Polisler ‘Abla’ Diye Dalga Geçti, Bir Telefonla Kariyerleri BİTTİ!
.
“Bir Telefon, Bir Scooter ve Çöken Kariyerler”
Mayıs güneşi Çankırı yolunun üzerinde ağır ağır yükselirken asfalt neredeyse eriyormuş gibi görünüyordu. Sıcak hava dalgaları yolun üzerinde titriyor, uzak manzarayı bulanıklaştırıyordu. Kurşunlu ilçesine giden D765 karayolunun kenarında küçük bir trafik kontrol noktası kurulmuştu. Yolun ortasında duran trafik arabasının yanında iki polis memuru gölgede sigara içiyor, ara sıra geçen araçlara isteksizce bakıyordu.
Bir süre sonra uzaktan eski bir scooterın sesi duyuldu.
Motor yavaşça yaklaştı.
Scooterın üzerinde sade kıyafetli bir kadın vardı. Solmuş bir gömlek, eski bir kot pantolon ve çiziklerle dolu bir kask takıyordu. Motoru da onun kadar yorgun görünüyordu.
Komiser yardımcısı Murat elindeki copu sallayarak dur işareti verdi.
Kadın sessizce fren yaptı ve yolun kenarında durdu.
Murat kadına yukarıdan aşağı baktı. Gözlerinde küçümseyici bir ifade vardı.
“Hanımefendi,” dedi alaycı bir sesle.
“Bu hurdayla yola çıkmaya utanmıyor musun? Hem kendi canını hem başkalarının canını tehlikeye atıyorsun.”

Kadın hiçbir şey söylemedi.
Sadece scooterın üzerinde dik bir şekilde oturdu.
Kaskının vizörünün arkasından Murat’a sakin bir bakış attı.
Yanındaki polis memuru Kenan gülmeye başladı.
“Abla,” dedi.
“Bu motorla İstanbul’a mı gidiyorsun yoksa köye mi?”
Murat evrak ister gibi elini uzattı.
“Ehliyet ve ruhsat.”
Kadın çantasını açtı, belgeleri çıkardı ve sakince uzattı.
Sesi sakin ve kontrollüydü.
“Motorumun bakımı geçen hafta yapıldı. Eğer teknik bir sorun varsa yönetmeliğe uygun şekilde işlem yapabilirsiniz.”
Murat belgeleri incelemeden neredeyse buruşturur gibi tuttu.
Scooterın etrafında bir tur attı.
Lastiklere baktı.
Farın önünde eğildi.
Sonra başını salladı.
“Lastikler aşınmış. Far da zayıf yanıyor. Bu araç trafiğe uygun değil.”
Kadın kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Gündüz vakti farın parlaklığını nasıl ölçtünüz?”
Murat bu sorudan hoşlanmadı.
Kenan araya girdi.
“Abla ne kasıyorsun ya? İşini uzatma.”
Kadın sessizce bekledi.
Kenan eğilip alçak bir sesle konuştu.
“Bak… acelen varsa işleri büyütmeyelim. Bizim de senin de zamanın gitmesin.”
Kadın başını biraz yana eğdi.
“Nasıl yani?”
Kenan hafifçe gülümsedi.
“Abilere bir çay ısmarlarsın… yoluna devam edersin.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Kadının bakışları bir anda değişti.
Keskinleşti.
“Yani prosedürü atlamak için size para vermemi mi öneriyorsunuz?”
Kenan hemen geri çekildi.
“Yok yok… yanlış anladın.”
Murat sinirlenmişti.
“Tamam yeter! Aracı bağlayacağız.”
Birkaç dakika sonra çekici geldi.
Scooter kasaya yüklenirken Murat son sözünü söyledi.
“Yarın trafik şubeye gelirsin. İşlemlerini halledersin.”
Kadın bir şey söylemedi.
Sadece tutanağı aldı.
Katladı.
Cebine koydu.
Sonra sırt çantasını düzeltti ve yürümeye başladı.
Polisler arkasından gülüyordu.
Ama o anda hiçbirinin bilmediği bir gerçek vardı.
O kadın sıradan biri değildi.
Onun adı Yarbay Aslı Yılmazdı.
Ve İç Denetim Soruşturma Dairesi’nin en sert isimlerinden biriydi.
Birkaç Saat Önce – Ankara
O sabah Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün en üst katındaki toplantı odasında gergin bir atmosfer vardı.
Masada generaller, daire başkanları ve üst düzey yöneticiler oturuyordu.
Sunumu yapan kişi uzun boylu, ciddi yüzlü bir kadındı.
Yarbay Aslı Yılmaz.
Sunumun konusu büyük bir kaçakçılık operasyonuydu.
Haritalar, raporlar ve istihbarat verileri ekranda akıyordu.
Tam o sırada telefonu titredi.
Normalde böyle toplantılarda telefonlara bakılmazdı.
Ama ekranda görünen isim Aslı’yı duraksattı.
Ayşe Teyze.
Annesinin komşusu.
Aslı telefonu açtı.
Karşıdan telaşlı bir ses geldi.
“Aslı kızım… hemen gelmen lazım. Annen çok hasta. Ateşi düşmüyor. Doktor hastaneye yatırılması gerektiğini söyledi.”
Aslı’nın kalbi sıkıştı.
Bir an gözlerini kapattı.
Sonra toplantı masasındaki komutanlara döndü.
“Acil ailevi bir durum var. İzin istiyorum.”
Dosyalarını topladı.
