‘Bebeğimi kaybettim’ – 1945’te Polonyalı bir doktorun hem bebeği hem de hamile Alman savaş esirini kurtarması şok etkisi yarattı.
.
.
.
Kayıp Bebek, Kurtarılan Hayatlar
1. Savaşın Gölgesinde Bir Hastane
1945 yılının Mart ayıydı. Avrupa’nın üstünde kara bulutlar dolaşıyor, savaşın son dehşetli günleri Polonya’yı kasıp kavuruyordu. Krakow’un hemen dışında, Almanlar tarafından terk edilmiş, şimdi ise Kızıl Ordu’nun askeri hastanesi olarak kullanılan eski bir manastır binasında, Dr. Stanisław Zielinski nöbetçi hekimdi.
Stanislaw, savaş başladığında henüz otuzlarının başındaydı. Şimdi ise saçlarına erken düşen aklar, gözlerinin altındaki derin çizgiler ve ellerinin titrek sabrı, geçen beş yılın yükünü taşıyordu. Savaş boyunca ailesini kaybetmiş, evini yitirmiş, ama mesleğini ve insanlara yardım etme inancını bırakmamıştı. Onun için her yaralı, her hasta, her aç ve korkmuş insan, hangi milletten olursa olsun, önce bir candı.
Hastanenin koridorlarında sabaha karşı yankılanan ayak sesleri, alışılmışın dışında bir telaşın habercisiydi. Kapıda iki Sovyet askeri, aralarında yırtık üniformalı, yüzü solgun, karnı belirgin bir şekilde şişmiş, genç bir kadını sürüklüyordu. Kadının saçları açık sarıydı, gözleri korkuyla büyümüş, dudakları morarmıştı.
“Doktor!” diye bağırdı askerin biri. “Burada bir Alman esir var. Hamile. Kanaması var.”
Stanislaw, kadına baktı. Kadının gözlerinde çaresizlik ve utanç birbirine karışmıştı. Bir an tereddüt etti. Sonra içindeki hekimlik yeminini hatırladı. “Getirin hemen,” dedi. “Sedyeye yatırın.”
2. Geçmişin İzleri
Kadının adı Anna Müller’di. Savaşın başında Berlin’de hemşirelik eğitimi alıyordu. 1944’te, ailesini bombardımanda kaybettikten sonra, Doğu Cephesi’nde gönüllü hemşire olmuştu. Alman ordusu geri çekilirken, birliğinden kopmuş, Sovyet askerlerince yakalanıp Polonya’ya esir olarak getirilmişti. O zamandan beri, esir kampında hem açlık hem de korku içinde yaşamıştı.
Anna, hamileliğinin son ayındaydı. Esir kampında ona iyi davranılmamıştı. Çoğu zaman aç kalmış, soğukta titremiş, bazen diğer esir kadınlarla birlikte zorla çalıştırılmıştı. Bebeğini kaybedeceğinden korkuyordu. Ama hayatta kalmak için her gün dua etmişti.
3. Doğumun Eşiğinde
Stanislaw, Anna’yı muayene ettiğinde, kadının ciddi bir kanaması olduğunu ve doğumun başladığını anladı. Bebeğin kalp atışları zayıftı. Kadının vücudu yorgun ve bitkindi. Yanında hemşire Jadwiga’ya döndü. “Acilen doğum hazırlığı yapmamız gerekiyor. Eğer hızlı davranmazsak ikisini de kaybederiz.”
Jadwiga, Anna’nın alnını sildi, ona su verdi. Anna, Polonyaca bilmiyordu. Jadwiga ise biraz Almanca konuşabiliyordu. “Keine Angst,” dedi yumuşak bir sesle. “Wir helfen dir. Korkma, sana yardım edeceğiz.”
Anna, gözlerinden yaşlar süzülerek başını salladı. “Bebeğimi kaybediyorum,” diye fısıldadı. “Bitte… bitte retten Sie mein Kind.”
Stanislaw, doğumun çok zor olacağını biliyordu. Ellerini yıkarken, savaş boyunca kurtardığı ve kaybettiği hayatları düşündü. Alman, Polonyalı, Rus… Savaşın ortasında insanlığın rengi, dili, milliyeti yoktu.
4. Doğum Sancısı
Doğum odasında hava ağırdı. Dışarıda top sesleri duyuluyordu. Anna, sancılar içinde kıvranırken, Stanislaw ve Jadwiga el birliğiyle kadına destek oldular. Anna’nın vücudu zayıftı, her kasılmasıyla daha çok kan kaybediyordu.
Bir ara Anna bilincini kaybetti. Stanislaw, nabzını kontrol etti. Kalbi çok yavaş atıyordu. “Jadwiga, hemen kan getirin! Hemen!” diye bağırdı.
Kampın küçük kan bankasında uygun grup kanı bulmak zordu. Jadwiga kendi kan grubunun uygun olduğunu görünce tereddüt etmeden kan verdi. “Onu kaybedemeyiz, doktor,” dedi. “O sadece bir Alman değil, bir anne.”
5. Hayat ve Ölüm Arasında
Doğum uzadıkça Anna’nın durumu kötüleşti. Bebeğin kalp atışları neredeyse duyulmaz hale geldi. Stanislaw, elleriyle bebeği kurtarmak için uğraştı. Sonunda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, zayıf bir çığlık duyuldu. Bir kız bebek doğmuştu. Ama bebek nefes almıyordu.
Stanislaw, hemen bebeği kucağına aldı, ağzındaki mukusu temizledi, kalp masajı yaptı. Jadwiga, Anna’nın elini tutuyor, “Du schaffst das! Yapacaksın!” diye fısıldıyordu.
