İsrail’li Komutan MORARDI! Türkler Bomba İmhasından Ne Anlar? dedi, Türk SUBAY ELLERİYLE Çözdü!

.
.

.

Eylül 2024’te, Kafkas Dağları’nın serin rüzgârları Tiflis’in dışındaki askeri eğitim merkezinin beton zemininde yankılanırken, dünyanın en tehlikeli mesleklerinden birine sahip insanlar sessizce hazırlanıyordu. Bu insanlar askerdi, ama sıradan askerler değil. Onlar bomba imha uzmanlarıydı. Yanlış bir kararın, bir saniyelik tereddüdün bedelinin hayat olduğu bir dünyanın insanları.

Kafkas Askerî Eğitim Merkezi o sabah alışılmışın dışında bir yoğunluk içindeydi. Farklı üniformalar, farklı diller, farklı kültürler… Ama ortak bir kader: patlayıcıyla yüz yüze gelmek. Caucasus EOD Challenge, sadece bir yarışma değildi. Bu organizasyon, modern orduların gerçek savaş koşullarına en yakın şekilde test edildiği bir meydan okumaydı.

Bu yıl on iki ülke katılıyordu: İsrail, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna, Polonya, Romanya ve Türkiye. Uluslararası askeri çevrelerde herkes aynı şeyi fısıldıyordu: gerçek rekabet İsrail, Amerika ve İngiltere arasındaydı. Çünkü onların tecrübesi, tatbikatlardan değil; sokaklardan, savaşlardan, canlı bombalardan geliyordu.

Türk ekibi ise sessizdi.

Altı kişiden oluşan bu ekip, Türkiye’nin İnfilak İmha ve Atılmamış Mühimmat Birliği’nden gelmişti. Takımın lideri Üsteğmen Kerem Aydın’dı. Otuz bir yaşındaydı. Dokuz yıldır EOD uzmanıydı. Diyarbakır’da, Şırnak’ta, kırsalda ve şehir içinde altmıştan fazla mayın ve el yapımı patlayıcıyı etkisiz hâle getirmişti. Ama bu, onun ilk uluslararası yarışmasıydı.

Açılış toplantısı, merkezin büyük konferans salonunda yapıldı. Yetmişten fazla uzman, on iki ülkenin komutanlarıyla birlikte yerlerini aldı. Gürcistan Savunma Bakan Yardımcısı General George Adamia kürsüye çıktığında salonda derin bir sessizlik hâkimdi.

“Beyler,” dedi General Adamia, “Kafkas EOD Challenge’a hoş geldiniz. Bu bir oyun değildir. Burada kullanılan senaryolar gerçek bombaları ve gerçek kimyasal tehditleri simüle eder. Yapılacak bir hata, ciddi yaralanmalara ya da ölüme yol açabilir. Dikkatli olun.”

Ardından İsrail delegasyonu adına Yarbay David Golani kürsüye davet edildi. Elli beş yaşındaydı. Otuz yıldır bomba imha uzmanıydı. İntifada döneminde iki yüzden fazla bombayı etkisiz hâle getirmiş, dünya çapında tanınan bir isimdi.

David mikrofona yaklaştı.

“Bomba imha psikoloji değildir,” dedi net bir sesle. “Prosedürdür. Duygusallık yoktur. Sadece adımlar vardır: tespit, analiz, yaklaşım ve imha. Bu adımları takip ederseniz başarılı olursunuz.”

Durdu. Salonu süzdü.

“Bizim için bomba imha rutindir. Çünkü biz her gün bomba görüyoruz. Deneyim, bu işteki en önemli faktördür.”

Sonra bakışları Türk ekibine kaydı. Dudaklarında belirsiz bir gülümseme belirdi.

“Dağlarda mayın temizleyen birimler için şehir bombaları biraz karmaşık olabilir. Ama herkes öğrenebilir.”

Kerem hiçbir şey söylemedi. Gözlerini kaçırmadı da. Sadece dinledi.

Toplantıdan sonra ekipler ekipmanlarını kontrol etmeye başladı. Amerikalı EOD komutanı Binbaşı Thomas Reed, Türk ekibinin robotuna bakarken kaşlarını çattı.

“Eski model,” dedi. “Güncel sensörleriniz yok mu?”

“Yok,” dedi Kerem sakin bir sesle. “Ama işimizi görüyor.”

Thomas omuz silkti. “Umarım.”

O akşam otelin barında İsrailli, Amerikalı ve İngiliz komutanlar bir aradaydı. Konuşmalar teknoloji, tecrübe ve olasılıklar üzerineydi.

“Türkler ilk turda elenir,” dedi biri.

Kerem ise o sırada ekibiyle birlikte başka bir şey yapıyordu. Sessizce görev brifingi alıyorlardı.

“Yarın herkes robotuna güvenecek,” dedi Kerem. “Ama unutmayın, bomba teknoloji dinlemez. Bomba bilgi ve cesaret dinler.”

Yarışma sabah sekizde başladı.

İlk senaryolar ardı ardına tamamlandı. İsrail on iki dakikada sıfır hata. Amerika on bir dakikada. İngiltere on üç dakikada.

Sonra sıra Türkiye’ye geldi.

Türk robotu bombaya yaklaştı. Görüntüler ekrana geldi. Yedinci dakikada ekran titredi.

Sonra karardı.

“Bağlantı koptu,” dedi teknisyen. “Sistem çöktü.”

Kerem ekrana baktı. Sonra ayağa kalktı.

“Ben gidiyorum,” dedi.

Kontrol merkezinde bir uğultu koptu.

Kurallar buna izin veriyordu ama kimse yapmıyordu.

Kerem ağır koruyucu kıyafeti giydi ve bombaya doğru yürümeye başladı.

Ellerini kullandı.

Kırmızı kabloyu kesti.

Basınç sensörünü devre dışı bıraktı.

Dokuzuncu dakikada bomba tamamen etkisiz hâle getirildi.

Sessizlik.

Sonra alkış.

Sonuçlar açıklandı: Türkiye, dokuz dakika, sıfır hata.

Ödül töreninde David Golani Kerem’in elini sıktı.

“Yanılmışım,” dedi.

Aylar sonra NATO doktrinlerine Türk yaklaşımı örnek olarak girdi.

Kerem Aydın yüzbaşı oldu.

Ve o günden sonra her yeni uzmana aynı şeyi söyledi:

“Teknoloji harikadır. Ama bazen sizi yalnız bırakır. O zaman geriye sadece karakteriniz kalır.”

Cesaret, teknolojiden güçlüdür.