1982’de gelin düğünden sonra kayboldu — 40 yıl sonra bir fotoğraf tüm aileyi şoke etti
.
1982’DE KAYBOLAN GELİN – 40 YILLIK SESSİZLİĞİN HİKÂYESİ
1982 yılının sıcak bir Haziran gecesiydi. Trabzon’un dar sokakları o akşam alışılmadık bir canlılık içindeydi. Denizden gelen tuz kokusu, düğün salonunun açık pencerelerinden içeri süzülüyor; içeride çalan müzik, kahkahalar ve alkışlarla birleşerek geceyi unutulmaz kılıyordu.
O gece Selim Doğan evleniyordu.
Yanında, beyaz gelinliği içinde, herkesin hayranlıkla baktığı genç bir kadın duruyordu: Nermin.
Kimse o gecenin, yıllar boyunca anlatılacak bir hikâyeye dönüşeceğini bilmiyordu.
I. KAYBOLUŞ
Düğün devam ederken her şey olması gerektiği gibiydi. Misafirler dans ediyor, masalarda sohbetler dönüyor, çocuklar koşuşturuyordu. Selim’in yüzünde ise alışılmadık bir ifade vardı: saf, savunmasız bir mutluluk.
Ama gecenin ilerleyen saatlerinde bir şey değişti.
Nermin ortadan kayboldu.
Ne bir not bırakmıştı, ne bir açıklama yapmıştı. Sadece gitmişti.
Başta kimse paniklemedi. Gelin hazırlanıyordur, bir yere gitmiştir diye düşündüler. Ama saatler geçtikçe sessizlik ağırlaştı. Sonunda herkes gerçeği kabul etmek zorunda kaldı:
Gelin düğün gecesi kaybolmuştu.
O günden sonra Nermin hakkında tek bir şey söylendi:
“Kaçtı.”
Ve bu kelime, yıllar boyunca gerçeğin yerini aldı.

II. SESSİZ BİR HAYAT
Selim Doğan o geceden sonra değişti.
Kimseye bağırmadı.
Kimseyi suçlamadı.
Hiçbir açıklama yapmadı.
Sadece sustu.
Yıllar geçti. İnsanlar evlendi, çocuk sahibi oldu, hayatlarına devam etti. Ama Selim aynı kaldı. Sabah erken kalkar, balığa gider, akşam evine dönerdi. Evi düzenliydi, hayatı sadeydi.
Ama o evde bir şey eksikti.
Ses.
Ve belki de cevaplar.
Selim bir daha hiç evlenmedi.
III. 40 YIL SONRA
Aradan tam 40 yıl geçti.
Selim öldüğünde, bunu öğrenen ilk kişi yeğeni Aslı oldu. Ankara’da yaşayan Aslı, sabaha karşı gelen bir telefonla haberi aldı. Hiç düşünmeden Trabzon’a yola çıktı.
Amcasının evine girdiğinde her şey yerli yerindeydi. Sanki Selim birazdan kapıdan içeri girecek gibiydi.
Ama gelmedi.
Aslı evi toplarken yatak odasında eski bir sandık buldu.
Sandık saklanmış gibiydi.
Açtığında içinde sararmış kağıtlar ve en altta bir paket vardı.
Paketi açtı.
İçinden düğün fotoğrafları çıktı.
IV. FOTOĞRAFIN SIRRI
Aslı fotoğraflara tek tek baktı.
Nermin’i ilk kez görüyordu.
Gülümsüyordu.
Ama o gülümsemenin içinde bir şey vardı.
Sanki vedayı bilen bir gülümseme.
Son fotoğrafa geldiğinde dikkatini bir detay çekti.
Yerde karanfil yaprakları vardı.
Ama rastgele değildi.
Bir harf oluşturuyordu.
“E”
Bu bir tesadüf değildi.
Bu bir mesajdı.
.
.
V. GERÇEĞİN İZİ
Aslı bu harfin anlamını araştırmaya başladı.
Bir başka fotoğrafta pencereye yansıyan bir tabela gördü.
