KÜÇÜK BİR KIZ 112’Yİ ARIYOR VE DİYOR Kİ: “BABAM YİNE YAPTI” — GERÇEK HERKESİ AĞLATTI
.
.
.
“BABAM YİNE YAPTI” — GÖZYAŞLARIYLA BAŞLAYAN, UMUTLA BİTEN BİR HİKÂYE
Bursa’nın sessiz bir kenar mahallesinde, sonbaharın sarı yaprakları dar sokaklarda savrulurken, küçük mavi bir ev adeta nefesini tutmuş gibi duruyordu. Bu evde yaşayan altı yaşındaki Derya Güler için zaman, diğer çocuklardan farklı akıyordu. Onun dünyasında günler, oyuncaklarla ya da oyunlarla değil, geçen arabaları sayarak geçiyordu.
Pencerenin kenarında oturmuş, minik parmaklarını cama yaslayan Derya, gözlerini yoldan ayırmadan fısıldıyordu:
“Yirmi üç… yirmi dört… yirmi beş…”
Babası süt almaya gittiğinden beri her gün böyle sayıyordu. Belki de o saydığı arabalardan biri babasını geri getirecekti.
Ama o gün, her şey değişecekti.
YALNIZLIĞIN SESSİZLİĞİ
Necmi Güler, tam on iki gün önce evden çıkmıştı. Kızının saçını okşamış, “Hemen dönerim, canım. Sadece süt alacağım,” demişti.
Derya başını bile kaldırmamıştı. Çünkü babası hep gider ve geri dönerdi.
Ama bu kez dönmemişti.
Evdeki sessizlik artık alışılmış değildi. Mutfak dolapları boştu. Buzdolabında yalnızca yarım bir ketçap şişesi, bir kavanoz turşu ve rengi değişmiş bir yemek vardı. Derya açlıktan o yemeği denemişti. Tadını hiç sevmemişti. Sonra karnı daha da ağrımaya başlamıştı.
Günler geçtikçe karnı garip bir şekilde şişmeye başlamıştı. Açlık mıydı, yoksa başka bir şey mi, anlamıyordu.
Bir gece, sancı dayanılmaz hale geldiğinde, babasının ona öğrettiği şeyi hatırladı:
“Eğer gerçekten kötü bir şey olursa… 112’yi ara.”
Derya tereddüt etti.
Sonra fısıldadı:
“Bu kötü bir şey mi?”
Bir sancı daha geldi.
Ve o anda karar verdi.

TELEFONUN UCUNDAKİ UMUT
Titreyen parmaklarla telefonu aldı. Üç rakamı çevirdi.
“112 Acil, buyurun.”
Karşıdan gelen ses sakindi. Ama Derya’nın sesi… titriyordu.
“Bütün babalar böyle mi yapar?” dedi. “Gider ve hiç dönmez mi?”
Telefonun ucundaki görevli, polis memuru Tarık Yılmaz, bir an sessiz kaldı.
Bu soru, aldığı hiçbir çağrıya benzemiyordu.
“Hayır,” dedi yumuşak bir sesle. “Her baba böyle yapmaz.”
“Benim babam… on iki gündür yok,” dedi Derya. “Karnım da çok ağrıyor.”
Tarık’ın kalbi sıkıştı.
Adres alındı. Ekip yönlendirildi.
Ama Tarık beklemedi.
Kendi arabasına atladı.
KAPI AÇILDIĞINDA
Kısa sürede küçük mavi evin önüne ulaştı.
Bahçe bakımsızdı. Kapının önünde birikmiş gazeteler vardı.
Kapıyı çaldı.
İçeriden minik adımlar duyuldu.
Kapı aralandı.
Ve Derya… oradaydı.
Zayıf, solgun, ama hâlâ umut dolu gözlerle bakıyordu.
“Geldin,” dedi.
Tarık diz çöktü.
“Söz vermiştim.”
GERÇEK ORTAYA ÇIKIYOR
Derya hastaneye kaldırıldı. Vücudu susuz kalmıştı, yetersiz beslenmişti. Karnındaki şişlik ise doktorları endişelendiriyordu.
Aynı zamanda bir soru büyüyordu:
Necmi Güler neredeydi?
Tarık, evde yaptığı incelemede bir şey fark etti:
Cüzdan yerindeydi. Anahtar yerindeydi. Telefon evdeydi.
Bu bir terk ediş değildi.
Bu… başka bir şeydi.
KAYIP BABANIN İZİ
Araştırmalar derinleştikçe gerçek ortaya çıkmaya başladı.
Güvenlik kameraları incelendi.
Necmi, marketteyken bir telefon almıştı.
Yüzü değişmişti.
Alışverişi bırakıp koşarak çıkmıştı.
Sonra… kaybolmuştu.
Tarık iz sürdü.
Ve sonunda hastaneye ulaştı.
Kimliği belirsiz bir hasta…
Yoğun bakımda yatıyordu.
Ve o hasta…
Necmi Güler’di.
AYNI ÇATI ALTINDA, AYRI DÜNYALAR
Baba ve kız, haftalardır aynı hastanedeydi.
Ama birbirlerinden habersizdi.
Bürokrasi, eksik bilgiler ve sistemin yavaşlığı onları ayırmıştı.
Tarık gerçeği öğrendiğinde tek bir şey düşündü:
“Onları yeniden bir araya getirmeliyim.”
KAVUŞMA
Derya tekerlekli sandalyeyle babasının odasına getirildi.
Kalbi hızla atıyordu.
Kapı açıldı.
Beyaz çarşafların arasında, hareketsiz yatan adam…
Onun babasıydı.
“Baba…” diye fısıldadı.
Elini tuttu.
Bir an hiçbir şey olmadı.
Sonra…
Necmi’nin parmakları kıpırdadı.
Derya’nın elini sıktı.
“Beni tanıdı!” diye ağladı Derya.
Ve o an…
Her şey değişti.
GERÇEĞİN SON PARÇASI
Derya’nın karnındaki şişliğin nedeni sonunda ortaya çıktı:
Ciddi bir parazit enfeksiyonu.
Yalnız kaldığı günlerde yediği bozuk yiyecekler yüzünden.
Tedavi mümkündü.
Ama asıl iyileşme…
O gün başladı.
SON
Necmi günler sonra tamamen bilincine kavuştu.
İlk söylediği şey:
“Derya nerede?”
Ve Derya…
Oradaydı.
Bu kez yalnız değildi.
Bu kez beklemiyordu.
Bu kez…
Babası geri dönmüştü.
MESAJ
Bazen bir çocuk, en büyük acıyı tek bir soruyla anlatır:
“Bütün babalar böyle mi yapar?”
Ama bu hikâye bize şunu gösteriyor:
Bazı ayrılıklar terk ediş değildir.
Bazı kayıplar… sadece bulunmayı bekler.
Ve bazen…
Bir telefon, bir hayatı kurtarır.
SON
News
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar.
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar. . . . Chicago’nun karanlık ve acımasız yeraltı…
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi . . . Karanlığın Yürüyüşü: Bir İmparatorun Soğuk Zaferi…
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti?
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti? . Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar: Blackwood’un Çöküşü Güneyin yaz…
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası . . . Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası 1972 yılının dondurucu…
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler . . . 1997’DE SARIÇÖL’DE KAYBOLAN SELİM…
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü!
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü! . . . Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık…
End of content
No more pages to load






