Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar? Türk ATAK Pilotu 11 Hedef Düşürdü! 🇹🇷 Red Flag Şoku

.
.
.

**“Türkler Helikopter Pilotluğundan Ne Anlar?”

Nevada Çölünde Yazılan Anadolu Taktikleri**

Nevada çölü sabahları sessiz olurdu.
Sessizlik, insanın kulaklarını çınlatacak kadar derin…
Ama o Temmuz sabahı, Nellis Hava Üssü’nde bu sessizlik, yaklaşan bir fırtınanın habercisiydi.

Güneş henüz tam yükselmemişti. Pistte sıralanmış savaş helikopterleri, çöl rüzgârının taşıdığı kumlarla birlikte metalik bir uğultu çıkarıyordu. Apache’ler… Cobra’lar… Tiger’lar… Mangusta’lar… Hepsi savaş meydanlarının tanıdığı, yılların kanıtladığı makinelerdi.

Ve bir de kenarda duran, daha ince gövdeli, daha çevik görünen bir helikopter vardı.

T129 ATAK.

Birçok pilot, yanından geçerken başını çevirip ikinci kez bakma gereği bile duymuyordu.

“Yeni platform.”
“Test aşamasında.”
“Gerçek savaş tecrübesi yok.”

Fısıltılar böyleydi.

ATAK’ın kokpitinde oturan Yüzbaşı Cem Kaya, bu fısıltıların çoğunu duyuyordu. Duymamak mümkün değildi. Ama yüzünde tek bir mimik oynamıyordu. Kaskını takarken elleri sakindi. Nabzı normaldi.

O, bu çölü ilk kez görüyordu.
Ama dağları… Dağları çok iyi tanıyordu.


RED FLAG – KIRMIZI BAYRAK

Red Flag, sıradan bir tatbikat değildi.
Burası hata affetmeyen, simülasyon değil neredeyse gerçek savaşın kendisi olan bir arenaydı.

Buraya gelen pilotlar, zaten ülkelerinin en iyileriydi.
Buraya gelenler, “iyi” olduklarını kanıtlamak için değil, hayatta kalmayı öğrenmek için gelirdi.

Brifing salonu doluydu.

Amerikalı, İngiliz, Fransız, İsrailli, Avustralyalı, Alman pilotlar… Hepsi koltuklarında oturuyor, dev ekrandaki haritaları inceliyordu.

Kürsüye çıkan kişi, tatbikat direktörüydü:
Albay Mark Davidson.

Soğuk bakışlı, sert sesli bir adamdı.

“Beyler,” dedi.
“Bugünkü senaryo helikopterler için özel olarak tasarlandı.”

Ekranda dağlık bir arazi belirdi.

“On iki düşman helikopteri simülasyonu. Radarlar aktif. Füze tehdidi yüksek. Vurulan elenir. Dakikada en fazla hedefi düşüren kazanır.”

Pilotlar not aldı.

Davidson devam etti:

“Favorilerimiz belli. Apache’ler uzun yıllardır savaş tecrübesine sahip. İsrail, İngiltere, Fransa… Hepiniz bu işin ustasısınız.”

Sonra bakışları Cem’e kaydı.

Hafif bir tebessüm…
Alayla karışık.

“Türkiye de ilk kez aramızda. ATAK yeni bir platform. Umarım bu tatbikat sizin için öğretici olur.”

Salonda hafif bir gülüşme oldu.

Cem hiçbir şey söylemedi.
Not defterine sadece tek bir kelime yazdı:

“Dağ.”


KÜÇÜMSEME

Brifing sonrası pilotlar tanışıyordu.

Amerikalı Apache pilotu Binbaşı Jake Sullivan, Cem’e yaklaştı.

“ATAK hafif görünüyor.” dedi.
“Zırhı yeterli mi?”

Cem sakince cevap verdi:

“Hafiflik manevra kazandırır.”

Jake gülümsedi.

“Savaş helikopteri ağır olmalı, Yüzbaşı. Güç hızdan önemlidir.”

Cem başını salladı.

“Bazen hız değil… görünmezlik kazanır.”

Jake omzunu silkti.

“Göreceğiz.”

O akşam yemek salonunda sohbetler aynıydı.

“Türkler helikopter pilotluğundan ne anlar?”
“ATAK test platformu.”
“Red Flag onların seviyesi değil.”

