1993’te Konya’da iki kız kardeş (10 ve 12) kayboldu… 20 yıl sonra bir mektup gerçeği ortaya çıkardı
.
.
.
**1993’te Konya’da Kaybolan İki Kız Kardeş
Yirmi Yıl Sonra Gelen Mektup**
Konya, 1993 yılı.
Mart ayının soğuk bir sabahı.
Güneş henüz doğmamıştı. Taş kaldırımlar gece boyunca yağan çiğin altında kaygan ve soğuktu. Mahallenin dar sokaklarında yankılanan tek ses, iki küçük kızın okul çantalarının ritmik tıkırtısıydı.
Aylin ve Selma.
Biri on yaşında, diğeri on iki.
Ellerinde yarısı yenmiş simitler vardı. Nefesleri buhar olup havaya karışıyor, gülüşleri sessiz mahalleyi kısa süreliğine ısıtıyordu.
Aylin, örgülü saçlarının arasından düşen tutamı kulağının arkasına sıkıştırarak konuştu.
“Anne bu yıl Ramazan Bayramı’nda İstanbul’a gidecekmişiz.”
Selma’nın yeşil gözleri parladı.
“Gerçekten mi? Boğaz’a gider miyiz? Vapura binmek istiyorum.”
Aylin gülümsedi.
“Belki… Annem söz vermedi ama sesi mutlu geliyordu.”
Okula giden taş döşeli patikada ilerlerken Selma defterine bir şeyler karalıyor, Aylin ise küçük taşları tekmeliyordu.
Ama onları izleyen biri vardı.
Karşıdaki evin penceresinden, çiçekli dantel perdenin arkasından…
Hatice Hanım.
Altmışlı yaşlarının başındaydı. Her sabah olduğu gibi çay bardağını elinde tutmuş, mahalleyi gözetliyordu. Ama o sabah içini kemiren açıklayamadığı bir huzursuzluk vardı.
Son günlerde duyduğu fısıltılar…
Özellikle Mustafa Bey hakkında konuşulanlar…
“Allah korusun…” diye mırıldandı.
Kızlar köşeyi dönerken onları son kez gördü.
Perdeyi kapattı.
Ve titreyen ellerini fark etti.

KAYBOLUŞ
Saat on bir sularında Konya’nın o sakin mahallesini bir çığlık yardı.
“Çocuklarım!”
Zeynep Hanım’ın çığlığıydı bu.
Okuldan telefon gelmişti.
“Kızlarınız bugün okula gelmedi.”
Zeynep’in dünyası o an durdu.
Ayakkabılarını bile giymeden sokağa fırladı. Komşular peşinden koştu. Erkekler tarlalara, kadınlar sokak aralarına dağıldı.
“Gördünüz mü?”
“İki kız… kardeşler…”
Öğleden sonra polis, patikanın kenarında küçük mavi bir okul çantası buldu.
Aylin’indir.
İçinden bir defter düştü.
Çocuksu el yazısıyla yazılmış bir cümle vardı:
“Bugün Selma’ya okuldan sonra bir sır anlatacağım.”
Zeynep dizlerinin üzerine çöktü.
Ahmet, kocası, omuzlarından tuttu ama kendisi de taş kesilmişti.
O gece kızlar bulunamadı.
Ve bir daha asla…
SUSKUNLUK
Hatice Hanım evinde yalnızdı.
Tesbihini çekiyor, gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
O sabah gördüklerini biliyordu.
Ama korkmuştu.
Mustafa Bey güçlüydü. Zengindi. Herkesi tanıyordu.
Yıllar boyunca Konya’da Aylin ve Selma’nın isimleri sadece bir trajedi olarak anıldı.
Dosya kapandı.
Tanık yoktu.
Gerçek yoktu.
Sadece suskunluk vardı.
YİRMİ YIL SONRA
Zeynep artık elli beş yaşındaydı.
Kızlarının odası yirmi yıldır hiç değişmemişti. Oyuncaklar, yataklar, saç tokaları…
O sabah kapının altından bir zarf kaydı.
Sararmıştı.
