Kılık Değiştiren Başkomiser, Rüşvetçi Polisleri Tek Başına Bitirdi! O TOKAT Her Şeyi Başlattı!

.
.
.

Kılık Değiştiren Başkomiser, Rüşvetçi Polisleri Tek Başına Bitirdi! O TOKAT Her Şeyi Başlattı!

İstanbul’un en hareketli semt pazarlarından birinin ortasında, komiser yardımcısı Levent Korkmaz ve yanındaki iki polis memuru, esnaftan haraç topluyordu. Levent’in yüzündeki kibirli ifade, her zaman olduğu gibi soğuk ve sertti. Sesi, daima emir tonuyla çıkıyordu. “Hadi, çıkar şu haftalığı çabuk!” dedi. Esnaftan biri korkuyla cebinden para çıkartıp uzattı, diğerleri başlarını önlerine eğmiş bir şekilde sessizce bekliyordu. Hiç kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemiyordu.

Levent Korkmaz, İstanbul’daki en büyük pazarlardan birinde, pazar tezgahlarının önünde toplanan haftalık “paylarını” almakla meşguldü. Hangi tezgahın önüne gelse, elini uzatıyor, aldığı paraları cebine atıp bir sonrakine geçiyordu. Kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemiyordu çünkü Levent’in, bu sene de İstanbul’un en büyük emniyet şubelerinden birinde görevdeki komiser yardımcısı olduğunu herkes biliyordu.


Bir Kadının Cesareti

Ancak o gün, Levent Korkmaz’ın şansı sona ermek üzereydi. Saldırımın kenarında, üzerinde sade, eski bir buluz olan genç bir kadın, tezgahtan yeni aldığı sıcak bir gözleme yiyordu. O an, kimse bu kadının aslında İstanbul Emniyetinin en parlak isimlerinden biri olan Başkomiser Elif Demir olduğunu bilmiyordu. Elif, polislerin sahada nasıl çalıştığını denetlemek için sık sık kılık değiştirerek halkın arasına karışıyordu. Bu kez, gözlemleri sonucu, komiser yardımcısı Levent Korkmaz’ı izlemeye karar vermişti.

Elif, Levent’in esnaftan zorla para aldığını ve tehditlerini kaydetmeye başladı. Sessizce telefonunun kamerasını açtı ve Levent’in her hareketini kaydetti. O an Elif, kararını verdi. “Bugün bu adama hayatı boyunca unutamayacağı bir ders vereceğim,” dedi kendi kendine.


Gizli Kimlik ve İntikam

Ertesi gün, dün gözleme yediği aynı pazar yerinde Elif Demir yeniden ortaya çıktı. Ancak bu kez bambaşka bir kimlikte, küçük bir tekerlekli tezgah kurmuş, başına renkli bir yemeni bağlamıştı. Yüzünde sıradan bir ifade vardı ama gözleri çelik gibi parlıyordu. Elif gözleme yapıp satmaya başlamıştı.

Kimse, onun İstanbul Emniyeti’nin en yetkili kadın polislerinden biri olduğunu tahmin edemezdi. Bir yandan gözleme satıyor, bir yandan da sabırla o anın gelmesini bekliyordu. Saatler sonra, Levent Korkmaz o tanıdık iki polis memuruyla birlikte göründü. Her zamanki alışkanlığıyla bir simitçi tezgahına gözünü dikip bağırdı, “Yine mi geciktirdin?” dedi. Esnafın elleri titreyerek parayı çıkarıp uzattı.

Levent, etrafına bakındı ve gözleri aniden Elif’in gözleme tezgahında durdu. Dudağının kenarıyla alaycı bir şekilde gülümsedi. “Yeni tezgaha güzel,” dedi. O an Elif, soğukkanlılıkla bakışlarını Levent’in gözlerine sabitlemişti. Elif’in sesi netti, “Ne haftalıymış o abi?”

Levent, yüzünde alaycı bir gülümseme ile, “Bundan sonra sen de abine haftalığını vereceksin,” dedi. Ama Elif, bir an bile tereddüt etmeden, “Ben para vermiyorum,” dedi. Levent bu cevaba kahkahasını bastı. “Vay anasını, cesarete bak,” dedi. “Artistlik yapma lan. Şimdi o tezgahı ters çeviririm, aklın başına gelir.”

Elif, yine de reddetti. “İşte o an,” dedi Elif içinden, “benim sabrım sona eriyor.”

Levent, hiç düşünmeden elini kaldırdı ve Elif’in yanağına sert bir tokat attı. O tokat, pazar yerinin gürültüsünü bir anlına susturdu. Etraftaki herkes donuk kalmıştı. Elif’in yanağı kırmızı olmuştu. Dişlerini sıktı ve sakin bir şekilde, “Bu tokatın bedelini çok ağır ödeyeceksin,” dedi.


Başkomiserin İntikamı

Levent, küçümseyerek gülümsedi. “Hadi oradan, elinden geleni ardına koyma,” dedi. Elif, bir kez daha gözlerini kenara çevirmeden ona bakarak, “Bunun bedelini çok ağır ödeyeceksin,” diye tekrarladı.

Levent’in kibirli tavırlarıyla birlikte odanın sessizliği daha da yoğunlaştı. O an, sadece Elif’in sessizliği ve sakin bakışları Levent’i korkutmaya başladı. Levent, öfkeden titreyerek, “Defol git buradan,” dedi ve arkasını dönüp gitti. Elif, derin bir nefes aldı ve karakolun kapısından içeri girdi.


Rüşvetçi Polisleri Çökertmek

Karakola girerken, başkomiser Elif Demir’in kararlılığı gözlerinden okunuyordu. Karakol amiri İsmail Kurt, masasındaki böreği yiyerek, Elif’in içeri girdiğini fark etti. Başını kaldırmadan, “Ne var, ne istiyorsun?” dedi. Elif, kararlı bir şekilde, “Şikayet dilekçesi vermek istiyorum,” dedi. Amir, kahkahasını bastı. “Burada rapor falan yazılmaz, başka kapıya,” dedi.

Ama Elif’in sesi, buz gibi bir tonla, “Şikayetler karakolda yazılır. Amirim,” dedi. İsmail, Elif’in söylediklerini duyunca, “Eğer illa dilekçe yazdıracaksan çıkar bir 5.000 lira, o zaman düşünürüz,” dedi.

Elif, hiçbir tepki vermeden, çantasını açtı ve tam 5.000 lirayı masanın üzerine koydu. İsmail, yüzünde gevşek bir gülümsemeyle parayı aldı ve çekmecesine koydu. “Kimi şikayet edeceksin?” diye sordu. Elif, “Komiser yardımcısı Levent Korkmaz’ı,” dedi.


Dönüm Noktası: Savaş Başlıyor

İsmail, Elif’in cevabını duyduğunda, “Kimi dedin sen?” diyerek şaşkınlıkla yanıt verdi. Ama Elif, soğukkanlı bir şekilde, “Komiser yardımcısı Levent Korkmaz. Onun rüşvet aldığına dair elimde kanıtlar var,” dedi. İsmail, sinirli bir şekilde, “Bunu duyduğumda ne yapacağım biliyor musun?” diyerek Elif’e bağırdı.

Ama Elif, kararlı bir şekilde, “Kanunlar herkes için geçerlidir, senin için de. Levent Korkmaz için de,” dedi.