Çinliler ‘Türklerden UZAK DURUN’ Emri Verdiğinde 💀 Kore’de NE OLMUŞTU?
.
.
“Türklerden Uzak Durun” Emri
1950 yılının Aralık ayıydı.
Kore yarımadasının kuzeyinde gökyüzü kurşuni bir örtü gibi çökmüştü. Kar, yer yer diz boyunu geçmişti ama soğuk yalnızca ayakları değil, insanın içini de donduruyordu. Bu topraklarda artık zaman gündüz ve geceyle değil, topçu ateşiyle ve hücum aralarıyla ölçülüyordu.
Aynı günlerde, okyanusun ötesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin en etkili yayınlarından biri olan Time dergisi, Kore cephesinden şaşkınlık yaratan bir haber geçiyordu. Haberde, Çin Halk Gönüllü Ordusu’nun bir sırt hattına yaptığı saldırı sırasında karşısına “beklemediği bir düşman” çıktığı yazıyordu.
Esmer yüzlü, kalın bıyıklı, süngülerini takmış hâlde bağırarak üzerlerine inen Türk askerleri…
Habere göre bu hücumlarda yüzlerce Çinli asker ölmüş, Türklerle ilgili anlatılar Birleşmiş Milletler cephe hattında bir moral efsanesi gibi yayılmaya başlamıştı. Oysa bu birlik, Kore topraklarına ayak basalalı henüz birkaç hafta olmuştu.
Henüz kimse bu 5 bin kişilik tugayın, yüz binlerce kişilik orduların kaderini nasıl etkileyeceğini bilmiyordu.
Ama Çin komutanlığı çok kısa sürede bir gerçeği kabul etmek zorunda kalacaktı:
Türk askeri cephede karşılaşılabilecek en tehlikeli düşmandı.
Bu korku bir gecede doğmamıştı.
Bu korku, Kasım 1950’den Temmuz 1953’e uzanan üç yıllık bir savaşta, kanla ve dirençle yazılmıştı.

İkinci Dünya Savaşı bitmişti ama dünya barışa kavuşmamıştı. Aksine, iki kutba bölünmüştü. Bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, diğer tarafta Sovyetler Birliği ve etki alanı.
Türkiye, savaşın ardından kendini tehlikeli bir yalnızlığın içinde bulmuştu. Sovyetler Birliği, Doğu Anadolu’da toprak, Boğazlar’da üs talep ediyordu. Türkiye’nin güçlü bir güvenlik şemsiyesine ihtiyacı vardı.
Ancak 1949’da kurulan NATO’ya davet edilmemişti.
25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırmasıyla başlayan savaş, Türkiye için beklenmedik bir kapı araladı.
Birleşmiş Milletler’in yardım çağrısına Amerika’dan sonra asker gönderme kararı alan ilk ülke Türkiye oldu.
Karar kolay alınmamıştı. Ama kararlıydı.
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında kurulan Türk Tugayı;
2.159 subay,
395 astsubay,
4.414 er ve erbaştan oluşan 5.090 kişilik bir kuvvetti.
Kod adı: Kutup Yıldızı.
17 Eylül 1950’de İskenderun Limanı’ndan yola çıktılar. Yaklaşık 7 bin kilometrelik bir yolculuğun ardından Ekim ayının ortasında Güney Kore’nin Pusan Limanı’na vardılar.
Askerlerin çoğu hayatında ilk kez deniz yolculuğu yapmıştı. Kore’yi haritada bile zor buluyorlardı. Ama şunu biliyorlardı:
Gittikleri yer, dünyanın en kanlı cephelerinden biriydi.
Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı sıradan bir subay değildi. 1915 Çanakkale Savaşı’nın gazisiydi. Siper nedir, kuşatma nedir, süngü nedir biliyordu.
İngiliz muhabirler ona savaş tecrübesini sorduklarında şu cevabı verirdi:
“General Townshend’i iyi hatırlıyorum. Onu 1916’da Kutül Amare’de esir almıştık.”
Türk askerleri Kore’ye ayak bastığında dünya basını onları dikkatle izledi. Gür bıyıkları, sert bakışları ve yanlarında taşıdıkları uzun süngüler müttefik askerleri bile tedirgin ediyordu.
Birleşmiş Milletler Kuvvetleri içinde hiçbir birlik bu kadar yakın dövüşe odaklı değildi.
Ve çok geçmeden bu fark kendini gösterecekti.
Kasım 1950’nin son haftasıydı.
Amerikan istihbaratı Çin kuvvetlerini küçümsemişti. Oysa Çin Halk Cumhuriyeti, yüz binlerce askerini sessizce Kore’ye sokmuştu.
Batı cephesinde Amerikan 9. Kolordusu’nun karşısında Çin 4. Alan Ordusu’nun en az 180 bin askeri vardı. Toplam kuvvet 300 bine yaklaşıyordu.
Çin taarruzu başladığında Amerikan ve Güney Kore birlikleri geri çekilmeye başladı.
Ancak Türk Tugayı’na geri çekilme emri geç ulaştı.
Dil sorunu vardı. Kunuri bölgesinde tercüman yoktu. İngilizce verilen emirler anlaşılamamıştı.
27 Kasım gecesi Çin 38. Kolordusu’nun 114. Tümeni, Türk keşif kolunu pusuya düşürdü. Ertesi gün 340. Alay, Türk savunma hatlarına yüklendi.
Akşama doğru ileri tabur tamamen kuşatılmıştı.
Ve o an geldi.
Cephane bitiyordu.
Yiyecek tükenmişti.
Geri çekilme yoktu.
Süngüler takıldı.
Göğüs göğüse çatışma başladı.
