…

Gerçek, duvara çarpan bir tokat gibi indi.


ÇÖKÜŞ

İl Emniyet Müdürü geldi.

Sahte tutanaklar ortaya çıktı.
Kamera kayıtları incelendi.
Ceza koçanları karşılaştırıldı.

Kenan’ın adı…
Birçok dosyada tekrar ediyordu.

Aslı konuştu:

“Bu adam sadece beni değil,
nice masumu ezdi.”

Kenan son kozunu oynadı:

“Tayinim çıktı zaten!”

Murat sakin bir gülümsemeyle cevapladı:

“Ama zimmet devri yapılmamış.
Hâlâ sorumlusun.”

Kenan çöktü.

Ve bağırdı:

“Ben tek değilim!
Herkes biliyordu!”


BİR DEVRİM

O söz, kapıyı açtı.

İki gün içinde:

40’tan fazla polis görevden alındı

10’dan fazla yönetici hakkında soruşturma başlatıldı

Karakol baştan aşağı yenilendi

Basın manşet attı:

“Bir Kadın, Bir Tokat, Bir Devrim.”


SON

Aslı Yılmaz o gün kahraman olmadı.

O gün sadece konuştu.

Ve bazen, adalet için gereken tek şey budur.

Bugün hâlâ bazı karakollarda fısıltıyla söylenir:

“Aslı Yılmaz geliyor…”

Ve o cümle duyulduğunda,
Herkes doğruyu yapmayı tercih eder.