Titrek bir el yazısıyla:
“Aylin ve Selma’ya ne olduğunu biliyorum.
Bu yükle ölemem.”
Altında sadece bir harf:
H
Zeynep dizlerinin üzerine çöktü.
Hatice…
İTİRAF
Hatice Hanım artık hastanedeydi.
Akciğer kanseri.
Zamanı kalmamıştı.
Zeynep yatağının yanında otururken Hatice fısıldadı:
“O sabah… Mustafa’nın arabasını gördüm.”
Zeynep’in kalbi parçalandı.
“Kızları çağırdı. Şeker verdi. Selma bindi. Aylin tereddüt etti… ‘Annem izin vermez’ dedi. Ama sonra…”
Hatice ağladı.
“Korktum. Beni tehdit etmişti. Susturmuştu.”
TOPLUMUN ÇÖKÜŞÜ
Gerçek yayıldı.
Mahallede herkes biliyordu.
Ama kimse konuşmamıştı.
Korkudan.
Rahatlıktan.
Menfaatten.
Emine itiraf etti.
Ahmet amca sustuğunu söyledi.
Herkes suçluydu.
YÜZLEŞME
Cuma namazı.
Cami doluydu.
Zeynep erkeklerin arasından yürüdü.
“1993’te kızlarıma ne yaptın, Mustafa?”
Sessizlik.
Hatice’nin mektubu okundu.
Saç tokası gösterildi.
Kaset çalındı.
Mustafa’nın maskesi düştü.
SON
Çiftlikte iki küçük iskelet bulundu.
Elma ağacının altında.
Yirmi yıl sonra…
Zeynep kızlarını buldu.
Ama hayatta değillerdi.
Yine de artık biliyordu.
Ve bu, belirsizlikten daha az acı vericiydi.
Bahçeye iki elma ağacı dikildi.
Aylin için.
Selma için.
SON SÖZ
Bu hikâye bize şunu hatırlatır:
Sessizlik masum değildir.
Susmak da bir seçimdir.
Ve bazen en büyük suç, görüp de konuşmamaktır.
Zeynep’in acısı yirmi yıl sürdü.
Ama gerçeğin ağırlığı, en sonunda suskunluğun duvarlarını yıktı.
News
Maling target ng aroganteng pulis: ina ng sundalong AFP, hiningan ng ₱2M—wakas!
Maling target ng aroganteng pulis: ina ng sundalong AFP, hiningan ng ₱2M—wakas! . . . Isang Seryosong Tanong na Nagbukas…
BABAENG TIKTOKER NAKITA SA GITNA NG ILOG AT NAKABABAD | DJ ZSAN TAGALOG CRIMES STORY
BABAENG TIKTOKER NAKITA SA GITNA NG ILOG AT NAKABABAD | DJ ZSAN TAGALOG CRIMES STORY . . . Babaeng TikToker,…
ÇOCUKLAR ANNELERİNİ ESKİ BİR TEKNEYLE KOVDULAR… SONRA OLAN HERKES DONAKALDI…
ÇOCUKLAR ANNELERİNİ ESKİ BİR TEKNEYLE KOVDULAR… SONRA OLAN HERKES DONAKALDI… . . . Eski Tekne Yağmur, Ayşe Yılmaz’ın saçlarına sanki…
FALCI KADIN BİRDEN DOKTORUN KULAĞINA EĞİLEREK FISLADI: ‘HAMİLE KALMAK İSTİYORSAN KOCANIN CEKETİNİN..
FALCI KADIN BİRDEN DOKTORUN KULAĞINA EĞİLEREK FISLADI: ‘HAMİLE KALMAK İSTİYORSAN KOCANIN CEKETİNİN.. . . Fısıltı Sevgi, hemşire kapıyı bile tıklamadan…
Çelimsiz Türk Askeri – Dev Amerikalıyı Rezil Etti – General Neden Selam Durdu?
Çelimsiz Türk Askeri – Dev Amerikalıyı Rezil Etti – General Neden Selam Durdu? . . . **Çelimsiz Türk Askeri Ve…
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku
Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku . . . **“Türkler Helikopter…
End of content
No more pages to load