Amerikan raporlarına göre Türk Tugayı bu muharebede yaklaşık 400 kayıp verdi. Ama çemberi yarmak için geri adım atmadılar.
Time dergisi o anları şöyle yazacaktı:
“Türkler 48 saat boyunca bıçak, yumruk ve taşlarla savaştı. Üzerlerine dalga dalga gelen Çin birliklerine karşı durdular.”
Bir Amerikan komutanı geri çekilme önerdiğinde aldığı cevap tarihe geçti:
“Geri çekilmek mi?
Neden?
Bir sürü düşman öldürüyoruz.”
Türk Tugayı yaralılarını sırtında taşıyarak yaklaşık 50 mil yürüyerek çemberi yardı.
Ve bir mesaj gönderdi:
“Çemberi yardık.
Ekmek gönderin.
Yeni görev verin.”
Kunuri yalnızca başlangıçtı.
Asıl kırılma noktası, iki ay sonra Kumyangjangni’de yaşanacaktı.
Birleşmiş Milletler Ordusu geri çekilmiş, Seul yeniden düşmüştü. Amerikan 8. Ordusu Kore’yi tamamen tahliye etmeyi bile tartışıyordu.
Bu karanlık tabloyu test etmek için bir keşif taarruzu planlandı.
Görev yine Türk Tugayı’na verildi.
Hedef, Çin 150. Tümeni tarafından savunulan stratejik tepelerdi.
25 Ocak 1951 sabahı, kar diz boyuyken Türk birlikleri taarruza kalktı.
Siperler el bombalarıyla temizlendi. Süngü hücumlarıyla tepeler alındı.
İki gün süren çatışmanın sonunda Kumyangjangni tamamen ele geçirildi.
Resmi kayıtlara göre:
474 Çinli ölü,
23 esir.
Türk tarafı:
12 şehit,
31 yaralı.
Bu rakamlar cephedeki Amerikalı komutanları bile şaşkına çevirdi.
Bir Amerikan Yarbayı şöyle yazacaktı:
“Türklerin hücumu gördüğüm en kanlı muharebeydi. Buna rağmen geri çekilmediler.”
Bu zafer Çin ordusunun “yenilmezlik” algısını yerle bir etti.
Birleşmiş Milletler Komutanlığı karşı taarruz emri verdi.
Ve o andan sonra Çin cephesinde bir fısıltı dolaşmaya başladı:
“Türklerden uzak durun.”
.
Bu korku yalnızca cephede değil, esir kamplarında da hissedildi.
Kore Savaşı boyunca 234 Türk askeri esir düştü.
Çinliler beyin yıkama, korkutma ve psikolojik baskı uyguladı.
Ama Türk esirleri kırılmadı.
Kendi içlerinde askeri hiyerarşiyi korudular. Firar girişimlerinde en aktif grup oldular.
Ve savaş sonunda 234 Türk esirinin tamamı hayatta döndü.
Bu, Birleşmiş Milletler Kuvvetleri içinde bir ilkti.
1953’te ateşkes imzalandığında geriye kan, kar ve unutulmaz bir itibar kalmıştı.
14.936 Türk askeri Kore’de görev almıştı.
Yüzlercesi şehit düşmüştü.
Ama 5 bin kişilik bir tugay, 300 bin kişilik bir orduya geri adım attırmıştı.
Bu etki savaş alanını aştı.
Türkiye, NATO üyeliği için davet aldı.
18 Şubat 1952’de resmen NATO üyesi oldu.
Bugün Pusan’daki Birleşmiş Milletler Mezarlığı’nda yüzlerce Türk askeri yatıyor.
Ve Kore’de hâlâ şu söz söylenir:
“Türk askeriyle karşılaşmak, savaşın en zor senaryosudur.”
News
TÜRKLER Oradan Çıkamaz! Teşkilatın Yaptığını Görünce DONUP KALDILAR!
TÜRKLER Oradan Çıkamaz! Teşkilatın Yaptığını Görünce DONUP KALDILAR! . . . Türkler Oradan Çıkamaz Dediler Şubat 2024. Haritalarda sınırların anlamsızlaştığı,…
Layla Hassan: 1982’de Ankara’da kaybolan hamile kadın… 20 yıl sonra yıkıcı gerçek
Layla Hassan: 1982’de Ankara’da kaybolan hamile kadın… 20 yıl sonra yıkıcı gerçek .. . . . Layla Hassan: Kayıp Bir…
Dert Kutusundan Mahkemeye 707 Efsanesinin Vicdan İçin Kanunu Çiğneyişi
Dert Kutusundan Mahkemeye 707 Efsanesinin Vicdan İçin Kanunu Çiğneyişi . . . Dert Kutusundan Mahkemeye: 707’nin Vicdanı Rüzgâr, Hakkâri dağlarının…
Bir Asker İle Bir Rahibe Issız Bir Adada Mahsur Kalıyor! ( Bu Filmde Her Şey Var )
Bir Asker İle Bir Rahibe Issız Bir Adada Mahsur Kalıyor! ( Bu Filmde Her Şey Var ) . . ….
तलाकशुदा IPS पत्नी लिए पति ने दांव पर लगा दी अपनी जान, पूरी कहानी जानकर हर कोई रो पड़ा…
तलाकशुदा IPS पत्नी लिए पति ने दांव पर लगा दी अपनी जान, पूरी कहानी जानकर हर कोई रो पड़ा… ….
“50 लाख लेकर तलाक… फिर सड़क पर भीख! पति से मुलाकात ने बदल दी जिंदगी”😱
“50 लाख लेकर तलाक… फिर सड़क पर भीख! पति से मुलाकात ने बदल दी जिंदगी”😱 . . . “50 लाख…
End of content
No more pages to load






