Beyinsiz Doğan Çocuk, 6 Yıl Sonra Doktorlar İçinde Ne Buldu Bakın

.
.

.

Sessiz Mucize: Yusuf Efe’nin Hikayesi

I. Kırık Bir Umut

Manisa’nın Çınarköy Devlet Hastanesi, sabahın erken saatleri. Hemşire Nalan elindeki ultrason filmine sımsıkı sarılmış, parmakları beyazlaşmıştı. Tavan floresanları vızıldarken, odada keskin gölgeler dans ediyordu. Kapı eşiğinde taş gibi donmuştu. Doktor Ayl Kaya, dosyasını incelerken başını kaldırdı, endişe dolu bakışlarıyla hemşireye döndü.

“Nalan, verir misin lütfen şu ultrasonu?” dedi. Hemşire kıpırdamadı. Gözleri büyümüş, hiç kırpmadan görüntüye bakıyordu. Küçük muayene odasında mutlak bir sessizlik hakimdi. Yalnızca Seher Yılmaz’ın kısık hıçkırıkları duyuluyordu. Genç kadın korkuyla eşinin kolunu sıkıca kavramıştı. Murat Yılmaz ise neye uğradığını anlamamıştı.

Doktor Ayl’ın sesi tokat gibi çarptı: “Nalan, ultrasonu getirir misin lütfen?” Hemşire üç adımda odayı geçti, filmi isteksizce uzattı. Doktor filmi ışığa tutarak inceledi. Yüz ifadesi değişti, ağır nefesleri sessizliği böldü. “Allah’ım,” diye fısıldadı. Odadaki herkes bu duasımsı kelimeyi işitti.

Murat sandalyeden fırladı, “Ne var oğlumuzda? Ne var?” diye sordu. Doktor Ayl, profesyonel bir ifade takınmaya çalıştı ama gözleri az sonra söyleyeceklerinin ağırlığını gizleyemiyordu. Henüz doğmamış olan oğullarının kafatası neredeyse tamamen boştu.

II. Çınarköy’de Bir Aile

Çınarköy, Manisa’nın verimli tarlalar ve yumuşak tepelerle çevrili bir beldesiydi. Seher ve Murat Yılmaz, 15 yıl önce buraya taşınmışlardı. Hem ucuz toprak hem de çocuklarının özgür ama güvenli bir hayat yaşamasını istiyorlardı.

Seher, ilkokul öğretmeniydi. Sınıfı, okuma köşesi ve nane şekeri kutusuyla meşhurdu. Murat, kasabanın kenarındaki marangoz atölyesinde çalışıyordu. Hafta sonları mahalle çocuklarına futbol antrenörlüğü yapardı.

Evlerinde Duru (14) ve Lara (11) adında iki kızları vardı. Duru ergenliğin isyankar bakışlarıyla, Lara ise empatik ve dikkatli haliyle ailenin dengesi olmuştu. Kardeşler arası kavgalar eksik olmazdı ama dış tehditlere karşı tek vücut olurlardı.

Yılmaz ailesinin daha önce yaşadığı bir trajedi vardı. Seher, Lara doğduktan üç yıl sonra tekrar hamile kalmış, beşinci ayda oğlunu kaybetmişti. Oğullarına gizlice Mehmet adını vermişlerdi. Bu kayıp iz bırakmıştı; Seher bazen hazırladıkları boş odanın önünde duraksar, Murat ise çekmecesinde küçük bir mavi çorap saklardı.

III. Beklenmedik Bir Haber

Yıllarca süren denemelerden sonra gelen bu hamilelik Seher için ilahi bir lütuftu. Ocak sabahı hamile olduğunu öğrendiğinde, fayans zemine çöktü ve şükür dolu dualar etti. O akşam Murat’a minik bir futbol topu hediye etti. “Gerçekten mi?” diye sordu Murat. Seher gözyaşlarıyla başını salladı.