“… Lokantası”
İlk kelime silinmişti.
Ama ilk harf belliydi:
E.
Bu bir işaretti.
Bir yer ismi.
Eskişehir.
VI. TELEFON
Tam o sırada Aslı’nın telefonu çaldı.
Arayan kişi:
Pembe Çelik Arslan.
Nermin’in kız kardeşi.
“40 yıldır bu telefonu bekliyordum,” dedi Pembe.
Ve her şey o anda başladı.
VII. GERÇEK
Pembe ile buluştuklarında, Aslı hayatının en önemli gerçeğini öğrendi.
Nermin kaçmamıştı.
Hastaydı.
Verem.
O yıllarda bu hastalık bir damgaydı. Bir aileyi, bir hayatı yok edebilirdi.
Nermin bir seçim yaptı.
Gitmek.
Sessizce.
Kimseye yük olmamak için.
Selim’i korumak için.
VIII. MEKTUP
Pembe bir mektup verdi.
Nermin’in Selim’e yazdığı mektup.
Ama Selim bu mektubu hiç almamıştı.
Aslı eve döndüğünde sandığı tekrar açtı.
Ve buldu.
Zarf.
Kapalıydı.
42 yıl boyunca açılmamıştı.
IX. NEDEN?
Aslı uzun süre düşündü.
Bir insan neden sevdiği kadından gelen mektubu açmaz?
Cevap yavaşça geldi.
Çünkü açarsa gerçeği öğrenirdi.
Ve gerçeği bilmek, bir şey yapmak zorunda kalmak demekti.
Ama bilmezse…
Sevgi hep aynı kalırdı.
Eksik ama canlı.
X. SON
Aslı sonunda mektubu açtı.
İçinde kısa bir cümle vardı:
“Yaşıyorum. Seni seviyorum.”
Selim bunu hiç okumamıştı.
Ama belki de hissetmişti.
XI. SON KARŞILAŞMA
Aslı Eskişehir’e gitti.
Nermin’in hayatını öğrendi.
Öğretmen olmuştu.
Sessiz bir hayat yaşamıştı.
Ve 3 yıl önce ölmüştü.
Selim’den önce.
XII. GERİYE KALAN
İki insan.
Birbirini 40 yıl boyunca sevmiş.
Ama hiç kavuşamamış.
Aralarındaki mesafe…
Sadece bir karar kadardı.
XIII. SORU
Hikâye burada bitmiyor.
Asıl soru burada başlıyor:
Sevgi nedir?
Kalmak mı?
Yoksa gitmek mi?
Konuşmak mı?
Yoksa susmak mı?
Bazı sevgiler yaşanmak için değil, taşınmak için vardır.
Sessizce.
Bir ömür boyunca.
Ve belki de en ağır şey…
Söylenmemiş bir “Seni seviyorum”dur.
News
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar.
Doktorlar mafya babasının kısır olduğunu söyledi—bir garson ondan hamile olduğunu söyleyene kadar. . . . Chicago’nun karanlık ve acımasız yeraltı…
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi
Tarihin En Acımasız Emri: 15.000 Esir Askeri Kör Edip Geri Gönderdi . . . Karanlığın Yürüyüşü: Bir İmparatorun Soğuk Zaferi…
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti?
Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar, Koca Bir Plantasyonu Nasıl Çökertti? . Köle Kadından Doğan Beyaz Çocuklar: Blackwood’un Çöküşü Güneyin yaz…
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası
Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası . . . Bilim İnsanlarını Şaşkına Çeviren Çocuk: Elias’ın Vakası 1972 yılının dondurucu…
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler
1997’de Sarıçöl’de Kaybolan Selim Karabey – 16 Yıl Sonra Bulunan Mataranın Sakladığı Gizemler . . . 1997’DE SARIÇÖL’DE KAYBOLAN SELİM…
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü!
Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık Sırrı Ortaya Çıkardı: O Adam Geri Döndü! . . . Sıradan Bir Tokat, 20 Yıllık…
End of content
No more pages to load