Ve odadan çıktı.
Yol
Aslı makam aracını çağırmadı.
Prosedürle uğraşacak zamanı yoktu.
Evine gitti.
Garajda duran eski scooterını çıkardı.
Bu motoru yıllardır kullanıyordu.
Kalabalık içinde kaybolmak istediğinde.
Kimliğini gizlemek istediğinde.
Sıradan biri gibi görünmek istediğinde.
Bugün de öyle olacaktı.
Yola çıktı.
Ankara’dan Çankırı’ya uzanan yol boyunca çocukluk anıları gözünün önünden geçti.
Ama zihninde tek düşünce vardı.
Annesine yetişmek.
.
.
Kurşunlu’daki Kahvehane
Scooterı bağlandıktan sonra Aslı yürüyerek Kurşunlu’ya girdi.
Bir kahvehaneye oturdu.
Soğuk bir çay söyledi.
Telefonunu çıkardı.
Ankara’daki güvendiği bir meslektaşına mesaj attı.
“D765 Kurşunlu kavşağı. 13 numaralı ekip. Usulsüzlük şüphesi. Sahadayım.”
Mesaj gönderildi.
Aslı camdan dışarı baktı.
Bir kamyon şoförü yan masada konuşuyordu.
“Geçen hafta beni de durdurdular. 200 lira verince hemen bıraktılar.”
Aslı’nın gözleri daraldı.
Telefonunun ses kaydını açtı.
Kanıtlar
O gün boyunca Aslı birçok kişiyle konuştu.
Bir çiftçi.
Bir minibüs şoförü.
Bir kargo dağıtıcısı.
Hepsinin hikayesi aynıydı.
Aynı ekip.
Aynı yöntem.
Aynı rüşvet.
Aslı hepsini kaydetti.
Fotoğraflar çekti.
Konumları işaretledi.
Akşam olduğunda dosya hazırdı.
Ertesi Gün
Çankırı İl Emniyet Müdürlüğü.
Küçük bir toplantı odası.
Murat ve Kenan masanın karşısında oturuyordu.
Emniyet müdürü Adnan Bey dosyaları inceliyordu.
Ekranda kamera görüntüleri oynatıldı.
Scooter.
Çevirme noktası.
Murat’ın konuşmaları.
Kenan’ın fısıldaması.
Sonra kapı açıldı.
İçeri bir kadın girdi.
Murat’ın yüzü soldu.
Kenan’ın gözleri büyüdü.
Dün dalga geçtikleri kadın.
Scooterlı kadın.
Ama bugün üniformasıyla gelmişti.
Adnan Bey konuştu.
“Tanıştırayım. Yarbay Aslı Yılmaz.”
Odadaki hava dondu.
Aslı masaya bir dosya koydu.
“Bu dosyada dün yaşanan olayın tam ses kaydı ve diğer vatandaşların ifadeleri var.”
Sessizlik.
Murat’ın elleri titriyordu.
Kenan terliyordu.
Adnan Bey kararını açıkladı.
“Derhal görevden uzaklaştırıldınız. Hakkınızda disiplin soruşturması açıldı.”
Bir Hafta Sonra
Kurşunlu’daki o çevirme noktası artık yoktu.
Tabela kaldırılmıştı.
Aslı yine scooterıyla o yoldan geçti.
Ama bu sefer kimse onu durdurmadı.
Yol sakindi.
Gökyüzü açıktı.
Kasabaya vardığında annesi pazarda sebze satıyordu.
Artık iyileşmişti.
Aslı yanına oturdu.
Fatma teyze kızına baktı.
“Büyük bir işe karışmışsın yine.”
Aslı hafifçe gülümsedi.
“Yanlışı gördüm. Sessiz kalamazdım.”
Annesi kızının elini tuttu.
“Biliyorum.”
Son
O akşam Aslı tekrar yola çıktı.
Scooterın sesi sessiz yolda yankılanıyordu.
Belki bir çevirme noktası kapanmıştı.
Ama sistemde hâlâ düzeltilmesi gereken çok şey vardı.
Aslı bunu biliyordu.
Ama aynı zamanda başka bir şeyi de biliyordu.
Bazen tek bir dürüst insan bile karanlık bir sistemi sarsmaya yeterdi.
Ve o gün, eski bir scooterın üzerinde başlayan küçük bir hikâye iki polis memurunun kariyerini bitirmiş, bir kasabanın ise adalete olan inancını yeniden hatırlatmıştı.
News
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi
Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Hikayesi . Tarihte Bir Yasal Boşluk: Liselotte Kraus’un Sessizliği Nisan 1938’de, Bavyera’nın küçük ve…
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu
Hemşire 1978’de Kayboldu — 30 Yıl Sonra Kimlik Kartı Ormanda Bulundu . . . 1978’DE KAYBOLAN HEMŞİRE: 30 YIL SONRA…
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek
1987’de Konya’da kaybolan hamile Aylin Demir vakası… 19 yıl sonra ortaya çıkan şok edici gerçek . Konya’da Kaybolan Bir Hayat:…
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı
2009’da yeni evli genç gelin kayboldu; 7 yıl sonra apartman görevlisinin şok itirafı ortaya çıktı . . . 2009’da Kaybolan…
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı
(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı . . . Safranbolu’da Bir…
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti
1993, Kayseri’de: Fatma Demir iz bırakmadan kayboldu — 12 yıl sonra kocası her şeyi itiraf etti . . . 1993,…
End of content
No more pages to load