Cem masanın köşesinde sessizce çay içiyor, önündeki haritaya bakıyordu.

Dağ sırtlarını inceliyordu.
Vadileri…
Kör noktaları…


GÖREV BAŞLIYOR

Saat 08.00.

Sekiz helikopter, sekiz farklı noktadan havalandı.

İlk dakikalar beklenildiği gibiydi.

Jake’in Apache’si iki hedefi hızlıca düşürdü.
İsrailli pilot David Cohen iki hedef daha.
İngiliz Apache iki hedef.

Cem…
İlk beş dakikada sadece bir hedef.

Kontrol kulesinde Davidson kaşlarını çattı.

“Yavaş.”

Ama yedinci dakikada bir şey değişti.

Cem ATAK’ı aşağı indirdi.

50 metre.

Sonra daha da aşağı…

Dağların arasına girdi.

“Red Flag Türk, irtifanız tehlikeli derecede düşük.”

Cem’in sesi sakindi:

“Farkındayım. Taktik uyguluyorum.”

Ekrandaki radar sinyali bir anda kayboldu.

“Nereye gitti?”
“Dağın arkasında, albayım. Radar görmüyor.”

Davidson doğruldu.

“İlginç…”


ANADOLU MANEVRASI

İki dakika sonra ATAK, dağın diğer yüzünden çıktı.

Dört düşman helikopteri…

Dört kilit…

Sekiz saniye.

Dört füze.

Dört düşüş.

Kontrol kulesi sessizliğe gömüldü.

Davidson ekrana eğildi.

“Bu… bu nasıl oldu?”

Teknisyen yutkundu.

“Dağı radar kalkanı olarak kullanmış. Arkadan gelmiş.”

Jake kulaklıktan bağırdı:

“Türk… dağın içinden mi çıktı?”

Cevap kısa oldu:

“Evet.”

Jake’in sesi ilk kez titredi.

“Bunu… hiç görmedim.”


ŞOK

On birinci dakikada Cem bir hedef daha düşürdü.

Toplam: Altı.

Jake yediyle liderdi.

Son dört dakika…

Jake hızlandı. Güce güvendi.

Cem ise tekrar dağlara girdi.

Radardan yine kayboldu.

Jake gülümsedi:

“Pes etti.”

Ama sonra…

Dağın tepesinden bir siluet belirdi.

Jake’in arkasında.

Radar alarm verdi.

Kilitlendi.

Jake manevra yaptı ama geç kalmıştı.

Cem simülasyon füzesini gönderdi.

Jake’in ekranı kırmızıya döndü.

“Vuruldum mu?”

Kontrol kulesi:

“Vuruldunuz. Elendiniz.”

Jake geri dönerken sadece şunu mırıldandı:

“Bu adam… kim?”

Son iki dakikada Cem dört hedef daha düşürdü.

Toplam: 11.


TARİH YAZILIR

Sonuçlar açıklandı.

Türkiye – ATAK – Yüzbaşı Cem Kaya: 11 hedef.

Kontrol kulesi sessizdi.

Davidson mikrofonu aldı.

“Red Flag Türk… tebrikler. Tarihte ilk kez bir helikopter pilotu dağları radar kalkanı olarak kullandı.”

Debriefing salonunda Cem’in uçuşu tekrar izletildi.

Mark Davidson konuştu:

“Bu taktik NATO doktrininde yok. Ama artık olacak.”

Cem ayağa kalktı.

“Bu taktiği Hakkari ve Tunceli dağlarında geliştirdik, albayım. Biz buna Anadolu Manevraları deriz.”

Jake ayağa kalktı.

“Yanıldım. Özür dilerim.”

David Cohen ekledi:

“Bu taktiği öğrenmek istiyoruz.”

Cem sadece gülümsedi.

“Bilgi paylaşılmak içindir.”


SON

Bir yıl sonra NATO, Anadolu Manevralarını resmî taktik kitabına ekledi.

ATAK ihraç edilmeye başlandı.

Ve Cem Kaya, her yeni pilota aynı cümleyi söyledi:

“Helikopter uçurmak tekniktir.
Helikopterle kazanmak yaratıcılıktır.”

Çünkü bazı zaferler,
radarlarda değil…
dağların arasında kazanılır.