Kızlarına ancak 12. haftadan sonra söylemeye karar verdiler. Evlerinde umut büyüyordu. Murat bebek beşiğiyle büyüyen yatak arasındaki geçişi planlayan çizimler yapıyordu. Seher ise gizlice internetten bebek odası fikirleri araştırıyordu.

Doktor Aylaya, Seher’in takibini yapan, saçlarında gümüş rengi çizgiler olan, sert görünümlü ama son derece becerikli bir kadındı. 8. hafta kontrolünde her şeyin yolunda gittiğini söyledi ve alışılmadık bir samimiyetle omzuna dokundu: “İyi gidiyorsun anneciğim. Bu küçüğü de sağlıkla bitirelim olur mu?”

IV. Kırılma Noktası

    haftada karnı belirginleşmeye başladı. Akşamları Murat elini o yuvarlak karına koyup, “Sanki bu kez oğlan gibi,” demeye başladı. Duru bebek gelişimiyle ilgili ciddi sorular soruyor, Lara ise her gece annesinin karnına masallar anlatıyordu.

Ultrason günü geldiğinde, teknisyen ekrana işaret etti: “Omurga burada. Kalp odacıkları da görünüyor.” Seher teknisyenin kaşlarının çatıldığını fark etti. Bir sorun mu var? diye sordu. Teknisyen, “Doktor Aylaya’ya göstereceğim. Siz rahat olun,” dedi.

Az sonra doktor Ayın’la birlikte içeri girdiler. Doktor Ayın probu aldı, kendi taramaya başladı. Sonunda cihazı bıraktı, sessizce döndü: “Bebeğinizde bazı ciddi gelişimsel sorunlar var.” Seher için oda yana yatmış gibiydi. “Ne tür sorunlar?” diye sordu kısık sesle.

“Beyin dokusu gelişimi oldukça zayıf. Ayrıca spina bifida belirtileri var. Omurgada kapanmamış bir açıklık. Beyin dokusunun olması gereken yerlerde sadece sıvı var. Tahminime göre normal beyin dokusunun %2’si kadar bir gelişim söz konusu.”

Seher ağzını eliyle kapattı, gözleri dolmuştu. Karnında hareket eden bu bebeği sevmişlerdi. Ama bebek kırık döküktü. “Bu doğru olamaz,” diye fısıldadı Seher.

V. Karar Anı

Doktor Ayın, tıbbi olarak en şefkatli seçeneğin gebeliği sonlandırmak olduğunu söyledi. Yasal sınır 22 hafta, düşünmek için fazla zaman yoktu. Eve dönüş karanlık bir bulut gibi üzerlerine çökmüştü. Kızlar ultrason sonuçlarını bekliyordu. Seher odasına kaçtı.

Akşam mutfak masasında ultrason görüntüleri kırık hayaller gibi dağılmıştı. Seher parmağıyla oğlunun profilini izledi. “Hüseyin hoca olsa bunu bir imtihan olarak görürdü,” dedi. Murat saçlarını geriye itti. “Doktor Ayın bizim izleyeceğimiz yolu net bir şekilde söyledi.”

Ertesi sabah Seher dua etmek için Kur’an’ı açtı. Mutfak sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanmıştı. Duru pijamalarıyla kapıda durmuştu. “İyi misin?” Seher Kur’an’ı kapatıp güçlükle tebessüm etti. “Sadece düşünüyorum canım.” Duru annesinin karşısına oturdu. “Babam söyledi. Bebeğin beyni doğru düzgün gelişmemiş.” Seher dürüstçe, “Henüz karar vermedik,” dedi.

Hüseyin hoca öğleden sonra geldi. Ultrason görüntülerini inceledi. “Allah’ın planını bildiğimi iddia edemem,” dedi. “Ama her can kıymetlidir. En kırık olanlar bile.”