Bir, iki, üç… Sonra bebekten zayıf bir inilti geldi. Ardından, o odada savaşın tüm acılarını ve umudunu bir arada taşıyan o ilk ağlama yükseldi. Jadwiga gözyaşlarını tutamadı. Anna kendine geldiğinde, bebeğin ağladığını duydu. Gözleri doldu, “Mein Kind… meine Tochter…” dedi.

6. Kaderin Sınavı
Anna çok kan kaybetmişti. Hala ölümle yaşam arasında gidip geliyordu. Stanislaw, bebeği bir battaniyeye sardı, Anna’nın yanına koydu. “Bak, kızın yaşıyor. Sen de yaşayacaksın,” dedi.
O gün boyunca Anna birkaç kez bilincini kaybetti. Stanislaw ve Jadwiga, nöbetleşe başında beklediler. Dışarıda savaş devam ederken, içeride bir annenin ve bir bebeğin hayatı için başka bir savaş veriliyordu.
Birkaç gün sonra, Anna yavaş yavaş toparlandı. Bebeği emzirmeye başladı. Stanislaw, her sabah onları kontrol ediyor, Anna’nın iyileşmesini izliyordu. Bebeğe “Helena” adını verdiler. Jadwiga, “Bu yeni bir başlangıç,” dedi.
7. Savaş Sonrası
Savaş bittiğinde, hastanedeki herkes gibi Anna da özgürlüğüne kavuştu. Ama Almanya’ya dönmek istemedi. Orada ailesi yoktu, evi yoktu. Polonya’da ise ona yardım eden, hayatını kurtaran insanlar vardı. Stanislaw, Anna’ya “Burada kalabilirsin,” dedi. “Kızın burada büyüyebilir. Savaş bitti, artık barış zamanı.”
Anna, Polonya’da kalmaya karar verdi. Hemşire olarak hastanede çalışmaya başladı. Helena büyüdükçe, Stanislaw’ın ve Jadwiga’nın ona gösterdiği sevgiyi öğrendi. Anna, minnettarlığını her fırsatta dile getirdi.
8. Geçmişle Yüzleşmek
Yıllar geçtikçe, Anna geçmişiyle yüzleşmeye başladı. Savaşın ona yaşattığı acılar, kayıplar, korkular… Ama en çok da, bir Polonyalı doktorun ve hemşirenin, milliyetine ve savaşın yarattığı nefrete rağmen ona ve bebeğine hayat vermesini unutamadı.
Bir gün Anna, Stanislaw’a sordu: “Neden bana yardım ettiniz? Alman olduğumu biliyordunuz. Savaşta çok şey yaşandı.”
Stanislaw, gözlerini uzaklara dikti. “Savaş biter, nefret biter. Ama insanlık kalır. O an, ben bir doktor olarak, bir insan olarak, sana yardım etmekten başka bir şey düşünemedim. Senin bebeğin, benim de umudumdu.”
9. Barışın İlk Nefesi
Helena büyüdü. Polonya’da okula gitti, iki dili de öğrendi. Annesi ona geçmişi anlattı. “Sen, savaşın en karanlık günlerinde, umudun ve barışın simgesi olarak doğdun. Seni kurtaranlar, bize yeni bir hayat verdiler.”
Stanislaw, Anna ve Helena ile aile gibi oldu. Jadwiga ise onların en yakın dostu, Helena’nın ikinci annesi gibiydi. Savaşın yıkıntıları arasında, bu küçük aile yeni bir hayat kurdu.
10. Unutulmayan Bir Mucize
Yıllar sonra, Krakow’da bir hastanenin duvarında, eski bir fotoğraf asılıydı. Fotoğrafta, genç bir kadın, kucağında bir bebek, yanında ise yaşlı bir adam ve gülümseyen bir hemşire vardı. Altında şu cümle yazılıydı:
“Hayat, en karanlık zamanlarda bile bir yol bulur. Barış, bir çocuğun ilk nefesiyle başlar.”
Anna, Stanislaw ve Jadwiga’nın hikâyesi, Polonya’da yıllarca anlatıldı. Savaşın dehşeti, insanlığın gücüyle yenilmişti. Bir doktor, bir hemşire ve bir Alman anne; üç farklı kader, bir mucizeyle birleşmişti.
Ve Helena, her doğum gününde annesinin ona fısıldadığı o cümleyi hatırladı: “Bebeğimi kaybettim sanmıştım. Ama sen, bana yeniden hayat verdin.”
News
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा भी नहीं था
प्रेग्नेंट महिला को बस में खड़े देख अपनी सीट दे दी थी ,कुछ साल बाद जो मिला वो कभी सोचा…
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği
Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet Temizliği . . . Emekli Paşaların Gölgesindeki Yolsuzluk: Korgeneral Ayla Sancak’ın İhanet…
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler
Türkler Sahada İş Bilmez” — 8 Dakika 30 Saniyede Cevap Verdiler . . . Başlangıç: Bir Tatbikat ve Bir Meydan…
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü
Türk Hademe – “Köpeğim Ol” Diyen Yüzbaşıyı – Tek Hamlede Diz Çöktürdü . . . Türk Hademe – “Köpeğim Ol”…
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया!
कनाडा में भारतीय लड़कियों का चौंकाने वाला कांड! जो सामने आया, उसने सबको सन्न कर दिया! . . . कनाडा…
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story
इंस्पेक्टर मैडम चोर को पकड़ने पहुँची, सामने निकला तलाकशुदा पति | सच्ची कहानी | Emotional Story . . . इंस्पेक्टर…
End of content
No more pages to load