VI. Hayata Tutunmak

48 saatte yaşanan binlerce küçük an onların kararını netleştirdi. Seherin yatağında Lara’nın bebek için aldığı peluş kurt oyuncağı vardı. Duru inatla spina bifida ve tedavi üzerine araştırma yapıyordu. Murat gece yarısı Seher’i bebek odasında buldu, elleri karnının üzerinde, oğluna ninniler söylüyordu.

Pazartesi günü yeniden doktor Ayın muayenehanesine gittiler. Kararlarını vermişlerdi: Hamileliği sürdüreceklerdi. Doktor Ayın gözlerinde kaygı okunmasına rağmen ifadesini nötr tuttu: “Kararınıza saygı duyuyorum.”

VII. Zorlu Doğum

Haziran ayında Seher’in suyu 5 hafta erken geldi. Doğum odası bugüne kadar gördüğü en kalabalık haliydi. Kadın doğum uzmanı, yeni doğan uzmanı, hemşireler, acil durum ekipmanları hazırdı. Murat her sancıda elini tuttu, oğullarını ona hiç yaşatmayacağına inanan bir dünyaya doğurmaya cesaret etmesi için eşine moral vermeye çalıştı.

Saat tam 15:17’de Yusuf Efe Yılmaz dünyaya geldi. Güçlü bir çığlık attı, herkes şaşırdı. Kalp atışları güçlüydü. Yusuf hemen Seher’in göğsüne yerleştirildi. Kızlarından daha küçük doğmuştu ama tam olarak şekillenmişti. Sadece omurgasındaki bozukluk hariç.

VIII. Mucizevi Hayat

Yusuf’un omurgasındaki açıklığı kapatmak için ameliyat yapıldı. Kafasına bir şant takıldı. Beyin cerrahı, “Doğumdan sonra bu kadar iyi hayati belirtiler gösteren böyle bir vakayla ilk defa karşılaşıyorum,” dedi.

Yusuf üç gün sonra eve getirildi. Kız kardeşleri elleriyle hazırladıkları pankartlarla onu karşıladı. İlk haftalar tamamen ilaç saatleri, beslenme sorunları ve medikal hassasiyetle geçti. Yemek masası artık bir mini sağlık istasyonuna dönüşmüştü.

Seher’in biriktirdiği küçük tasarruflar ve okul müdürlüğünün sağladığı izin hakları sayesinde öğretmenliğe ara verdi. Murat marangozhanede fazla mesaiye kalıyor, gözlerinin altındaki halkalar derinleşiyordu.

IX. Toplumsal Tepkiler ve Yardım

Yusuf’un yaşaması mahallede karışık tepkiler uyandırdı. Cemaatten birçok kişi sıcak yemek sırası düzenledi, kadınlar çamaşır ve temizlik işlerine yardım etti. Ama bazıları uzaklaştı, okuldaki çocuklar Yusuf’a sebze diyorlardı. Lara okul bahçesinde bu cümleyle duraksadı, eve gözyaşları içinde döndü.

Seher onu kucakladı. “Kızım kardeşinin beyni biraz farklı. Anlamasa bile sevgi hiçbir zaman boşa gitmez.”

X. Tıbbi Mucize

Aylar geçti, Yusuf en kötü tahminleri boşa çıkardı. Beslenme tüpü yerine annesini emmeye başladı. Ekim ayında Yusuf’ta gizemli değişiklikler başladı. Oyuncakları gözleriyle takip ediyor, yüksek seslere tepki veriyor, kız kardeşlerinin sesiyle gülümsüyordu.

Kasım ayında yeni bir beyin MRI planlandı. Beyin sapı sağlamdı, ama kafatasının geri kalanı büyük oranda boştu. Yeni tarama sonuçlarında doktorlar şaşkınlık içindeydi. Beyin dokusunda yeni bölgelerde gelişim gözlemleniyordu. Artık %2 değil, %30 beyin hacmine sahipti.

XI. Bilimsel Sürpriz

Doktor Esra Kılıç, “Yusuf’un beyninde yeni bölgelerde doku gelişimi var. Şu anda yaşıtlarına oranla yaklaşık %30 oranında beyin hacmine sahip,” dedi. Seher ekrana bakarken fısıldadı, “Ama beyin dokusu yeniden oluşmaz deniyordu.”

Doktorlar, “Beynin kendini yeniden yapılandırma kapasitesi özellikle bebeklikte hala tam olarak anlaşılmış değil,” dediler. Gelişim duyusal algı, duygusal tepkiler ve bazı bilişsel işlevleri yöneten bölgelerdeydi.

XII. Zorluklar ve Direniş

Sigorta şirketi Yusuf’un özel besin mamaları ve ilaçları için geri ödeme yapmayı reddetti. Para neredeyse tükenmişti. Murat, “Cumartesi pazar hırdavatçıda çalışırım, mama parasını kredi kartına atarız,” dedi.

Seher ve Murat arasında ilk gerçek kavga yaşandı. Murat, “Uzun süreli bakım seçeneğini düşünmeliyiz,” dedi. Seher şok olmuştu. Oğlunu kuruma vermek istemiyordu. Ama boğuluyorlardı.

XIII. Yardım ve Toplumsal Destek

Çınarköy Cami Yusuf Efe’nin tıbbi masrafları için bir makarna günü ve açık artırma düzenledi. Cemaat üyeleri sepet sepet eşyalar bağışladı, yerel esnaflar hediye çekleri gönderdi. Akşamın sonunda 23.000 TL toplandı.

XIV. Kriz ve Umut

Yusuf bir yıl dolmadan ağır bir nöbet geçirdi. Hastaneye kaldırıldı, yoğun bakımda kaldı. Beyin basıncı yükseldi, iltihap belirtileri vardı. Doktorlar genetik testler istedi. Seher’in genetik varyantı Yusuf’a geçmişti. Bu varyant, beynin kendini yeniden yapılandırma kapasitesini artırıyordu.

XV. Ailede Denge Arayışı

Yusuf’un hastalığı sadece onun değil, tüm ailenin hayatını değiştirdi. Duru ve Lara kendilerini dışlanmış hissediyordu. Seher, “Bunu kesin olarak bilmiyoruz. Ama o senin kardeşin, hala bizim ailemizin bir parçası,” dedi.

XVI. Bilim ve Mucize

Yusuf’un beyin dokusu, tıp literatüründe eşi görülmemiş bir şekilde gelişiyordu. Doktorlar, “Bu gelişmeler tıp kitaplarını aşıyor. Gelişim devam da edebilir, durabilir de,” dediler.

Yusuf Efe’nin hikayesi yerel gazetede, ulusal televizyonlarda mucize olarak anlatıldı. Seher ve Murat mahremiyetlerini korumak istediler, ama benzer durumda olan ailelere umut oldular.

XVII. Sonuç ve Yeni Hayat

Yusuf Efe’nin doğumundan bir yıl sonra mahallede bahar festivali düzenlendi. Pastör Mithat, “Bu mahalle umutla, sabırla, sevgiyle bir mucizeye tanık oldu,” dedi.

Yusuf Efe, belki hiçbir zaman tam anlamıyla konuşamadı, ama annesinin elini tutarken, gökyüzüne uzanan bakışıyla her şeyi anlattı. Aile zorluklarla mücadele ediyordu ama artık yalnız değildi. Komşuları, doktorları, kızları ve Yusuf Efe’nin inatla atan kalbiyle yeni bir umut dönemine girdiler.

Çünkü bazı hayatlar ne kadar kısa ya da sessiz olsa da dokundukları herkesi değiştirir. Ve Yusuf Efe dünyaya gelişinin anlamını sessizce ama unutulmaz biçimde hatırlattı.

SON